Yazarlar (Turizm Meclisi)

Bir yerden başlamak lazım…

Murat Karabulut
Murat Karabulut
Mavi Tour

Charlie Chaplin, bir partide tanıştırıldığı tüm kadınların elini nazik bir şekilde öper. Partideki, Trump’a benzeyen petrol zengini bir Teksaslı; "Neden bütün bu kadınların elini öptün be adam?" diye sorar. Chaplin de durur mu, yapıştırır cevabı: "Bir yerden başlamak lazım dostum…"
Günlerdir bir şeyler kaleme alma niyetim var. Ama nereden başlasam bilemiyorum. Yazma işi önce okuma ile başlar derler ya, sevgili Handan’ın yukarıda linki olan yazısı vesile oldu. Onu öpüp başlayalım bakalım.

Bazen bir yazıyı okursun, çok beğensen de bir kez okumak yeter dersin, geriye dönüp okumazsın. Almışsındır alacağını çoktan. Handan’ın yazısında da böyle oldu. (Yazıyı bu linkten okuyabilirsiniz) Saptanan, ortaya konan durum belli ve usulca alıp cebe konulan mevzu çok açık. İkinci bir okuma ise yeni bir şey fark etmekten ziyade, sadece canını sıkmaya yarayacak bir işe dönüşecek. Bu kesin… 
Bu nedenle yazının bir yerinde geçtiğini düşündüğüm, ama ikinci okuma yapmadığım için emin olamadığım, belki de okurken kendi zihnimden dökülen bir cümle geliyor aklıma; 
“Bu utanç bize yeter.”
Peki, bu yazıda kıyaslama öznesi olmayı hak edenler niye hiç utanmaz ya da rahatsızlık duymaz?
Gündelik kısır sorunların dert edilmesinden ya da bunlar üzerinden sektörel siyasetin lafları ağzında gevelemesinden sıtkım sıyrılalı çok oldu. “Türkiye’nin en büyük turizm platformu, TTI İzmir "Uluslararası Turizm Ticaret Fuar ve Kongres” olarak lanse edilen etkinlik neresinden tutsan elinde kalıyor. 
ETİK Başkanı ve aynı zamanda TÜROFED Başkanının, kendine verilen dört yüz beş TL değerindeki “Sektörün Öncüsü ve Sesi Ödülünün” yüzü suyu hürmetine” TTI İzmir’in Türkiye’nin en büyük turizm borsalarından biri olarak sektöre güçlü bir ticari platformdur açıklamasını yapması gerçekleri yansıtıyor mu?
Yoksa bu TTI, “Ödül ver-plaket al. Kartvizit al-Lokum ver” etkinlikleri ile ‘Güldür güldür‘ modunda bir eğlence programı mı? 
Topu topu bir saatlik ve birkaç arkadaşa şöyle bir görünme ile başımdan savdığım ziyaret süresince, üzgünüm ama ben hiç gülemedim. Hele hele Handan’ın bahsettiği‚ “Dünya Turizmi nereye gidiyor?”  konulu Etkinlik Platformu (Ne demekse), kaynana-görümce anlaşmazlığına arabulucu ol Platformu (ile tadından yenmeyen “Sabah Programı” modunda bir şey.

Bu fuar konusunu, pardon “Türkiye’nin en büyük turizm platformu, TTI İzmir Uluslararası Turizm Ticaret Fuar ve Kongresi" konusunu sonraya bırakalım. Benim bir türlü iki kelime etme fırsatı bulamadığım, TÜRSAB GENEL KURULU’na dair birkaç söz sarf edeyim isterim. Ancak ilginçtir, deminki konunun aktörlerinden hukukçu olanı yine bu genel kurulda. Tabii ki bunda bir sıkıntı yok. Ne de olsa Genel Kurul Seyahat Acentaları için, TÜRSAB’ın işleyişi için gerekli “Tüzük Değişikliklerinin” yapılabileceği yegâne yer. Genel Kurulun İDARE EDİLMESİ için değil de elzem olan tüzük değişikleri için de yani işin içinde tabii ki bir hukuk müşaviri olmalı. Ama maalesef bu yönde hiçbir çalışma olmadığına şahitlik ettik. Ne iktidar ne de muhalefetin koskoca 3 yıl boyunca hiçbir hazırlık yapamadığı bir genel kurula şahit olduk.
Şimdi, “Elin armut mu topluyordu, sen niye yapmadın?” dediğinizi duyar gibiyim. Evet armut toplamaya kalktım, topladıklarımı da hep beraber genel kurulda yeriz diye düşünmüştüm. Ama maalesef armudu, elma ile armudu ayıramayana teslim etmişiz, heba oldu… 
Dostlar, tepe taklak giden sektöre tek bir öngörü ile gelemeyen, hiçbir yeniliğe projeksiyon tutamayan adayları oyladığımız, ama aslında kendi kendimizi oy-aladığımız bir Genel Kurul geçirdik. 
Çok üzgünüm…
Kendi adıma şunu gördüm, “Bu sektörün sorunlarının çözüm yeri ve konuşulacağı yer genel kuruldur” söylemi, şu an için koca bir yalan
Bu nedenle, bir daha ki genel kurulu beklemeden, artık ‘‘Başka bir şarkı söylemek lazım. “Birimiz mırıldanırsa, diğerimiz şarkıyı çıkarabilir. Şarkıyı tutturursak, genel kuruldaki konser bahane olur. 
Seçilmiş olan yönetim kurulu iyi niyetle çalışadursun. Mantık farklı bunu anlamamız ve ona göre aksiyon almamız gerek. Bu sistemle, bu yöntemle olmuyor, olmayacak. Kızmaya, küsmeye gerek de gerek yok.  Biz şimdi kendi şarkımıza, bir yerden girelim.
Sonrasında eşlik edecek bir koroyu zaten bir şekilde kurarız…
Sevgiyle kalın…

Yorumlar (0)