Hürriyet Gazetesi’nin köşe yazarlarından Taha Akyol bugünkü köşe yazısında Türkiye turizmini mercek altına aldı. İşte Türkiye turizminin kurtuluşu için Taha Akyol’un sunduğu reçete…
Hürriyet Gazetesi’nin köşe yazarlarından Taha Akyol bugünkü köşe yazısında Türkiye turizmini mercek altına aldı. Türkiye turizmde yaşanan düşüşün önemli nedenlerinin “imaj sorunu” ve OHAL’in yabancıların gözünde oluşturduğu olumsuz algının olduğunu belirtti.
Turizmde bu yıl yeniden hareketlilik yaşandığını belirten Taha Akyol; düşük seyreden turizm gelirlerine dikkat çekti “Doluluk oranları artıyor fakat para getirmiyor; çünkü Batı’dan “paralı turist” gelmiyor.” diyen Akyol, bu turist kesimini kazanmak için yapılması gerekenleri ele aldı.
İşte o yazının öne çıkan kısımları…
“Dün araştırdım, çok kötü bir yıl olan 2016’da Türkiye’ye gelen bir turist ortalama 602 dolar harcamış. Ama yurtdışına turizm amaçlı giden Türkler ortalama 973 dolar harcamış!
Neden acaba?
Yurtdışına gidip iyi para harcayan Türkler kimlerdir? Eğitim ve gelir düzeyi yüksek olanlar... Yurtdışına gittiklerinde değişik şehirlere, müzelere, tiyatrolara, konserlere gidiyorlar, orijinal restorasyonlar arıyorlar... Bol para harcattıran Disneyland gibi yerlerin müdavimi oluyorlar.
Türkiye’ye gelen turistler ise “deniz, kum, ucuz otel ve yiyecek” öncelikli kesimlerdir; fazla para bırakmıyorlar.
Bizim Batı’dan da Doğu’dan da iyi paralı, iyi eğitimli turist çekmemiz için “daha çok reklam”ın etkisi elbette olur, ama daha önemlisi dünyanın “iyi eğitimli ve iyi paralı” kesimlerinde Türkiye imajının iyi olmasıdır.
BAKANLIKTAN RİCA EDİYORUM
İyi eğitimli, iyi gelirli turistin kültürel ve entelektüel merakları daha yüksek ve çeşitlidir. Daha çok gazete ve kitap okur. Maddi konfor kadar onlar için ‘kavramlar’ da çok önemlidir.
Terör ve darbe belalarının olumsuz etkileri bellidir. Ama her ülkede terör olabildiği gibi bizim yöneticilerimizin iç politikada Türkiye’yi “OHAL’siz yönetilemez ülke” olarak takdim etmeleri, bu olumsuz etkiyi daha da artırmıyor mu?
Onun için iş dünyası haklı olarak “OHAL kalksın” diyor.
Bu hükümet, OHAL ilanından önce terörle mücadele edemiyor muydu, ediyordu elbette?
Üstelik OHAL’in siyasi baskı için kullanıldığı yolundaki haberler de az değil. Politikacıların iç politikada “tehlike büyük” duygusu yaratmak için profesyonel gazetecileri bile terörist ilan etmesi... Eserleriyle ve çalışmalarıyla tanınan akademisyenleri üniversiteden atması, yurtdışı yasakları konulması nasıl bir imaj yaratıyor?
Ya Türkiye’nin “çok tehlikeli” olduğu ya da iktidarın “otoriter” olduğu...
İkisi de Türkiye’nin hem imajını hem yüksek turizm beklentilerini olumsuz etkiliyor, çekingenlik yaratıyor.”
Yazının tamamını okumak için tıklayınız.