Yönünü bulmaya çalışmak!

Hamit Kuk
Hamit KukTÜRSAB Yönetim Kurulu Üyesi
31 Mayıs 2020, 23:59

Geçen yıl Kasım ayında Çin’in Wuhan eyaletinde başlayarak büyük bir sabır ve sükûnet ile yoluna devam eden ve tüm dünyayı kontrol altına alan bir virüs ile baş etmeye çalışan insanoğlu bugünlerde yönünü bulmaya çalışıyor.

İnsanoğlu olarak çok uzun zamandan beri ilk defa çok güçlü bir düşman ile karşı karşıya kalıyoruz. O düşman öyle güçlü bir şey ki ne süper güç devlet tanıyor nede büyük şirket.

Zengin, fakir demeden herkesi hedefine alıp neredeyse diz çöktürecek.

Bu virüs hayatımıza girdiği günden beri en önemli değerlerimizi hedef aldı. Sağlığımızın yanında kişisel, ailesel ve toplumsal olmak üzere tüm sosyal hayatımız etkiledi. Günlük alışkanlıklarımızdan iş hayatımıza kadar tüm değerlerimiz elektrik şalterin indirilmesi gibi zifiri karanlığın içine gömüldü.

Pandeminin getirdiği zorunlu karantina günlerinde biraz şaşkınlık ve birazda tedirginlik içinde süreci anlamaya çalışsak ta bu krizin sağlığımızla birlikte sosyal ve ticari hayatımıza olan yan etkileri ile yüzleşmeye daha yeni başlıyoruz.

Evlerinde zorunlu hapis günlerinde insanlar sağlık ile açlık arasında bir imtihana doğru sürüklenip duruyor. Karantina sürecinin başında önceliğin sağlığımızı korumak iken bugün önceliklerin değişmeye başladığı görüyoruz. Sağlıklı kalmak tamam da işimiz ne olacak diyen insan sayısı yüzlerce milyonları aşmış durumda. Bu sayı her geçen gün daha da artmaya devam ediyor.

Dünyanın neredeyse tamamında ticari hayatı etkileyen bir süreçten sonra hasar tespit çalışmaları yapıladursun bu işin içinden nasıl çıkılacağı da tam bir merak konusu. Ve emin olun güzel ve yalnız ülkemiz de dahil hiçbir ülke tam olarak bu işin içinde nasıl sıyıracağını henüz bilmiyor. Her devlet kendi ülke koşullarına göre tedbirler alsa da bu sürecin yarattığı şartlar ve o şartlara uyum sağlayamayanların kırılmalarının daha uzun süre devam edeceği gözüküyor.

Bundan sonraki ticari hayatımız nasıl olacak?

Mesleğimize yönelik hazırlanan anket ve raporları korona öncesi yaşamımızda sıklıkla gördüğümüz gibi karantina süresi boyunca okumaya devam ettik. Aslında bütün bu yenilikler günlük yaşantımızın olağan değişimi içinde süregelen şeylerdi. Onun için yıllar önce turizm-ticaret hayatına başlamış olanlar için aslında hiçbir şey eskisi gibi değildir.

Ne işimizde kullandığımız argümanlar eskisi gibi nede pazarlama süreçlerimiz. Ne kazançlar eskisi gibi ne de yaptığımız işlerin bereketi! Doğal olarak adeta tsunami etkisi yaratan bu pandemi sürecinden sonrada bazı şeylerin mutlak surette değişik olacağı aşikâr.

Mesela tsunami vurduğunda bırakın denizin ortasında olmayı sığındığınız limanda bile güvende olamazsınız. Ne kadar yetenekli, bilgili, donanımlı kaptan olursanız olun tsunami karşısında çok fazla şansınız yoktur. Bu tsunamiden kurtulmak için önce şansınız ve sonrada şey sürmeye çalıştığınız geminin ne kadar güçlü olduğu ile alakalıdır. Güçlü bir yapının üzerindeyseniz hayatta kalma şansınızda o kadar artacaktır.

Diyelim ki bu tsunamiden kurtuldunuz, gemiyi sürüp engin denizlere açılmak için ihtiyaç olan gereçler var. Önce seyir edecek bir planınızın olması, sığınacak limanların kalıp kalmadığı, sonrada yola çıkılacak partner ve ekip arkadaşları bulunması gerekir.

Diyelim ki bunların hepsini tamamladınız. Geriye tek bir şey kalıyor, oda deponuzdaki yakıtın dolu olmasıdır.

Dolayısıyla seyahat acentelerinin pandemi sonrası en önemli imtihanı yakıt yani nakittir.

Hiçbir acenteyi bir süre kapalı kalmak ya da yolcusuz kalmak batırmaz, ama o acente ne kadar güçlü olursa olsun nakit akışı düzeni bozulur ya da kesilirse işte o zaman batar. Yani depoda ki yakıt olmayınca dünyanın en iyi gemisi de olsanız seyrüsefer şansınız kalmaz.

Bunu aşabilmenin yollarından biri de finansman bulacak iş birliklerinin yollarını aramaktır. Dönem artık devletin ve bankların özveri dönemidir. Özellikle bankalarımızın likit ihtiyacı olan seyahat acentelerine bu dönem destek verip kredi musluklarını açması gerekmektedir.

Eğer bu özveri olmazsa yakın gelecekte sadece acente müşterisi bulamayacakları gibi turizmin paydaşı olan diğer elli beş sektörden de müşteri bulamayacaklar.

Gerçekten hiçbir şey eskisi gibi olmayacak mı?

“Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” gibi iddialı ve bir o kadarda tedirgin edici cümleler bu süreçte en sık duyduğumuz şeydi. Korona virüs hayatımıza girdikten sonra en sık kullanılan bu cümle birçok meslektaşımızı tedirgin ediyor. Oysa bu değişimi çağrıştıran cümle öyle korkulacak bir şey olmadığı gibi insanoğlu dünya ile tanıştığı günden beri değişimin içinde hayatını sürdürdü. Zaten insanoğlunun bugüne kadar varlığını sürdürmesi bu değişim sayesinde oldu.

Mesela on yıl önce hayatımızda olmayan sosyal medya hesaplarımızı düşünün. Dijital denen mecra birçoğumuza ütopik geliyordu yakın tarihe kadar. Şimdi ise günlük yaşantımızın vazgeçilmez bir parçası olmuş. Hangi birimiz onca değişimi gün be gün hissedebildik ki?

Dünyanın döndüğü ve insanoğlunun nefes aldığı sürece bu değişim devam edecek ve bir on yıl sonra geri dönüp baktığımızda hayatımızda daha nice yeniliklerin girdiğini hep birlikte göreceğiz. O nedenle hiçbir şey eskisi gibi olmamaya devam ederken siz hayatın telaşı içinde bunları kimiz zaman fark ederken kimi zamansa fart etmeden ama o anı yaşayarak hayatınıza devam edeceksiniz.

Nasıl sosyal yaşantımızı bu değişimlere uyduruyorsak ticaret hayatımızı da bu değişime uyduracak çareleri bulalım. Yeter ki değişime ayak uyduralım.

İnsanlar kendi yönünü tayin edecek!

Binlerce yıldan beri hem karnını doyurup hem de canını koruyan insanoğlu bir şekilde yönünü bulup bugünlere kadar geldiyse bundan sonrada aynı şekilde yönünü bulup yoluna devam edecektir.

Haziran ayına başlamak üzere olduğumuz şu günlerde artık nekahet dönemi bitmek üzere, şimdi yeniden işe koyulmanın zamanı. Bu süreçte sanırım en önemlisi vücut sağlığımızın yanında ruh sağlımızı da stabil tutarak, iki buçuk ay önce bıraktığımız yerden ‘bismillah’ diyerek yeniden başlayabilecek güç, moral ve motivasyon içinde olabilmektir.

Bu süreçten daha kolay çıkış yollarını bulmanın bir yolu da safları daha da sıklaştırmaktan geçtiği düşünenlerdenim. Önümüzdeki süreçte mesleki iş birliklerin artacağını ve karantina sürecinde zarar görüp tek başına iş yapamayan meslektaşlarımızın birleşme yoluna giderek ortak iş birlik de dahil her türlü ortaklığa hazır olması gerektiğine inanıyorum.

Yüz liralık bir kazançtan pay almak için otuz liraya kadar fiyat kırmak yerine iki meslektaşın birleşip yüz lirayı paylaşmak bu süreçte daha kazançlı olacaktır. Yeni dönem açgözlü olmadan paylaşmayı öğrenip dayanışma içinde olmanın zamanı. Bu fırsatı değerlendirip önümüzdeki dönemde kimlerin ayakta kalmayı daha çok istediğini böylece görmüş olacağız.

Korona virüslü günlerde izolasyon ve sosyal mesafe koşullarıyla sağlığımızla ilgili imtihanı şimdilik geçtik.

Sıra geldi ticaretimizle olan imtihanımıza!

Not: Yazının sorumluluğu yazarına aittir. www.turizmajansi.com ile bağlantı kurulamaz; doğacak hukuki sonuçlardan site sorumlu değildir.
Etiketler:Hamit Kuk
Yorumlar
İlk yorum yapan siz olun.
 
  Yorum için en fazla 1000 karakter girişi yapılabilir!
captcha