Handan Atamer Engin / TÜM YAZILARI
Handan Atamer Engin
Handan Atamer Engin

Kites Group CMO

TÜM YAZILARI
Turizmin Son Şafağı: Türkiye'nin Karanlık Yolculuğu... Bir zamanlar, doğunun ve batının birleştiği noktada, efsanevi güzellikleri ve zengin tarihiyle parıldayan bir ülke vardı: Türkiye. Bu ülke, dünyanın dört bir yanından gelen gezginlerin rüyalarını süsleyen bir cennet gibiydi.
Güvenilir Limanlar... Ve hikâye şöyle başladı; bir gün, seyahat acenteleri etik değerlerin ışığında bir araya geldiler ve turizmin tarihî ve kültürel mirasını paylaştılar. "Turizm, insanlığın tarihî yolculuğunun bir parçasıdır ve biz bu yolculuğun rehberleriyiz" dedi biri.
Ben turizmciyim... Dünya denen yerkurede her an bir felaket, afet, savas hayatın doğal akışında. Ben turizmciyim… Gıda üreticisinden, battaniye üreticisinden, otomotiv üreticisinden, inşaat malzemeleri üreticisinden hiçbir farkım yok.
Biz ne yapıyoruz? Biz gerçekten ne yapıyoruz? Bölge seçimlerinde birbirimizi tehdit ediyoruz. Kanlı bıçaklı oluyoruz. Genel kurullarda birbirimizi hasım görüp ağzımıza geleni söylüyoruz.
İtina ile mesleğinin geleceğini ipotek etmek... “Merkezleri İstanbul’a en çok 300 km mesafede olan üyeler için KDV dahil 2.000 TL’ye kadar; merkezleri İstanbul’a 300 km'den uzak olan üyeler için ise KDV dahil 3.000 TL ye kadar kısmı karşılanacaktır.
Celladına aşık MICE sektörü Kimilerine göre MICE sektörünün gözbebeği. Kimilerine göre gurur kaynağı. İşin kurucusuna göre de “creme de la creme”. ACE of MICE… MICE’in “AS”ı… Bana göre ise kesinlikle; MICE sektörünün kendi ayağına sıkması.
Tilki kümesi iyi tanıyor diye bekçi yapılır mı? 08 Ekim 2020’de gene bu platformda yazdığım “Suç Kimde” adlı yazımda sadece 3 cümle ile geçiştirmişim esas suçluyu. (https://www.turizmajansi.com/haber/suc-kimde-h41168) Oysa geldiğimiz noktada; Suçlu delegeler olarak tamamen bizleriz diye düşünmeye başladım.
Diyorum da... Dünyanın dönüşü hariç her şeyin durduğuna tanıklık ettiğimiz günlerden yok pardon koskoca 2 yıldan geçtik. Eski düzene dönemeyeceğimiz kesin. Yeni normal neyse onu da bir türlü anlayamadık ya zaten.
Normalleşmek istiyor muyum? Normalleşmek, günümüzün moda sözcüklerinden biri. Hatta en çok özlem duyulan olgu. O halde; kademeli normalleşiyoruz derken neyi kastediyoruz? 2019 yılının Ocak ayına geri dönecek, oradaki yaşantılarımıza, işimize, o süreçteki yoğunluğumuza ve planlarımıza yeniden kavuşacak mıyız? Şahsen bir yandan normalleşiyoruz derken bir yandan da “yeni normal” sözcüklerini yaşantımıza adapte etmeye çalışan bir dünya sistemi ile karşı karşıyayız diye düşünüyorum.
2020'den 2021'e! 7 gün ya da 1 hafta kaldı bitmesine. Pek çoğunuz 2020 yılının bir an önce bitmesini istiyor ve hatta bazılarınızın eline süpürge alıp kovalamaya çalışacaklarına bile eminim:) Oysa ben hiç bitip gidenlerin ya da geride kalanların ardından kötü konuşmam.