Yarın…

Ahmet Zeki Apalı
Ahmet Zeki ApalıRehber
11 Ocak 2021, 11:54

2020 yılının son ayında güvenilir birkaç firmaya ait Covid-19 aşılarının onaylanması, yaşanan salgına çarenin ilk işaretleri gibi görülmeye başladı. Turizm, bu konudaki gelişmeler ve pek tabi ki ülkemizin etkilenmesi nasıl olacak?

Açıklanan Kasım sonu verileri, ülkemize gelen turist sayısında % 72,50’lik azalmanın yaşandığını ortaya koyuyor. Üstelik yaklaşık bir milyon Bulgar ve dört yüz bin Gürcü’nün uluslararası turist tanımı dışında ya da iş gücü olarak ülkeye giriş çıkış yaptığını bilmemize, onları listede turist kabul etmemize rağmen…

Yani aslında turizmde kayıp belirtilen rakamların da üzerinde.

Aşı onay haberleri ile umutlandık ama bu bize ne zaman olumlu yansıyacak?

Hemen yakınımızda olan ve en çok turist gönderen kıta Avrupa’sındaki iki büyük ve de önemli ülke Almanya ile İngiltere’yi takip edersek;

-Türkiye gibi nüfus büyüklüğüne yani yaklaşık 83 milyon insana sahip Almanya günlük 250 bin vatandaşına aşı yapmak üzere alt yapısını hazırlayıp aşılamaya başladı. Her şey yolunda giderse, uzmanların toplum bağışıklığının sağlanması için gereken nüfusun 2/3 oranında aşılanmasının Temmuz sonunu bulacağı aşikardır.

-56 milyon nüfusa sahip İngiltere ise haftalık bir milyon kişiye aşı yapmak üzere sistemini kurdu. Yine toplum bağışıklığı için gereken orana ulaşmak, bu ülkede Ağustos ortasını bulacağa benziyor.

Diğer Avrupa ülkeleri bu iki ülkeden daha önde olmadığına ve de bunları takip ettiklerini bildiğimize göre 2021 yılı için biraz daha düşünmemiz gerekmez mi?

Umutlu olmak iyidir de, nereye kadar? Gerçekleri görüp tedbir almak, sektörü ölüme terk etmemek gerekmez mi?

Turizmcilerin yaşadıklarının birazını anlatıp çözüm önerilerimizle birlikte açıklayalım.

Turist gelmesi için en başta havayolu uçuş planlamalarının çok önceden yapılması gerekir. Bilindiği kadarıyla THY ve özel havayolu şirketlerine ait çok sayıda uçak yere inmiş durumdadır. Pandemideki gelişmelere bağlı olarak en erken uçak planlamaları Nisan sonuna doğrudur. Almanya ve İngiltere örneklerinde verdiğim aşılama takvimi nedeniyle havayolu ulaşımı Nisan sonunda yoğunluğa ulaşmayacak, sadece uçuş kanalları açık hale gelecektir.

Beklediğimiz turistlerin yaşanan tecrit ortamı nedeniyle ağırlıklı olarak deniz, kum, güneş için geleceklerini öngörebiliriz. Bu da şartları uygun otellerin açık olmasına ve ilgili yan kollara, istihdam anlamında biraz katkı sağlayacaktır.

Turizmin temel ayaklarından seyahat acentaları, rehberler, otellerin tamamı, ulaşımı sağlayan taşımacılar, turizmle bağlantılı üreticiler, esnaf; ya bu meslektekilerin durumu ne olacaktır?

Eğitimi, bilgi, görgü ve deneyimi ile emeğini ortaya koyan turizm çalışanlarının zaten ancak yılın 7-8 ayı çalışıp kalan sürede genellikle günlük işlerle bir sonraki sezonu beklediğini bildiğimiz için yıllardır turizm sezonunun 12 aya yayılması konuşulur.

Evden hizmet sunmaya çalışan, öte yandan kapalı ofislerinin kirasını, stopajını ve her türlü vergisini ödemeye devam eden, yasaklı olunmayan günlere bütün şartları zorlayarak programlar koyup elindeki müşteri portföyünü tutmaya çalışan seyahat acentaları…

Konaklama tesisi yatırımcıları; çok daha az risk alacağı başka bir ülkeye gitmektense burada kalmayı tercih edip ülkesine yatırım yapmış, istihdam sağlamış, katma değer oluşturmuş. Kimisi devletten teşvik almış, kimisi ise öz sermayeyi sıfırlayıp kredilerle ayakta kalmaya uğraşmakta…

Turizm taşımacıları binlerce yüksek standartta araçlardan oluşan devasa bir filoya sahipler. Maalesef bu araçlar da tıpkı uçakların hangarlara çekilmesi gibi otoparklarda beklemeye bırakılmış durumda. Bu durumdaki araçlara bile algı-vergi, sigorta, koltuk sigortaları, muayene ücretleri vb ödenmeye devam edilmekte…

İstihdam ve sosyal barışa, huzura katkı sağlayan turizmle bağlantılı on binlerce küçük esnafın yaşamadığı çile kalmadı. İş yeri kiraları, diğer giderler ödenmeyi beklerken onlara hal hatır soran olmadı.

Görüldüğü üzere sektör kan ağlamaktadır. En ağır gider kalemleri kiralar ve vergilerdir ki bunlarla ilgili yetersiz kredi kullandırma haricinde de ciddi bir destek gelmemiştir. Bu sektörün çalışanından yatırımcısına başka alanlara geçme olanağı da yoktur, çünkü ekonomik koşullar daha az bildiği başka bir alanda çalışmayı, yatırım yapmayı zorlaştırmakta, hatta imkansız kılmaktadır.

Başa dönersek, aşı onayları ile ilkbaharda turizmin başlayacağı öngörüleri umut olarak pompalanmakta. Ancak, iki büyük Avrupa ülkesi örneğinden yola çıkarak açıkladığım gibi aşının olumlu etkileri en erken Ağustos gibi görülebilir.

Peki, Ağustos ayında milyonlarca insan bavulları hazır havaalanlarına mı koşacak tatil için?

Turizm planlama işidir, hatta ben turlarımda grubumla ilk tanışma konuşmamda biz rehberlerin yaptığı en önemli işlerden birinin zaman planlaması yani bir nevi zaman mühendisliği olduğunu söylerim ki bu turizmin geneli için geçerlidir. Ne yapmak lazım? Bize sayıca çok turist gönderen ülkelerin aşılama takvimleri yakından takip edilmelidir. Aynı zamanda ülkemizdeki aşılamanın hızlandırılması için tüm sektör birlik olup devlete çığlığını duyurmalı ve baskı yapmalıdır. Sektörün hazır olması için, turist gönderen ülkeler ile bizdeki aşılama süreçleri izlenirken, tatile çıkacak insanların nabzı tutulmalı, eğilimleri dikkate alınarak planlamalar bir an önce tamamlanmalıdır.

Sektör dahilinde bir yıldan daha uzun zamandır hiç çalışamamış, iş yerlerinde sabit giderlerini bile ödeyecek kadar iş yapamamış veya yatırımlarını çevirmekte zorlanan insanlar için artık bıçak kemiği de kesmiştir.

Varlığı olanlar bunları satıp ayakta kalmaya çalıştı, olmayanlar yakın çevre dayanışması ile şimdiye kadar gelebildi. Nisan ayında turizm başlayacak algısı oluşturup “ha gayret, az daha sabır” der gibi davranış sergilemek yerine insanların yaz ortasına kadar ayakta kalabilmelerinin çaresi olunmalıdır. Yoksa çok geç kalınacak ve iş işten geçmiş olacaktır.

Dış turizmin önceki yıllar kadar olmasa da hareketlenmesi Ağustos ayını işaret ederken iç turizmde durum nedir? Sektöre en azından yaz ortasına kadar nefes aldıracak, turizmcilerin umutlarını yitirmemelerini sağlayacak alan iç turizmdir ve bu da iç turizmde hareketliliğin daha erken başlamasıyla mümkündür. Bunun için neler yapılmalıdır?

-Yapılan anketlere göre yurt içi tatil planlayanların % 65’i deniz tatilini, % 15’i de memleket ziyaretini düşünüyor. Kültür ve doğa turizmi düşünenler ise sadece % 5’erlik dilimleri oluşturuyor. Özellikle kültür turları için seyahat acentalarına verilecek stopaj, damga vergisi, KDV, sigorta prim oranlarının düşürülmesi destekleri yanında ayrıca seyahat acentaları ile alınan konaklamaların daha düşük maliyetle gerçekleştirilmesi büyük avantaj sağlayacaktır. Tatil planları olan ve ekonomik şartlardan nispeten daha az etkilenen kamu çalışanları gibi bordrolu çalışanlar için kültür turları cazip hale getirilebilir. Bütün bunların neticesinde, Anadolu’nun her köşesine yapılacak kültür ve doğa turları ile hareketlilik tüm ülkeye yayılmış, işsiz insanlar moral bulmaya başlamış, sektör komadan çıkışı görmüş olacaktır.

-Turizm taşımacılarının en büyük giderlerinden araç yakıtı konusunda belirli bir süre planlı ve bütün yasal şartları yerine getirilmiş turlarda tüketilen yakıt için vergiler indirilmeli, araç sürücülerinin sigorta primleri yine belirli bir süreliğine devlet tarafından üstlenilmelidir.

-Serbest meslek olarak hizmet sunan Rehberlere stopaj ve KDV indirimi sağlanmalı, acentalarda bordrolu çalışanların sigorta ve vergi oranları belirli bir süre için düşürülmelidir.

İç turizm için yukarıda belirttiğim önerileri gerçekleştirmek devlet için ne çok zordur ne de çok maliyetlidir. Uygulamaya geçildiği takdirde kuşkusuz, çok büyük faydalar sağlayacaktır.

Şimdi soruyorum, “yarın” olacak mıdır?

Not: Yazının sorumluluğu yazarına aittir. www.turizmajansi.com ile bağlantı kurulamaz; doğacak hukuki sonuçlardan site sorumlu değildir.
Etiketler:Ahmet Zeki Apalı
Yorumlar
Tuba Bağcı
12 Ocak 2021, Salı 04:41
Değerli Başkanım, Her bir kelimenizin karşısında yetersiz kalacak teşekkür, minnet ve hürmetlerimle,
Reh.M.Kamil Turkmen
11 Ocak 2021, Pazartesi 03:49
Sevgili Zeki başkan gerçekten mükemmel tespitler Keyifle okudum ama turizmin geldiği bu noktada karamsarlığın devam ediyor bu aşılama sürecinde yapılacak en ufak bir hata önümüzdeki beş yılımıza mal olur onun için bu yazıyı okuyan yöneticilerimizin de inşallah gereğini yapmasını temenni ediyorum bu konuda umutlu olmak istiyorum ama bir şeyler söyleyemiyorum güvenemiyorum turizm sektöründeki küçük aile işletmelerine dahil şimdiye kadar delikli bir kuruş dahi yardım alamadık çünkü içim yanıyor gerçek manada sesimizi duymak istemeyen sağırlar var.
Yorum için en fazla 1000 karakter girişi yapılabilir!
captcha