Air France ile Airbus hakkında 2009 yılında yaşanan Air France Flight 447 Kazası ile ilgili yürütülen uzun yargı sürecinde kritik bir karar çıktı.
Paris Temyiz Mahkemesi, Rio de Janeiro–Paris seferini yapan uçağın Atlantik Okyanusu’na düşmesi sonucu 228 kişinin hayatını kaybettiği olayda iki şirketi kurumsal adam öldürme suçlaması kapsamında sorumlu buldu. Karar, hem havacılık sektörü hem de uluslararası hukuk açısından 17 yıllık dosyanın en önemli aşamalarından biri olarak değerlendiriliyor.
Mahkeme önceki beraat kararını bozdu
Süreçte şirketler, daha önce 2023 yılında görülen davada beraat etmişti. Ancak temyiz süreciyle birlikte dosya yeniden ele alındı ve mahkeme, bu kararı bozarak yeni bir değerlendirme yaptı. Sekiz hafta süren duruşmalar boyunca şirketlerin organizasyon yapısı, eğitim süreçleri ve operasyonel ihmallerine ilişkin deliller yeniden incelendi.
Kazanın nedeni: sensör arızası ve pilot hataları
Uçak, 1 Haziran 2009 tarihinde Atlantik Okyanusu üzerinde fırtınaya girdiği sırada irtifa ve hız verilerini etkileyen sensör buzlanmasıyla karşılaştı. Bu durum, kokpitte yanlış veri akışına neden oldu. Mürettebatın bu teknik sorunu yanlış yönetmesi sonucunda uçak “stall” durumuna girdi ve kaldırma kuvvetini kaybederek okyanusa düştü. Uçakta bulunan 33 farklı ülkeden yolcu ve mürettebatın tamamı hayatını kaybetti.
Kara kutular yıllar sonra ortaya çıkarıldı
Kazanın ardından başlatılan geniş çaplı arama çalışmalarında uçağın kara kutuları iki yıl süren derin deniz operasyonlarıyla bulundu. İncelemelerde, teknik arızanın yanı sıra eğitim eksiklikleri ve kriz yönetimi hatalarının da kazada etkili olduğu ortaya kondu. Soruşturma dosyasında, benzer olaylara karşı şirket içi prosedürlerin yetersiz kaldığına yönelik değerlendirmeler de yer aldı.
Şirketlere para cezası ve hukuki sonuç
Paris Temyiz Mahkemesi, Air France ve Airbus’a her biri için 225 bin euro para cezası uygulanmasına hükmetti. Karar, Fransız hukuk tarihinde en büyük sivil havacılık kazalarından biriyle ilgili en önemli hukuki sonuçlardan biri olarak kayda geçti. Mahkeme kararı, aileler tarafından uzun süredir beklenen bir hukuki dönüm noktası olarak değerlendirildi.