Haberler

Rodos Heykeli: Bir mimari ve mühendislik şaheseri

Rodos Heykeli: Bir mimari ve mühendislik şaheseri

Helenistik dönemin en iddialı, en uzun, zamanının Yedi Harikaları arasına girmiş şaheseri olan Rodos Heykeli’nden bahsedelim. Antik Yunan dünyasının büyülü perdeleri ardında yükselen bu eşsiz yapı, Akdeniz’deki Yunanistan’ın On iki Adalar’ının en büyüğü olan Rodos Adası’nda yer alıyordu.

MÖ 226 senesinde son derece şiddetli bir deprem sonucu çöken Rodos Heykeli’nden günümüze hiçbir kalıntı kalmasa da heykele dair birçok konu hala bilim insanlarınca tartışma konusu.

Örneğin kimi araştırmacılar bu görkemli heykelin boyunun 34 metre olduğunu iddia ederken, antik kaynaklardan referanslar göstererek gerçek boyutun 49 metreye vardığını söyleyenler de var. 15 metrelik üç basamaklı bir platform üzerinde yükselen bu devasa heykelin tam olarak nerede olduğu da bir başka tartışma konusu. Uzun zaman boyunca ismini aldığı Rodos Limanı’nın girişinde olduğu ve bacaklarının arasından gemilerin geçtiği düşünülse de son zamanlardaki yaygın inanış heykelin limana bakan bir tepeye konumlanmış olduğu yönünde.

Bugün kimsenin tam olarak nasıl göründüğünü bilemediği, yalnızca tahmin etmekle yetindiği Rodos Heykeli, günümüz rekonstrüksiyon çizimlerinde dik biçimde tasvir edilir ve genel olarak en çok kabul gören hali de budur.

Ne nasıl göründüğünden ne de tam olarak nerede olduğundan emin olamasak da bu durum her yıl binlerce kişinin Rodos Heykeli’nin bir zamanlar yükseldiğini düşündükleri yeri ziyaret etmelerine engel değil.

Rodos Heykeli’nin Görkemli Tarihi

Rodos’un ilk sakinleri olan Dorlar, Argos’tan gelen denizci bir kavimdi ve güneş ilahı olan Helios’a taparlardı. Mısır ve Fenike ürünlerinin ticaretini yaparak gelişmiş olan bu halk burada büyük bir medeniyet kurmuşlardı. Onların dönemde ada, kültür ve sanatın merkezi haline gelmişti.

Ticaret yolları üzerinde de son derece stratejik bir konuma sahip olan Rodos, birçok medeniyetin de kontrol etmek için birbirleriyle yarıştığı bir yerdi. Zaferle sonuçlanan bir kuşatmanın ardından, Rodoslu savaşçıların cesaretlerini onurlandırmak ve özgürlüğü taçlandırmak için, Yunan tanrısı Helios’u temsil edecek bir heykel inşa edildi. İnşası yaklaşık 12 yıl süren Rodos Heykeli tamamlandığında, dünyanın en büyük heykeli haline gelmişti.

Heykelin ellerinin birer fener görevi üstlendiği ve geceleri denizcilerin yönünü bulmasına yardım ettiği rivayet edilirdi. Antik Dünyanın 7 Harikası’ndan biri olan Rodos Heykeli, bir sanat ve mühendislik şaheseri olarak modern zamanların birçok sanatçısına da ilham oldu. Örneğin New York’un ünlü Özgürlük Anıtı’nın mimarı olan Fransız heykeltıraş Auguste Bartholdi de bunlardan biriydi.

Rodoslular, Rodos Heykeli'nin kendilerini ve adayı koruyucu bir güç olduğuna inanır ve bu inancı yaşatmak amacıyla her yıl "Helicia" adı verilen şölenleri düzenlerlerdi. Bu özel etkinliklerde, heykelin bulunduğu alanda dört atlı bir arabayı denize atmak adet haline gelmişti.

Ne yazık ki, tarihin kolları arasından sıyrılamayan Rodos Heykeli, M.S. 226 yılında bir depremin sarsıntısıyla yıkıldı ve ardından parçaları yok olup gitti. Ancak bu muazzam yapı hâlâ hayal dünyalarında yer etmeyi sürdürüyor ve adeta bir efsanenin nefesini taşıyor.

Son olarak da Rodos Heykeli adına yazıldığı düşünülen bir şiirin Yunan antolojilerinden korunarak günümüze gelmiş halini de paylaşmak istiyoruz:

“Sana Ey Güneş, Rodosun Doryan ahalisi, Olympos’a ulaşan bu bronz heykeli yaptı…

Savaş dalgaları yatıştığı ve düşmandan alınan ganimetlerle kentlerini taçlandırdıklarında, sadece denizlerde değil, karada da özgürlük ve bağımsızlığın güzel meşalesini tutuşturdular. Denizler ve toprakların hâkimi olan Herakles torunları için…”

Yorumlar (0)