Thales’ten Reina’ya turizm

Mehmet Güneli
Mehmet GüneliProntotour İçerik ve Yayın Yönetmeni
sayfayı yazdır, turizm ajansı
03 Ocak 2017, 11:42

Geçtiğimiz aylarda TURAD Başkanı Bahattin Yücel ve Didim Belediye Başkanı Deniz Atabay’ın katkılarıyla markalaşma ve sürdürülebilirlik mottosuyla Didim’deki Apollon Tapınağı’nda I. Thales Buluşması gerçekleştirildi.

Yazılan çizilenlerden okuduğum kadarıyla etkinlikte Thales’in matematikçi kimliğinin öne çıkarıldığı ve pek çok akademisyenin bu yönüyle düşünürü anlattığı, gelecek yılki buluşmada ise felsefeci tarafının öne çıkartılacağı vurgulanmış. Miletos Okulu’nun Anaksimenes ve Anaksimandros ile birlikte evrenin ilk ana maddesi (arkhe) sorununu çözmek için akıl yürüten Thales hem formel bilimlere hem pozitif bilimlere katkı sağlamış felsefenin kurucularından kabul edilen bir düşünür. Keşke bu yıl önce felsefeci tarafı anlatılsaydı. Neyse…

Şimdi böyle bir etkinliğin turizmle ne ilgisi var diye soracaksınız? Didim Belediyesi’nin bu etkinliği salt akademik ve kültürel buluşmanın ötesinde destinasyonun pazarlanması için üst yapının önemini ortaya koyan ve ürünü çeşitlendiren bir proje. Thales, Ege’nin bu şirin coğrafyası için yaşatılması gereken güçlü bir tarih ve kültür figürü. Her kentimizin geçmişten bugüne taşıdığı ve dünya kültür mirasına katkı sunabilecek değerleri var ki önemli olan farkındalık yaratarak bu öğeleri vitrine çıkarabilmek.

Tabii bana; yeterince alt yapı ve şehirleşmenin olmadığı bir yerde üst yapı kurmanın zorluklarından haklı olarak söz edebilirsiniz. Ancak alt yapı iyileştirmeleri yapılırken üst yapı unsurlarını da düşünüp kurgulamak gerekiyor. Yoksa çok geç kalabilirsiniz ki zaten farkındalık için yeterince geç kalındı. Dur şuraya yol yapayım; imar mevzuatını düzelteyim de sonra kültür ve sanata bakarız demek en büyük yanılgı.

Burada temel mesele ortaya koyduğunuz ürünün yerelde ne kadar benimsendiğidir. Yerel halk bu değerleri içselleştirebiliyor, turizme dönük bir bağlam oluşturabiliyor mu? Siz önce kendi halkınıza inandırıp onları ikna etmek zorundasınız. Yoksa her yıl akademisyenler gelir; güzel yemekler yenir; Thales’in ruhu şad edilir biter.

Maalesef yerelde insanlarımız sahip oldukları tarihi birikimin farkında değiller; kültürel mirası korumak konusunda özverili davranmıyorlar. İşin içinde rant varsa pragmatik yaklaşımlar bazen koruyucu olabiliyor ama belediye ve entelektüellerin mücadeleleri sadece gazetelere haber oluyor.

Kendi yaşadığı coğrafyanın geçmişine kaç kişi dokunabiliyor? Turizm yerelin dünyasında başlar. O bölge halkı bu geçmiş dediğimiz binlerce yıl öncesine yabancı kültür veya bizzat “gavur” edebiyatıyla bakmaz da sahiplenirse çocuklara ve gençlere anlatırsa, yaşatırsa, turizm de olur barış da..

Gitgide daha çok gerilen ve bazı konularda ayrışma noktasına gelen toplumsal yapıyı bir arada tutacak olan eğitim, kültür ve sanata olan yatırımdır. Ancak OECD’nin PISA sonuçları eğitimde geldiğimiz noktayı gösteriyor. Okur - yazarlığı yerlerde gezen bir topluluğa Thales’in evrenin ilk ana maddesinin “su” olduğunu anlatarak nihayetinde turizm yapmak ne kadar doğru artık bilemiyorum. Ben bunu umutsuzca söylesem de Didim Belediyesi bunu inadına yapmaya devam etmeli.

Hiç bir sene bu kadar çok, yeni yıl ile Noel’in aynı şey olmadığını gereksiz bir şekilde anlatmak zorunda kalmamıştım. Toplumun bir akıl tutulması yaşadığı ortada. Yıllar öncesinde aşmış olmamız gereken kısır tartışmalar büyüyerek devam ediyor. Birey değil biat kültürüne dayalı bir nesil yetişiyor. Siz böyle bir dönemde nasıl turizm yapacaksınız? Öte yanda ise turizmin en büyük düşmanı terör var.

Evet, terörün olduğu yerde turizm yapmak çok zor… Siz ağzınızla kuş tutsanız bile savaşın ve terörün olduğu yere turist getiremezsiniz. Üstelik özgürlüklerin her gün batı medyasına malzeme olduğu, hukukun tartışıldığı ve belki tüm bunlar üzerinden tarihsel mesafeli duruşlarını koruyanların son yılların popüler kavramı “algı yönetme” fırsatı yakaladıkları bir dönemden geçiyoruz. Aslında en çok uzlaşmaya gereksinim duyduğumuz ve buradaki samimiyeti yurtdışına göstermeye ihtiyacımız olan günlerdeyiz.

Yılbaşı gecesi İstanbul’un turistik yerlerinden biri olan eğlence mekanı Reina’da içinde turistlerin de olduğu insanların öldürüldüğü bir terör eylemi gerçekleştirildi. Bu ilk değildi; ama umutla baktığımız 2017’nin ilk terör eylemiydi. Hem de daha yeni yıla gireli 2 saat bile olmamıştı. Kadın, çocuk tacizlerine karşı çıkamayanların yeni yıl kutlamasına karşı çıktıkları ve bu kutlamayı yapanların ötekileştirilmeye başlandığı bir dönemden geçiyoruz. Toplumsal atmosferin birbirini anlama ve güvenme duygusundan tamamen uzaklaştığı bir ayrışmaya gidildiği görülüyor. Bu iklim ne kadar turizme yarar?

Terörün her türlüsüne karşı durmalı insanlık. Nereden gelirse gelsin kınamalı. Amasız, lakinsiz lanetlemeli. Terörü kınamak için toplanmak sadece teröre karşı çıkmak değil birlikte olmanın, işlerin devam ettiğini, yılmadığımızı göstermenin de bir kanıtı. O nedenle meslek birlikleri Reina’ya karanfil bırakmaktan vazgeçmemeli. Ama Reina gibi turistik eğlence mekanlarının, büyük otel ve alışveriş merkezlerinin “güvenlik” zafiyetleri de masaya yatırılmalı. TURYİD ve TÜROB gibi kurumlar üyelerine dönük güvenlik odaklı toplantılarının sayısını artırmalı; şehrin güvenlik kurumları da buna katılmalıdır.

Turizmi korumak; barışı korumak kadar değerlidir.

Evet yeni bir yıla girdik ama bizim yeni bir yıldan çok yeni bir insanlığa ihtiyacımız var.

Sağlıcakla…

Yorumlar