Yerli mutfak akımı tüm dünyaya yayılacak!

Hüseyin Bölük
Hüseyin BölükHilton Bodrum Türkbükü Resort & Spa Executive Chef
sayfayı yazdır, turizm ajansı
10 Ağustos 2017, 01:21

Profesyonel anlamda ilk yiyecek-içecek işletmesi 1765 yılında Paris’te faaliyet göstermeye başlamıştır. 19. ve 20. yüzyılda ise bünyelerinde yiyecek-içecek hizmeti sunan oteller açılmaya başlanmıştır.

17 ve 19.yy'lar arasında yoğun ticaretin artması ve keşfedilen yerlerin artmasıyla çeşitli gıda maddelerinin Avrupa’ya taşınması.

Büyük göçlerin gerçekleşmesiyle birlikte insanların göç ettikleri yerlere kendi mutfak kültürlerini de götürmeleri.

İletişim ve ulaşım ağlarındaki gelişmeler sonucu dünyamızın giderek globalleşmesi gibi üç ana sebepten dolayı mutfak akımları meydana gelmiştir.

Peki bu belli başlı mutfak akımları nelerdir?

17. yüzyılda Fransa Kralı XIV. Louise’nin mutfak sanatlarına düşkünlüğü ve François Pierre’nin 1651 yılında yayımladığı “Fransız Şef” isimli kitabının etkisiyle Fransa’da oluşmaya başlayan ve yeme içmenin sadece zaruri ihtiyaçları karşılamaktan çıkıp, zevk ve deneyim için daha bilimsel ve sistematik şekilde özen gösterilerek hazırlaması, pişirilmesi ve sunulması olarak tanımlanan rafine mutfağı.

1700 lü yıllarda Fransa’da ortaya çıkan ve diğer ülkelerin mutfaklarını da etkisi altına alan bir nouvelle cuısıne (Yeni Mutfak akımı)

1920’li yıllara gelindiğinde Amerikan Sokak yiyeceği olarak bilinen hot dog arabalarının yaygınlaşmasıyla beraber ortaya çıkan fast food akımı.

Farklı ulus mutfaklarının aynı mutfak çatısı altında birleşmesiyle ortaya çıkan ve çıkış noktası California olan füzyon mutfak akımı.

1980’lere gelindiğinde moleküler mutfak akımı ortaya çıkan “moleküler gastronomi"

Fast food ve hızlı yaşam tarzına, yerel geleneklerin yok oluşuna ve insanların ne yediklerine, yedikleri yemeğin nereden geldiğine, tadının nasıl olduğuna ve yapılan yemek tercihlerinin dünyanın kalanını nasıl etkilediğine dair ilgilerin azalmasından dolayı Carlo Petrini tarafından ortaya atılan slow food akımı.

Günümüzde hangi uluslararası otelin web sitesine girerseniz girin dining kısmını tıkladığınızda yerel ve geleneksel ürünler vurgusu yapıldığını görürsünüz. Yani demek oluyor ki bizde sadece konaklamakla kalmıyor aynı zamanda kültürümüzü de keşfediyorsunuz!

Tam da bu bağlamda biz Türk şefler çalıştığımız yöreyi iyi tanımalı ve zenginliklerimizi misafirlerimize sunabilmeliyiz!

Asıl konuya gelebilmek için böylesine uzun bir giriş yapıp genel bir bilgilendirme yapmak zorundaydım. Bu yüzden tüm okurlardan özür dilerim.

Patenti şahsıma ait olan "yaşayan mutfak" akımı ile tüm dünya turizminin gözlerini üzerimize çevirebiliriz. Zaten hali hazırda akademik camiada da kabul görmeye başlayan bu akımı uygulamaya başlar ve dillere pelesenk edip yayarsak tüm dünya otelleri ve şefleri tarafından uygulanması işten bile değil. Kaldı ki deniz derya Anadolu mutfağı tüm bekâreti ile tozlarından arınmayı beklemektedir!

Peki, nedir bu yaşayan mutfak?

Dinlendirirken eğlendirebilen Recreatif bir gastronomi akımı olan Yaşayan Mutfak;

Misafiri mutfağın bir parçası yaparak, beş duyu organına da hitap edebilmektir.

Size vereceğim sadece birkaç somut örnekle daha net anlayacaksınız.

Şefle Bir Gün;

Sabah şefle birlikte serpme köy kahvaltısı ile başlayan gün, lokal köy pazarında akşam için alış veriş ve ülkemizdeki tarımı ayrıntılı anlattığımız Pazar turuyla devam ediyor.

Sonrasında seradan misafirlerimiz yine akşam için lazım olan sebzeleri ve baharatları kendi elleriyle topluyorlar. Öğle yemeği için soğuk sıkım yapılan zeytinyağı fabrikasına gidiliyor. Orada dalından sofraya zeytinyağı aşama aşama yerinde anlatılıyor ve aromalı zeytinyağı tadımı yapılıyor. Öğle yemeği ise aynı yerde çay ve gözleme ile geçiştiriliyor.

Sonrasında tesise dönüp akşama kadar serbest zaman için ayrıldıktan sonra Chef’s Table için mutfakta tekrar bir araya geliniyor. Mutfağın içine hazırlanan masada, taze baharat kokuları eşliğinde misafirler menünün nasıl hazırlandığının ve servis edildiğinin her aşamasına canlı canlı şahitlik ediyorlar.

Canlı Yayın;

Eğer tesisinizde apartlara sahipseniz odalardaki info kanal üzerinden misafirlerle aynı anda yemek yapabilirsiniz. Bunun için önceden 2 kişilik bir yemek belirleyip tüm malzemeleri ve reçeteyi hazırlamanız yeterli olacaktır. Saati geldiğinde siz mutfağınızda, misafirleriniz ise ekranları başında yemek yapmanın zevkine varabilirsiniz.

Bahçede Kahvaltı;

Bence her işletmenin otel veya restoran fark etmez, mutlaka küçük bir bahçesi olmalı. Misafirler sizin bir şeyleri dalından koparıp onların yemeklerinde kullandığınızı görünce inanılmaz mutlu oluyorlar. Hele de bizdeki gibi araziniz müsait ve büyük bahçeleriniz varsa mutlaka bahçede köy kahvaltısı organize etmeli, misafirlerin dalından kopardığı domateslerden hemen oracıkta menemen yapmalı, önceden ısıttığınız güveçte misafire kendi yumurtasını masada kırıp pişirme imkânı verebilirsiniz.

Yörenizin çileği mi meşhur, enginarı mı ya da mandalinası mı her neyi meşhursa tam da zamanında misafirlerinizle birlikte toplayın sonra da tesisinizde cooking class yapın…

Ülke turizminin alternatif girişimlere en çok ihtiyaç duyduğu bu günlerde herkesi

Yaşayan Mutfak akımını yaşatmaya ve tüm ülkeye yaymaya çağırıyorum.

Lütfen işletmelerinizde bu akımı şeflerinize uygulatın ve akımın tüm dünyaya yayılmasını sağlayın!

Yorumlar
İlk yorum yapan siz olun.
Yorum Yaz
Yorum için en fazla 1000 karakter girişi yapılabilir!
 
 
captcha