20 Nisan'da sezonu açan Antalya Side'deki Clup Nena Otel'in Satış ve Pazarlama Direktörü Yılgör Demirtaş kişisel bloğunda turizm sezonuyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Bayram sonrası tüm Antalya'da doluluklar düşüyor
Ege ve Antalya'nın umutla beklediği Ramazan Bayramında maalesef otellerin tam doluluk göremediğini belirten Demirtaş şu ifadeleri kullandı:
" Acentelere gelen STOP SALE bulunmuyor. Genel olarak doluluklar, en yükseği % 70 düzeyindedir. Çevre otellerine baktığımzıda ise % 30 düzeyin bir çok otel olmaktadır. Halen çok sayıda açılış erteleyen oteller de olmaktadır.
Ramazan Bayramı sonrası, tüm Antalya'da doluluklar düşüyor. Ciddi bir boşluk olmaktadır. Son dakikayı bekleyen tatilcilerin en çok ilgilendiği dönem Mayıs ayıdır. Çünkü son dakikada otellerinde kalan boşluğu finansa çevirmek isteyen oteller, aşırı düşük fiyatlar ile rekabeti sertleştiriyor. Önceki erken rezervasyon satışları aynı fiyat bandında doluluğunu garantileyen şanslı durumda. Ama son dakika satışları bekleyen oteller, ciddi gelir kaybına uğrayacağı kesin olarak görünüyor.
İç pazar yoğunluğu sadece Çeşme ve Bodrum'daki lüks otellerde görüldü
Ramazan bayramında ege bölgesi suni bir doluluk yaşadı. Genelde yazlıkçılar geldi. İç pazar yoğunluğu ise sadece Çeşme ve Bodrum bölgelerinde lüks otellerde görüldü. Çeşme her ne kadar otellerde % 70 doluluk bekliyoruz açıklamalarında bulunsalar da, bu rakam sadece belli otellerde görüldü.
Antalya'da, her zamanki gibi ilk tercih bölgeleri olan LARA-KUNDU ve BELEK dolulukları oldukça yüksek durumdaydı. Bu bölgeler fiyatlarını Side ve Kemer otelleri bandına çekmeleriyle, ciddi bir pay topladılar. Yurtdışı genelde bu bölgelere kayma yaptı.
Alanya bölgesi sadece beş yıldız Deluxe oteller ile Avrupa portföyü olan oteller yüzde 60 düzeyinde doluluklar yaşadı. Bölgenin % 35'i açılış erteledi.
Kemer bölgesi ise bir kaç otel dışında dolulukları düşüktü. Bölgenin % 60'i açılış ertelemesine rağmen.
Gördüğümüz bu analiz elbette genel ortalamalardır. Bazı otellerin doluluğu belki % 90 düzeyine de gelmiş olabilir. Ama acentelerde STOP SALE olmaması bölgenin genel haritasını göstermektedir.
Zengin Ukraynalılar Türkiye'ye geldi
Özellikle Alanya ve Antalya şehir merkezinde bir çok otelde savaştan kaçan Ukraynalı mültecilerin üç aylık oda kiraladığı görülmektedir. Üç aylık talepleri kaçırmak istemeyen otellerin gelirlerine bu pay, düşük olarak yansıyacaktır. Üç ay konaklamanın iyi bir indirimi olacaktır.
Ayrıca Ukraynlılar ciddi düzeyde ev de kiraladılar. Sezonluk ev kiralayan Ukraynalılar, artık malesef konaklama portföyünden çıktı. Yani Ukrayna, artık oteller için pazar konumunda değildir. Bu ev kiralama alışkanlığı kalıcı olacaktır. Parası olmayan Ukraynalılar ise Avrupaya göç ettiler. Bu sınıf farkı göçlere ve truzime de bu şekilde yansıma yapmaktadır.
Ruslar Türkiye'ye gelmekten çekiniyor
Her ne kadar Ruslar için Türkiye birinci tercih olsa da savaş ile birlikte Türkiye'ye gelmeye çekindiklerini bireysel görüşmelerimizde hissediyoruz. Devamlı gelen Repeat Guest misafirlerle ve dostlarımızla yaptığımız görüşmelerde, Ukraynalıların olduğu bölgelere gelmek istemediklerini belirtmektedirler. Özellikle animasyon takımlarında daha çok Ukraynalıların çalıştığını söyleyen Ruslar, malesef ne miniklup'lere çocuklarını teslim etmek istiyorlar, ne de otellere gelmek istiyorlar.
Ayrıca Rusyada bazı haberler yayınlanıyor; Türkiye'nin güvenli olmadığı ve Otellerin Rus müşteri kabul etmediği yönünde haberlerin sanal paylaşım sitelerinden yayınlandığını rus dostlarımız bizlere söylemektedirler. Bu haberler Rus kanallarından resmi olarak yapılmıyor. Ukrayna tarafından yapılan spekülasyon ve manipülasyonlar olduğu düşünülüyor. Bir Rus dostumuzun dediğine göre Ukrayna savaşta olunca ve tatile gelemeyince, böyle savaş durumu hissetmeyen rus halkının tatil rahatlığını yaşamalarını engellemek şeklinde belirtmektedir.
Elbette Türkiye'de yaşayan ukraynalılar da olunca, rusların Türkiye'ye gelmelerini engelleme girişimleri olduğunu da düşünüyoruz.
Alanya'da bazı otellerde kalan Ukraynalılar ile tatile gelen ruslar arasında tatsız tartışma ve olaylar çıktığı bilgilerini de rehberlerden almaktayız.
Mecburi sektör önlemleri
Artık otellerde ve acentelerde malesef Ukrayna ile Rusya arasındaki bu sorunu çözme gerekliliği doğdu. Acenteler Rus ve Ukraynalı çalıştırmıyor. Rehberlere baktığımızda genelde Azerbeycan, Özbek, Kırgız, Kazak çalışanlar olduğunu görüyoruz. Oteller de mecburen aynı şartları uygulamak zorunda kalmaktadır.
Çünkü her iki taraf için de bu zor bir durum. Psikolojilerinin kabul edebileceği bir durum değil. Bizler dahi bazen konuşurken, Ukrayna savaşı konusu açıldığında zorlanmaktayız. Ruslar genelde bu durumu sorun yapmamaktadır. Ama Ukraynalıların yaşadıklarından dolayı psikolojilerinin gergin ve stresli olduğunu hissediyoruz.
Son beş yıldır özellikle 2014 sonrası Amerika izlenen Ukrayna'da izlenen politikalar gereği, bir çok Ukraynalının "benimle rusça konuşmayın, Ukraynaca konuşun" tavrını görmekteydik. Hatta 'Biz Avrupalıyız' söylemlerini sık sık duymaktaydık. Şimdi ise Rusça konuşulmasına bile tahammül edilemediğini gözlemliyoruz.
Bir turizmci olarak acaba bizlere yeni bir lisan daha öğrenmek ve konuşmak zorunluluğu mu doğdu? Ukraynacanın Türk turizminde konuşulmaya başlanması, nereden baksanız en az on yıl gerektirir. Rusçaya dahi otuz yılda ancak alışabildik.
Şu anda otellerde Ruslar azınlık durumundadır. Eskisi gibi yoğun rus turist olmamaktadır. Eğer savaş bittiğinde eski günlere döndüğümüzde, Rus ve Ukraynalı turistler yoğunlaşırsa ne yapmalıyız? Bu savaş ile Ruslarla Ukraynalılar arasındaki düşmanlığın uzun yıllar süreceği kesin görünüyor. Fakat en büyük görevin bizlere düştüğünü görüyoruz. Arayı düzeltmek, barışı getirmek, Dostlukları sağlamak için yeni yollar aramalıyız. Her iki tarafın da psikoloğu olmak zorundayız. Olgun ve anlayışlı olmak zorundayız. Konuşurken kullandığımız kelimeleri dikkatle seçmeliyiz. Çünkü bazen bir kelime dahi ciddi sorunlara yol açabiliyor. Özellikle Rusçayı az biliyorsak, bu çok daha zor bir durumdur.
Avrupalı ve Türk müşterilerin yaklaşımı!
Avrupalılar şu anda çok mutlu görünüyor. Otellerde Rus ve Ukraynalı olmamasını iyi karşılıyorlar. Daha relax ve sesiz bir tatilden mutlular. Ancak Polonyalı ve Çeklerin yavaş yavaş kendi ülkelerindeki Ukraynalı mülteci durumunun, kendi ekonomilerine yansımaya başladığını hissettirmektedirler. Bazı Polonyalı misafirler, "Sadece biz 45 Ukraynalı mülteciye yardım ediyoruz, evimizi verdik" gibi anlatımlarında, zaman ilerledikçe bu sorunun nereye doğru gideceğini de merak etmektedirler. Geçici olarak yardım etmek mümkün. Ama ya bu yardımlar kalıcı olursa...."