Gazeteciliğe yeni başlamış matematik eğitimli genç bir meslektaşım, bir türlü kabul edemiyordu yıllar öncesinde…
Ona göre iki artı iki dört ederdi. Başka bir yolu yoktu…
Matematikçi sonuçta. Böyle düşünmesinden daha doğal bir şey yok.
Matematikte böyle. Ama başka alanlarda bir sürü sonucu vardır iki artı ikinin…
Mesela basında…
Bir büyüğü olarak anlatmaya çalıştım.
Bir haberi ele alma ve yazmanın bazen tek bir yolu vardır, bazen de onlarca…
Tek bir formülü yoktur.
20 yıldan fazla bir süre masanın gazetecilik tarafında oturmuş biri olarak; basın ve medya sektörünün, iki artı ikinin her zaman dört etmediği alanlardan biri olduğu konusunda rahatlıkla ahkam kesebilirim. Sonuç bazen 5’tir, bazen 10, bazen de 50 bin…
Edinilen tecrübelerin bir sonunun olmadığı, her an yeni bir şeyi tecrübe edebildiğiniz bir alan…
Evrensel bir şablonu olan, o şablonun içini doğru olandan sapmadan doldurmak kaydıyla boyayıp şekil verebileceğiniz bir alan gazetecilik. Şablonun temeli de doğru bilgiye dayandığı ve yanlış bilgiden kaçınıldığı sürece sürece, haber formatında özgürsündür…
Bu özgürlük genellikle de temsil ettiğin kurumun sana çizdiği sınırların boyutundadır.
Bu sınırlar eskiden de vardı. Bugün de hiç olmadığı kadar geniş…
Sadece basında böyle sanırdım. Ama bir süredir masanın öbür yanına da geçen biri olarak söyleyebilirim ki, iki artı ikinin sadece dört etmediği alanlardan biri de iletişim.
Bir de turizm…
İkisini ‘turizm iletişimi’ diye bir araya getirmek doğru olacak diye düşünüyorum.
Editörüm Yılmaz Keleş’in imkan verdiği ölçüde arada bir bu sayfalarda buluşacağız umarım.
Turizm iletişimi demişken:
Gördüğüm şu ki; şu anda turizm sektöründe onlarca, yüzlerce değil binlerce formül uygulanıyor. Sadece türlü mecralara iletilen haber bültenleri anlamında değil, iletişimin kapsamına giren her konuda.
Peki doğru formüller mi?
İşte bu tartışılır. Hem de çok.
Münferit olarak iletişimini gayet başarılı yürüten kuruluşlar, şirketler, kişiler var hiç kuşkusuz.
Ama bunu genele yaymak mümkün değil.
Ne olursa olsun her haberinin, her demecinin çıkması demek değildir iletişim.
Bazen de çıkmamasıdır.
Az iletişim, kurum ve kişiyi görünmez kılar.
Tıpkı çok iletişimin de görünmez kıldığı gibi.
Önemli olan öz iletişim.
Bu yüzden hemen her gün akla gelebilecek her konuda değil, ‘gerçekten söyleyecek kayda değer sözlerinizin’ olduğu zaman mail kutularını meşgul etmek en doğru yaklaşım bana göre.
Her şeyin haberi yapılabilir belki, ama her şey haber olmaz.
Daha da önemlisi, sektöre mikrodan ziyade makro bakabilmek. Bu konuda da en büyük görev sektör meslek kuruluşlarına düşüyor.
Bana göre turizm sektörünün en büyük iletişim sorunu kurumlar, kişiler, şirketlerden ziyade ‘turizm sektörünün imajını sağlam temeller üzerine oturtabilecek bir iletişimin’ olmamasıdır.
Olan da sektörün kaç sektörü zincirleme olarak beslediği ve ülkenin döviz gelirlerine olan olumlu etkisi gibi taaa Özal döneminden beri tekrarlanan klişe cümlelerdir…
Sektörün çıkarları bir türlü çakışamıyor, bilakis genellikle çatışma olarak kalıyor.
Sektörün büyüklüğünü gölgeleyen ve bu büyüklüğün anlaşılamamasına neden olan en önemli unsur da bu bence…
En büyük kısım buz dağının altında kalıyor bu yüzden.