Antalya Ticaret ve Sanayi Odası’nın (ATSO) Haziran ayı olağan meclis toplantısı, ATSO Meclis Salonu’nda gerçekleşti. Toplantıda konuşan ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, İsrail-İran geriliminin küresel ekonomide ve özellikle turizm sektöründe yarattığı olumsuzluklara dikkat çekti.
İran-İsrail savaşının, özellikle Ortadoğu’daki turizm hareketlerini yavaşlattığını belirten Hacısüleyman, asıl yapısal sorunun Türkiye turizminde olduğunu vurguladı. Ona göre temel problem, artan otel yatırımlarıyla birlikte kontrolsüzce büyüyen yatak kapasitesi.
“Savaşın etkisi sadece cephede değil, ekonomide de hissedildi”
Konuşmasında “12 Gün Savaşları” olarak adlandırılan süreci değerlendiren Hacısüleyman, bu dönemin hala sona ermediğini ifade ederek, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Biliyorsunuz, son günlerde konuştuğumuz, hatta ismi bile yeni konulmaya çalışılan ‘12 Gün Savaşları’ ismiyle anılmaya çalışılan bir dönemin içerisindeyiz. Aslında bu dönem geride kalmış değil. Çünkü bugün bile, ateşkese rağmen bazı hadiselerin olabildiği ya da ateşkesin bir şekilde zedelendiğine dair haberler gelmeye devam ediyor. Bu 12 gün boyunca hem küresel ekonomide dalgalanmalar yaşandı, petrol fiyatları 62 dolardan bir anda 79 dolarlara çıktı, ardından tekrar 68 dolara düştü. Hürmüz Boğazı sorunu olabilir mi? Petrol ihracatı yapan ülkelerde sıkıntılar yaşanabilir mi? gibi sorular gündemde. Aynı zamanda, jeopolitik riskler açısından savaşın daha da yaygınlaşabileceği endişesi, tüm dünyada moralleri bozmuş durumdadır.”
“Ortadoğu etkilenirse biz de etkileniriz”
Savaşların sadece iş dünyasını değil, seyahat alışkanlıklarını da sarstığını dile getiren Hacısüleyman, Ortadoğu’ya yönelik turizm hareketlerinin gerilediğine dikkat çekerek şunları söyledi:
“Çünkü sonuçta, daha hassas olan bir bölgeye seyahat etmektense o seyahati erteleyip başka yönlere doğru gitmek, bugünlerde daha fazla talep gören bir davranış ve eğilim hâline geldi. Turizm açısından Orta Doğu’nun etkilenmesi, bizi de etkiledi ve bundan sonra da etkilemeye devam edecek.”
“Turist sayısı aynı, gelir dağılımı azaldı”
Asıl sorunun savaşlardan çok, artan yatırımlar nedeniyle arz-talep dengesinin bozulması olduğunu vurgulayan Hacısüleyman, Türk turizminde görünmeyen ama etkili bir yapısal soruna işaret etti:
“Şu andaki rakamlarımız dün (Pazartesi) itibariyle Antalya’nın sayıları geçen yılki sayılarla eşit. Şu ana kadar ciddi bir sorun yaşanmadı. Ancak birçok yerde (Turizmde düşüş mü var? Bir sıkıntı mı var?) diye soruluyor. Evet, sıkıntımız şu: Geçen yıl gelen turist sayısı, bu yıl içerisinde açılan iş yerlerimizin artmasından veya yatak kapasitesinin yükselmesinden dolayı birim başına düşen turist sayısı ya da gelir, haklı olarak azalıyor. Çünkü biz yerimizde durmuyoruz; şirketlerimizi kurmaya, iş yerlerimizi açmaya devam ediyoruz. Çünkü bir yıl içerisinde arz ettiğimiz hizmetleri ve dükkânlarımızı artırıyoruz. Ama gelen turist sayısı aynı kalınca, her dükkâna giren kişi sayısı tabii ki azalmış oluyor. Aslında kişi sayısında bir sorun görünmüyor.”
Yurt dışına çıkan Türklerin rotası değişti
TÜİK verilerini örnek gösteren ATSO Başkanı, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının yurtdışı çıkış nedenlerinin son yıllarda değiştiğini belirtti. Buna göre tatil amaçlı seyahatlerin oranı artarken, iş seyahatleri azaldı:
“Yani bizim yurt dışına çıkışlarımız sağlık sebebiyle mi, tatil amaçlı mı, yoksa iş amaçlı mı diye bakılıyor. 10 yıllık bir geçmişe baktığımızda, tatil amacıyla yurt dışına çıkan vatandaşlarımızın toplam çıkışlardaki payı 2012 yılında yüzde 30 iken, 2024’te yüzde 48’e yükselmiş. Yani yurt dışına çıkan insanlarımızın yüzde 48’i tatil amacıyla çıkıyor. Bu da iç turizmden eksilen bir pay olarak değerlendirilebilir. İş amacıyla yurt dışına çıkan vatandaşlarımızın toplam çıkışlardaki payı ise 2012’de yüzde 29 iken, 2024’te yüzde 16’ya düşmüş. Hatta 2025’in ilk 3 ayında bu oran yüzde 13,8’e gerilemiş.”
“İş insanları artık yurtdışına eskisi kadar ilgi duymuyor”
Yurtdışına iş için çıkanların azalmasının nedenlerine değinen Hacısüleyman, dijitalleşmenin ve vize sorunlarının etkili olabileceğini söylerken, bu düşüşü ciddi bir gösterge olarak değerlendirdi:
“Bunun birçok nedeni olabilir. Belki dijital dünyanın gelişmesiyle online toplantılar yapılabiliyor, belki birebir seyahatlerin sayısı bu nedenle azalmış olabilir. Ancak bir taraftan da iş dünyasının yurt dışına birebir giderek, oradaki partnerleriyle iş görüşmeleri yapması, yeni pazarlar araması bizim açımızdan son derece önemli bir gösterge olmalı. Buradaki azalmaya elbette vize rejimi açısından da bakabiliriz, ancak sonuçta tatil için de vize gerekiyor. Dolayısıyla iş dünyamızın yurt dışına çok iştahlı olmadığını da belki buradan görebiliriz. Bakalım yılın sonunda veriler halen bu şekilde devam edecek mi, onu da Ocak ayı meclisimizde hep birlikte tekrar değerlendiririz.”