Bir yere kaç kez gittiğinizde ‘görmüş’ olursunuz?
Bakmayın böyle bir soru sorduğuma, ben de bilmiyorum yanıtını… Belki siz biliyorsunuzdur…
İmkân, zaman, para, sağlık, seyahat isteği ve enerjisi… Bunlara ve fazlasına sahip olanlar gittikleri, gördükleri yerlere her 8-10 yılda bir yine gitmeli. İyiye ya da kötüye giden tüm değişimleri ancak böyle fark edebilir insan…
Bu girişi yapmama neden olan ülke Güney Kore… Son yıllarda Hallyu denilen Kore popüler kültür akımıyla tüm dünyada fırtınalar estiren ülke… 2002 ve 2008 yıllarında olmak üzere geçmişte iki kez ziyaret etmiştim Güney Kore’yi. Bu yıl bir kez daha kısmet oldu. Önceki ziyaretlerimin birinde sebep Dünya Kupası, diğerinde ise dünya çapında Güney Kore markalarından birinin fabrikasının tanıtımına yönelik iş ziyaretiydi. Elbette ilk iki ziyaretimde de turistik unsurlar vardı. Bu sefer ise tamamen turistik bir seyahatti. Ama bu kez farklı olan, ülkenin geçen zamanda turistik açıdan kazandığı olağanüstü canlanmayı görmem oldu.
Ülkenin turistik ruhuna geçmeden önce şu hususun altını önemle çizmek isterim: Kore savaşında Türkiye’nin verdiği askeri destek için hâlâ minnet duyuyorlar ve Türkleri çok seviyorlar. Ayrıca şu an itibariyle dünya çapında hem resmi hem de halk düzeyinde Türkiye’yi ‘Türkiye’ olarak telaffuz eden tek ülke olabilir… Türkiye 2021 yılından bu yana uluslararası platformlarda, Turkey yerine Türkiye’yi kullanıyor.
Devasa şehir Seul
Şimdi gezmeye başlayabiliriz…
Seul’den başladığınız Güney Kore seyahatinizde birkaç gün Seul’de keyifli bir tur yapabilirsiniz. Seul, gökdelenleriyle insan trafiğiyle devasa kalabalık bir şehir izlenimi veriyor. Ancak son derece düzenli. Güvenlik konusunda hiçbir şüphe belirmiyor kafanızda. Çok kapsamlı bir metro ağı var. Tüm şehri metroyla dolaşabilirsiniz. Yetişkinler için tek kullanımlık 1.350 won civarında. Yani yaklaşık 30 lira. Günde 20 geçiş içeren turistik kart seçenekleri de mevcut.
Changdeokgung Gizli Bahçe, Geleneksel Bukchon Hanok Köyü, Dongdeamun Design Plaza, Cheonggyecheon Stream’de yürüyüş… Kore rüzgarına kapılanlardansanız Cheonggyecheon’de es geçmemeniz gereken bir yer var: HIKR Groung K-Pop Deneyim Merkezi. Kendinizi bir Kore dizisi içindeymiş gibi hissedebilirsiniz… Bu caddeyi bölen Cheonggyecheon Deresi’nin de ilginç bir hikayesi var: 1950’lerde bu derenin üzerine bir otoyol inşa ediliyor. 2000’lerin başında da otoyol kaldırılıyor ve dere ıslah ediliyor. Sonuç; bugün turistik açıdan en popüler yerler arasında…
Şehre şöyle bir tepeden bakmak isterseniz… Lotte World Tower Seoul Sky’da veya Seul Tower’da panoramik manzaralar bulabilişiniz. Lotte World Tower Seoul Sky’da cam teras üzerinde 472 metreden aşağıya baktığınızda adrenalininiz tavan yapabilir dikkat…
Peki hiç alışveriş imkânı yok mu? Olmaz mı? Fazlasıyla alışveriş merkezi seçeneğinin yanı sıra Myeondong Caddesi’nin ambiyansı çok güzel. Bizim Nişantaşı gibi desem, değil? İstiklal Caddesi gibi desem, değil? Alışveriş ağırlıklı ama caddenin havası da orada bulunduğunuzda büyük bir keyif hissi veriyor. Ancak kalabalık biraz yoruyor. Birçok mağazada direkt kasada tax free uygulaması var.
Aslında şehrin merkesinde çok da alışveriş planı yapmanıza gerek yok. Örneğin Dongdeamun’da yürüyüş hattınızda birçok AVM görüş alanınıza giriyor. Aynı bölgede yine açık havada gece pazarı kilometrelerce uzuyor. Ayrıca şehir içinde duty free konseptli AVM’ler mevcut. En ünlüsü The Shilla Duty Free. Belli bir tutarın üzerindeki alışverişinizi yapıp, ürünü alıp öylece çıkamıyorsunuz. Geri dönüş tarihinizde havaalanında teslim ediyorlar. Bu arada Namdeamun Pazarı da oldukça popüler alışveriş noktaları arasında.
Alışveriş konusunda özellikle bir parantez açmak isterim. Güney Kore’de kozmetik ve özellikle de cilt bakım maskeleri endüstri haline gelmiş. Sadece el, ayak, yüz, yanak, çene vs bakım maskeleri satılan, sayamayacağınız kadar çok sayıda dükkân sıralanıyor yan yana… Dünyanın hiçbir yerinde sadece bakım maskesi satılan dükkan görmediğimi belirtmek isterim.
Bu arada Uzakdoğu inanç sistemi ilginizi çekiyorsa yarım gününüzü de tapınak ziyaretine ayırabilirsiniz. Daegwangsa’da önceden rezervasyon yaptırma imkânınız olursa tapınakta konaklama deneyimi de yaşayabilirsiniz.
Küçük ama çok şirin: Jeonju
Elbette diğer saraylar, müzeler derken ziyaret listesi çok uzatılabilir… Birkaç günde hepsine zaman ayırmak mümkün değil. Bunun için Seul’de kalma sürenizi uzatmanız gerekebilir. Ama Seul’de şimdilik bu kadar derseniz ve güneye doğru uzanmak isterseniz çok keyifli bir güzegah önereceğim. Seul’de geçirdiğiniz 2-3 günün ardından Jeonju’ya doğru yola çıkabilirsiniz. Bunun için en iyi yol araç kiralamak. Yaklaşık 3 saat süren yolculuğun ardından sizi çok keyifli bir şehir bekliyor. Güney Kore’nin en popüler turistik destinasyonlarından biri. Görülecekler listesinde Geleneksel Hanok Köyü, Gyeonggijeon, Jeondong Katedrali, Jeolla Gamyeong, Jeonju Hyanggyo, Jeonju Nanjang, Jeonju Nambu Pazarı… Hepsi de yürüme mesafesinde. Şehirde yemek ve konaklama seçenekleri de fazlasıyla var.
Boseong’da çay saati
Ertesi gün yaklaşık iki saat saatlik bir yolculukla Boseong Çay Plantasyonu’na ulaşabilirsiniz. Kartpostallık görüntülere hazır olun. Gitmişken de yeşil çay dondurmasını mutlaka deneyin. Kore Çay Müzesi’ne uğrayın ve çay seremonisi izleme şansınız varsa mutlaka izleyin…
Yükseklik korkunuz yoksa Yeosu’da teleferik
Boseong’dan Yeosu’ya hareket vakti… Yaklaşık 1 saat sürüyor. Yeosu Maritime teleferik yolculuğuyla bu şehre de şöyle tepeden bakabilirsiniz. Yeosu merkezi akşamları oldukça ışıltılı ve canlı. Akşam iskele meydanında canlı konsere denk geldik. Çok ilgi çekiciydi. Karaoke barlar epey fazlaydı. Zaten Güney Kore karaokenin ana vatanı. Yemek konusunu yine meydandaki kafe-restoranlarda halledebilirsiniz. Şehrin akşamını gördükten sonra geceyi Yeosu’da geçirmek en iyi seçenek…
Size özel tren: Skycube
Ertesi günün planında bulunan Suncheon Sulak alanı, Yeosu’ya bir saat mesafede. Ekolojik teknelerle tura katılabilirsiniz. Sulak alandan Suncheon Bay National Garden’a SkyCube denilen tek vagonluk elektrikli trenler var. Güney Kore seyahatinden ‘aklına gelen ilk üç şeyi say’ derseniz ilk önce SkyCube derim. Sevimli ötesi bir deneyim. Teknolojinin, gelenekselin ve doğanın iç içe nasıl geçtiğine tanık olabilirsiniz.
Tek vagonlu tren (4-5 dakika yolculukla) Suncheon Bay National Garden’a bağlanıyor. 11 ülkeyi sembolize eden bahçelerden oluşan dev bir botanik bahçesi. 11 ülke arasında Türk bahçesi de var. Türkiye’yi ne kadar sevdiklerinin bir göstergesi daha… Türk bahçesi güllerle dolu ancak ben oradayken henüz açmadıkları için olsa gerek doğrusu ‘işte bu bizim bahçe’ dedirtmiyor…
Tipik bir halk köyü Naganeupseong
Suncheon’a gitmişken tipik bir halk köyü olan Naganeupseong’a da uğrayın mutlaka. Halk köyü dediğime bakmayın… Temelde halk köyü, ancak modernize edilmiş ve turistik unsurlarla öne çıkarılmış. Görsel açıdan görmeye değer…
Güney Batı’da en uca geldik… Peki şimdi?
Şimdi Seul’e, sonra da eve dönme zamanı… Kiralık aracınızı bıraktıktan sonra Seul’e geri dönüş için en iyi yöntem Suncheon’dan hızlı tren. 3 saat sürüyor… Fiyatı ekonomik sınıfta ortalama 30 dolar civarında.
Fiyat demişken, son söz olarak birkaç bilgi daha bırakayım: Müzelerde ücret uygulaması müzeden müzeye değişiyor. Sözgelimi en turistik, en ziyaret edilmesi gereken Natonal Muzeum of Kore’ya giriş ücretsiz. Seul’deki Changdeoksung Gizli Bahçe’ye giriş 3 bin won, yani yaklaşık 70 lira. Buraya geleneksel kıyafetle giriş ücretsiz deniyor. Ancak bu bilgiyi teyit edemedim. Öyle olma ihtimali yüksek çünkü ziyaretçiler arasında geleneksel giysili kadın ve erkekler ağırlıktaydı. Konaklama konusunda genel bir fiyat vermek zor. Her bütçeye uygun konaklama imkânı olduğu söylenebilir. İki kişi, 100-150 dolara düzgün bir beş yıldızlı otelde konaklayabilir.
Haber/Fotoğraflar
Belma Toprak