Haberler

AKTOB Başkanı Kaan Kavaloğlu: 2026 yılı bizi çok zorlayacak

AKTOB Başkanı Kaan Kavaloğlu, Antalya turizmi için 2026’nın büyük sıçramaların değil, dengede kalmanın hedefleneceği bir geçiş yılı olacağını söyledi. 

AKTOB Başkanı Kaan Kavaloğlu: 2026 yılı bizi çok zorlayacak

Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Başkanı Kaan Kavaloğlu, Ekonomi Muhabirleri Derneği Antalya üyeleriyle bir araya gelerek Antalya turizminin mevcut durumu, 2025 sezonunun seyri ve 2026 yılına ilişkin beklentiler hakkında kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Kavaloğlu, ziyaretçi sayılarından ana pazarlara, fiyat politikalarından finansman ihtiyacına kadar turizmi doğrudan etkileyen başlıkları ele aldı.

Büyüme sınırlı, hedef dengede kalmak

Antalya turizminin mevcut performansını değerlendiren Kavaloğlu, ziyaretçi sayılarında artışın sürdüğünü ancak bu artışın sınırlı kaldığını vurguladı. 17 milyon eşiğinin önemine dikkat çeken Kavaloğlu, devam eden bölgesel çatışmaların yüksek oranlı büyümeleri zorlaştırdığını belirtti. 2026 yılı için beklentilerin de bu çerçevede şekillendiğini ifade etti:

“Büyük sıçramalar beklemiyoruz, çift haneli büyümelerin kolay olmadığı bir süreçten geçiyoruz. Önümüzde yine bizi çok zorlayacak, kolay geçmeyecek bir 2026 yılı var. Bu şartlar altında 18-20 milyon gibi hedeflere kısa vadede ulaşmak kolay değil. 2026 yılına baktığımızda da benzer bir tablo görüyoruz. Yüzde 1-2’lik artı ya da eksi değişimler olabilir ancak büyük sıçramalar beklemiyorum.”

Pazar dengeleri ve jeopolitik riskler

Kavaloğlu, rezervasyon verileri ve tur operatörleriyle yapılan görüşmelerin, önümüzdeki yıl için temkinli bir tabloya işaret ettiğini söyledi. Jeopolitik gelişmelerin Antalya turizmi açısından belirleyici olmaya devam ettiğini vurgulayan Kavaloğlu, özellikle Rusya pazarındaki gelişmelerin kritik olduğunu dile getirdi. Ana pazarlarda çift haneli büyüme ihtimalinin giderek azaldığını belirtti:

“Kış aylarındayız, yılbaşı yaklaşıyor ama önümüzdeki sene ile ilgili rezervasyonların da bir önceki seneki gibi geldiğini görüyoruz. Çok büyük artışları gözlemlemiyoruz. Jeopolitik konumumuz nedeniyle şu anda bir dezavantaj yaşıyoruz. Ancak Rusya-Ukrayna Savaşı’nın sona erme ihtimali durumunda turizm açısından bambaşka bir sezona evrilme ihtimali de bulunuyor. Rusya, 2019 yılında Antalya için yaklaşık 6 milyon seviyesine yaklaşmıştı, bu yıl ise ilk kez yeniden 4 milyon seviyesinin yakalanması bekleniyor. Bu rakamın aşılmasının ardından Almanya, İngiltere ve Polonya pazarlarında çift haneli büyüme ihtimali artık oldukça sınırlı görünüyor.”

2026 bir geçiş yılı olacak

Büyümenin sınırlı kaldığı dönemlerde sektörün daha kırılgan hale geldiğine dikkat çeken Kavaloğlu, 2026 yılının bu nedenle bir geçiş dönemi olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Küçük olumsuzlukların bile sektörü zorlayabildiğini ifade eden Kavaloğlu, beklentilerin gerçekçi tutulmasının önemine vurgu yaptı:

“Tur operatörleriyle yaptığımız görüşmelerde, planlanan uçuş kapasitelerinde çift haneli bir büyümenin ne beklendiğini ne de hedeflendiğini görüyoruz. Bu çerçevede 2026 yılının, 2025 yılına benzer bir seyir izleyeceğini öngörüyoruz. 2026 yılının bizim açımızdan temel özelliği bir geçiş yılı olmasıdır. Çünkü sıçrama beklenmeyen dönemlerde, en küçük makro ya da mikro olumsuzlukta risklerin çok daha belirgin hale geldiği ve sektörün zorlandığı süreçler yaşanabiliyor.”

Krizlere rağmen ayakta kalan bir sektör

Turizm sektörünün son yıllarda önemli krizlerden geçtiğini hatırlatan Kavaloğlu, buna rağmen Antalya turizminin ayakta kalmayı başardığını söyledi. 2019’daki Thomas Cook iflası, pandemi süreci ve sonrasında yaşanan ekonomik baskıların sektörü zorladığını ancak yönetilebilir olduğunu ifade etti.

Bu süreci şu ifadelerle değerlendirdi:

“Deprem sonrası yaşanılan finansal kriz, enflasyon baskısı ve kur sabitlemesinin oluşturduğu baskı bizi çok zorlayan bir döneme neden oldu. 2025 yılını da çok kolay atlattık diyemeyeceğim. Uzun zamandır dirayet kelimesini kullanıyorum; krizi yönetmeyi bilen, zor şartlarda bir araya gelmeyi bilen bir sektörüz. Bu dirayetle 2025 yılını atlattık. 2026 yılına olumlu bakmaya çalışıyoruz ama önümüzde yine bizi çok zorlayacak, kolay geçmeyecek bir 2026 yılı var.”

Mevsimsellik ve sezon beklentisi

Kış aylarının Antalya turizmi açısından her zaman zor geçtiğini belirten Kavaloğlu, özellikle Aralık ve Ocak aylarında doluluk oranlarının düştüğünü söyledi. 2026 yılında bahar aylarının iklim geçişi nedeniyle dikkatle izleneceğini ifade etti.

Kavaloğlu, sezon beklentisini şu sözlerle aktardı:

“Kış ayları Antalya turizmi için en zor dönem. Aralık ve Ocak aylarında doluluk oranları düşüyor, yılbaşı ve Noel dönemlerinde kısa süreli bir hareketlilik yaşanıyor. 2026 yılında özellikle Nisan ve Mayıs aylarının zor geçmesini bekliyoruz. Haziran itibarıyla yüksek sezon başlıyor ve Kurban Bayramı ile birlikte 2026’da tam anlamıyla yüksek sezona girileceğini öngörüyoruz.”

Ana pazarlar değişmiyor

Antalya’nın temel kaynak pazarlarının Rusya, Almanya, İngiltere ve Polonya olduğunu belirten Kavaloğlu, bu sıralamanın önümüzdeki dönemde de değişmesini beklemediğini söyledi. Ukrayna pazarında savaş sonrası toparlanma sinyalleri alındığını, yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının da önemli bir kaynak oluşturduğunu ifade etti:

“İlk dört pazarımız Rusya, Almanya, İngiltere ve Polonya ve bu sıralamanın değişmesini beklemiyoruz. Ukrayna pazarında savaş sonrası yeniden bir hareketlilik görüyoruz. Avrupa’da yaşayan Ukraynalılar tatil tercihlerinde Antalya’yı öne çıkarıyor. Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarımız uzun süreli konaklamalarıyla sektöre ciddi katkı sağlıyor. İç pazarda da erken rezervasyon alışkanlığının giderek yaygınlaştığını görüyoruz.”

Fiyat politikası ve rekabet vurgusu

Türkiye’nin artık düşük fiyatlı bir destinasyon olmadığını belirten Kavaloğlu, fiyat artışlarında dengeli davranmanın zorunlu olduğunu söyledi. 2026 yılı için çift haneli fiyat artışlarından kaçındıklarını vurgulayan Kavaloğlu, rekabetçiliğin korunmasının temel hedef olduğunu ifade etti.

Bu yaklaşımı şu sözlerle dile getirdi:
“Türkiye artık eskisi kadar indirimli bir ülke değil. Avrupalıya, Rusya pazarına ve iç pazara yönelik olarak hak ettiği geliri elde etme sürecinde olan bir ülkeyiz. Fiyatların sürekli çift haneli oranlarda artırılması halinde rekabetçi olma özelliğinin kaybedilmesi riski ortaya çıkıyor. Bu riski yaşamamak için dikkatli hareket ediyoruz. Bu nedenle 2026 yılında çift haneli bir fiyat artışı yapmamayı tercih ettik. Hem Türkiye’de hem de Avrupa’da alım gücünün azaldığı bir dönemde, fiyatları gereğinden fazla artırmanın dengeleri bozacağını görüyoruz.”

“Turizm milli bir sektördür”

Turizmin Türkiye için stratejik ve milli bir sektör olduğunu vurgulayan Kavaloğlu, finansal desteklerin artırılması gerektiğini söyledi. Özellikle restorasyon ve yenileme yatırımları için uygun maliyetli kredi imkanlarının önemine dikkat çekti.

Kavaloğlu, sektörün beklentisini şu sözlerle ifade etti:

“Turizm ülkemiz için milli bir sektör ve yatırımların büyük bölümü öz kaynaklarla yapılıyor. Kamu ve özel bankaların turizm sektörüne yönelik kredi imkanlarını artırmasını bekliyoruz. Geçiş yılı olarak gördüğümüz 2026’yı ilave bir vergi yükü altında kalmadan tamamlamamız gerekiyor. Sektör ekstra bir vergi yükünü kaldıramaz. Turizm sektörü kazandığını yine sektör içinde değerlendiren, yatırımlarını kendi kaynaklarıyla yapan yapısıyla gerçek anlamda milli bir sektördür.”

 

Yorumlar (0)