Bülent Erandaç Takvim'deki köşe yazısında şunları söyledi:
"Türkler ilk defa 11. Yüzyıl'da Selçuklular zamanında planlı ve teşkilatlı denizcilik yapmaya başladı.
Anadolu Selçukluları Komutanı Çakabey Antalya, Alaiye (Alanya) ve Sinop'u fethederek Akdeniz ve Karadeniz'e çıktı.
Karadeniz'i/Akdeniz'i Türk gölüne çeviren Osmanlı İmparatorluğu'nun torunlarıyız.
Türkiye Cumhuriyeti donanması son FETÖ saldırılarına rağmen gelişme gösteriyor.
Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan kararlı. ilk MİLLİ UÇAK GEMİMİZ
2019'da Ege, Karadeniz ve Akdeniz'de dolaşacak ve Hint Okyanusu ile Atlantik Okyanusu'nda da bayrak dalgalandıracak. Türk Donanması'nın, Ümit Burnu'ndan 100 yıl sonra yeniden geçmesinden gurur duyuyoruz. Fakat sivil denizciliğimiz pek parlak değil.
İstanbul'a, İzmir'e, Kuşadası'na bakınız.
Limanlarda İtalyan, Yunan, İsrail, İspanyol kruvaziyer gemilerinin biri geliyor, biri gidiyor. Yabancı dev yolcu gemilerine baktıkça içim burkuluyor. İstanbul İskenderun (Akdeniz hattı)/İstanbul- Trabzon (Karadeniz hattı) denizyollarımız boş. Milli-Yerli yolcu gemilerini bekliyor denizler. Peki, 21'inci Yüzyıl'ın turizm potansiyeliyle dünyanın önde gelen ülkelerinden birisi olan, üç tarafı denizlerle çevrili Anadolu'nun sahibi olarak, denizlerde niçin cirit atmıyoruz?
Üç tarafımız deniz, bir kruvazör gemimiz yok. Paramız var. Gücümüz var.
Teknik potansiyelimiz var. Nerede yanlış yapıyoruz? Koordinasyon konusunda.
Yani işbirliği eksikliğimiz...
Denizleri sevmiyor muyuz acaba?
Turizm sektörünün en prestijli, son yıllarda en popüler ve en hızlı büyüyen en dinamik endüstrisi Cruise endüstrisidir.
Ayrıca istihdam açısından büyük önem taşımaktadır. Her denize yeni indirilen büyük ölçekli bir gemi, kaptanından, kamarotuna, mühendisinden yağcısına, aşçıbaşıdan kasabına, manikürcüden marangozuna kadar bini aşkın kişiye yeni iş olanağı demektir.
Endüstrinin en önemli bileşkenleri, cruise şirketleri, ticketting acenteleri, yer hizmeti veren lojistik şirketleri, personel sağlayıcı firmalar olarak sayılabilir. Doğal olarak bu sektöre hizmet ve ürün sağlayan daha yüzlerce turizm veya turizm dışı sektör vardır. Ne yazık ki, Türkiye'de kamu veya özel sektörün sahip olduğu uluslar arası niteliklere sahip cruise gemisi diyebileceğimiz bir gemi yoktur.
Dolayısıyla cruise şirketi de yoktur.
Yabancı dev yolcu kruvaziyerleri limanlarımızda cirit atarken, iki oda başkanı arasında gemi tartışması oluyor.
İzmir Ticaret Odası (İTO) Başkanı Ekrem Demirtaş, milli kruvaziyler şirketini kurmak ve Akdeniz'de Türk bayraklı kruvaziyer gemilerin dolaşması önerisine, TOBB Deniz Ticaret Odaları Konsey Başkanı Sefer Kalkavan'ın karşı çıktığını açıkladı.
Demirtaş, "Hayret edici şekilde karşı çıktı. Bu işi yapamayacağımızı söyledi.
Projenin çok büyük olduğunu, 1 milyar dolar gerekeceğini söyledi. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin bile Cruz şirketi ve gemileri var. Türkiye artık, bunu gündemine almalı" diyen Demirtaş çok çok haklı. "Türkiye'de, kruvaziyer şirketi kurularak Türk bayraklı kruvaziyerlerin Akdeniz'de dolaşması için harekete geçilmelidir. Türkiye büyük bir ülke değil mi? Türkiye, Akdeniz'de, Karadeniz'de kurvaziyer gemileri çalıştırmalı. Dünyada bu kadar şirket var. Güney Kıbrıs'ın bile şirketi, gemileri var. Bizde yok" ...Çok doğru söylüyor Demirtaş....
SONUÇ: "Kendi kruvaziyer şirketimizi kurarak Akdeniz-Karadeniz'de kruvaziyer gemilerimizin dolaşmasını istiyoruz" diyen Ekrem Demirtaş'ı gönülden destekliyorum. TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy sevdiğim, çalışmalarını beğendiğim bir deniz aşığı TURİZM BEYNİDİR.
Kruvaziyer yolcu gemisi işine el koyduğu takdirde, üç tarafı denizlerle çevrilmiş, dünyanın en harika boğazlarına sahip Türkiyemizin limanlarında
MİLLİ VE YERLİ CRUZLAR muhakkak cirit atacaktır. Denizlere değil hâkim olmak, açılabilmek bile ufuklu düşünmeyi, kararlı olmayı ve stratejik yapılanmayı gerektiriyor. Asla unutmayalım: "Denizlere Hakim olan Dünyaya Hakim olur."