Haberler

Turizmciler çıkmazda: Tarihi yapılar için ayrı bir yangın yönetmeliği gerekli

Turizm sektöründe özellikle yangın yönetmeliği, imar uygulamaları ve koruma kurulu süreçleri nedeniyle yaşanan sorunlar her geçen gün büyüyor.

Turizmciler çıkmazda: Tarihi yapılar için ayrı bir yangın yönetmeliği gerekli

Ege Bölgesi’ndeki turizmciler bu konuda alarm vermeye başladı.

İzmir, Manisa, Uşak ve Kütahya’da faaliyet gösteren çok sayıda turizm işletmesinin; hem itfaiye yönetmeliklerine, hem de koruma kurulu kararlarına aynı anda uyum sağlamaya çalışırken ciddi bir çıkmazın içine girdiği açıklandı.

Uygulama sahadaki gerçeklikle örtüşmüyor  

Ege Turistik İşletmeler ve Konaklamalar Birliği(ETİK) Başkanı, Türkiye Otelciler Federasyonu(TÜROFED) Başkan yardımcısı Mehmet İşler, özellikle tarihi ve tescilli yapıların yoğun olduğu bölgelerde işletmelerin iki ayrı mevzuat arasında sıkışıp kaldığına dikkat çekti.  Alaçatı, Şirince, Foça, Birgi gibi tarihi dokusuyla öne çıkan destinasyonlarda işletmelerin yangın yönetmeliğine uygun hareket etmek istediklerinde bu kez Anıtlar ve Koruma Kurulları’nın mevzuatına takıldığını belirten Mehmet İşler zamanın daraldığını, turizmde yeni krizler yaşanmaması için hızlı ve akılcı çözümler üretilmesi gerektiğini söyledi.

Mehmet İşler sözlerine şöyle devam etti; “Bugün Alaçatı’daki taş bir konağa, Foça ya da Şirince’deki tarihi bir yapıya modern yangın sistemi koymak istediğinizde, koruma kurulu devreye giriyor. Çünkü yapının tarihi dokusuna müdahale etmiş oluyorsunuz. Ama bunu yapmadığınız zaman da bu kez itfaiye yönetmeliğine takılıyorsunuz. İşletmeci iki farklı kurum arasında sıkışıp kalmış durumda. Özellikle butik oteller ve tarihi konakların büyük bölümü birbirinden bağımsız, iki katlı ve taş yapılar.  Birçoğunun ayrı girişleri, ayrı çıkışları var. Allah korusun, hiçbir yerde yangın olmasın. Ama bu yapılarda yangın riski gökdelen tipi yapılara göre çok daha düşük.  Buna rağmen büyük şehirlerdeki çok katlı yapılara uygulanan mevzuatın aynısı burada da uygulanıyor. Mevcut uygulama sahadaki gerçeklikle örtüşmüyor. Turizmci güvenlikten kaçmıyor. İnsan hayatını riske atmayı aklından bile geçirmiyor. Ama tarihi bir taş konağa uygulanamayacak şartlar getirildiğini görüyor ve ne yapacağını bilemiyor. Yaparsa koruma kuruluna takılıyor, yapmazsa itfaiyeye takılıyor. Sonuçta da ruhsat alamıyor.”

İtfaiyelere yapılan müracaatlar sonuçlanmıyor  

Yangın uygunluk raporları ve itfaiye süreçlerinde ciddi bir yavaşlık yaşandığını, birçok işletmenin aylar önce yaptığı başvurunun sonuçlanmadığını hatırlatan Mehmet İşler, “ İtfaiyelere verilen dilekçeler sonuçlanmıyor. Süreler daralıyor, sezon yaklaşıyor. İşletmeler ne yapacağını bilemiyor. Yatırım yapılmış, personel alınmış, rezervasyon açılmış ama belge süreçleri tamamlanmayan turizmci bu belirsizlikle kıvrandırılıyor. Her dönem yeni bir yönetmelik, yeni bir genelge, yeni bir uygulama geliyor. Mevzuat yamalı bohçaya dönmüş durumda. Birbiriyle çelişen uygulamalarla nefes alamaz hale geldik. Türkiye’nin artık parçalı değil bütüncül bir sisteme ihtiyacı var.  Öncelikle tarihi dokuyu, turizmi, güvenliği ve sürdürülebilirliği birlikte ele alan çağdaş bir imar yasasına ihtiyaç var. Bunun ardından da o imar düzeniyle çelişmeyecek, uygulanabilir ve gerçekçi bir yangın yönetmeliği oluşturulmalı. Bugünkü sistemde kurumlar birbirine ters düşüyor, bedelini ise yatırımcı ve turizm sektörü ödüyor. Ege Bölgesi’nde turizm sadece ekonomik değil kültürel miras açısından da stratejik öneme sahip. Bu tarihi bölgeleri koruyalım derken işletmeleri çalışamaz hale getirmemeliyiz. Koruma ile yaşatma arasındaki dengeyi kuramazsak, tarihi kentlerimizi boşaltırız. Turizm sektörü, ilgili bakanlık, yerel yönetim, koruma kurulları ve itfaiye birimleri temsilcileri olarak, ortak bir masa etrafında toplanmalı ve turizmciyi sezonda strese sokmayacak hızlı bir çözüm üretmeliyiz” dedi.

Yorumlar (0)