HIKVISION

TÜRSAB'tan koronavirüs raporu... Virüs sonrası seyahatler nasıl olacak?

TÜRSAB'tan koronavirüs raporu... Virüs sonrası seyahatler nasıl olacak?
21 Mayıs 2020, 10:48
TÜRSAB koronavirüsle ilgili 62 sayfalık önemli bir rapor açıkladı. Raporun tamamına haberimizin altındaki linkten ulaşabilirsiniz.

TÜRSAB 'COVİD 19 sonrası nasıl bir dünya bizi bekliyor?' başlıklı önemli bir rapor açıkladı. 62 sayfalık raporda koronavirüsün turizm sektörüne etkileri, salgın sonrasına yönelik öngörü ve planlamalar, virüs sonrası tüketici trendleri ele alındı.

Koronavirüs sonrası marka konumlandırmasının nasıl olması gerektiğine dair bilgilerin paylaşıldığı raporda salgın sonrası seyahatlerin nasıl olacağı da sorgulandı. Raporda 'Korona Virüsü Çağında Seyahati Şekillendiren 10 Trend' başlığına da yer verildi.

Bağlıkaya: Raporu daha isabetli çözüm önerileri geliştirmek için hazırladık

TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya rapor için bir yazı kaleme aldı.

Bağlıkaya yazısında şu ifadelere yer verdi:

"Korona virüsü salgını insanlığın ender yaşadığı türden bir salgın ve insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerinin yanı sıra ekonomik açıdan da çok ağır sonuçları bulunuyor. Bu salgının Türkiye’de ve dünyada en az can kaybı ile atlatılmasını ve bir an önce hayatın normal akışına dönmesini ümit ediyoruz.

Korona virüsü salgının dünya ekonomisine verdiği zarara ilişkin birçok değerlendirme yapılıyor. Uluslararası Para Fonu (IMF) salgın nedeniyle küresel ekonomide yüzde 3 oranında daralma yaşanacağını öngörürken, bu veri 1930'lardaki “Büyük Buhran”dan bu yana dünya ekonomisindeki en ciddi küçülmeye işaret ediyor.

Bu süreçte Korona virüs salgınından en çok etkilenen sektör şüphesiz ki turizm oldu. Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi WTTC, Korona Virüsün turizm üzerindeki olumsuz etkisinin 2008 küresel ekonomik krizin yol açtığı zarardan 5 kat fazla olacağını öngörüyor.

Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü UNWTO tarafından yapılan değerlendirmeye göre ise salgın nedeniyle dünya turizminde yüzde 58 ila 78 aralığında daralma yaşanacağı tahmin ediliyor.

Türkiye turizm sektörü de Korona virüsü salgınının neden olduğu krizden ciddi oranda etkilendi, etkilenmeye de devam ediyor.

Birlik olarak biz de Korona virüsü salgınının dünya genelinde yayılmaya başladığı ilk günlerden itibaren süreci yakından takip etmek ve sektörümüz açısından gerekli adımları atmak için bünyemizde bir kriz masası oluşturduk.

Sektörümüzdeki sürdürülebilirliğin sağlanması için alınması gereken önlemleri başta T.C. Cumhurbaşkanlığı olmak üzere T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı ve ilgili tüm Bakanlıkların yanı sıra Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’ne sunduğumuz taleplerle ilettik.

Bunun yanı sıra dünyada da muadilimiz pek çok kuruluşla görüş alışverişinde bulunduk. Temennimiz; ülkemizin bacasız sanayisi Türk turizminin lokomotifi olan seyahat acentalarının ayakta kalabilmesi için sektöre olan destek ve katkıların gelişen dinamikler çerçevesinde artırılması yönünde.

Gerçekleştirdiğimiz çalışmaların yanında, içinden geçmekte olduğumuz olağanüstü süreci daha iyi anlamak ve böylelikle daha isabetli çözüm önerileri geliştirmek amacıyla bu raporu hazırladık.

Raporda; salgının dünya ekonomisine ve turizm endüstrisine etkileri değerlendirilirken, sektörümüzün Korona virüsü sonrası sürece daha iyi hazırlanabilmesi için salgın sonrasında öne çıkacak tüketici trendlerine, tanıtım ve pazarlama önerilerine ve marka konumlandırma stratejilerine dair çalışmalara yer verildi.

Türk ekonomisine en büyük katkıyı sağlayan, kültürleri buluşturan, barış köprüleri kuran turizm sektörümüzün, en kısa zamanda eski parlak günlerine dönmesini diliyorum."

TÜRSAB KORONAVİRÜS RAPORUNDA YER ALAN BAZI BAŞLIKLAR ŞÖYLE:

Korona Virüsü Salgını Sonrasına Yönelik Öngörü ve Planlamalar

Çinliler Bir Süre Yurt Dışı Seyahatleri Askıya Alabilir

Avrupa ve ABD’dekine benzer şekilde seyahatlere temkinli yaklaşımın, Korona virüsü salgınının çıkış noktası olan Çin’de de söz konusu olduğu görülmektedir. Son yıllarda yurt dışı seyahatlere olan taleplerinde ciddi yükseliş eğiliminin göze çarptığı Çin’de, Korona virüsü salgını sonrasında bu talebin en azından bir süreliğine gerileyeceği ifade edilmektedir. Çin’de Trp.com-Group adlı kuruluşun 100 ayrı kentte 15 bin kişinin katılımıyla gerçekleştirdiği ankete yanıt veren Çinlilerin yüzde 90 gibi çok büyük bir çoğunluğu kendi bölgelerindeki yakın destinasyonları uluslararası seyahatlere tercih edeceklerini belirtmişlerdir. Öte yandan Çin’in ziyaretçi sayılarında da ciddi oranda düşüş beklenmektedir. Oxford Economics araştırmasına göre Çin’e giden yabancı ziyaretçi sayıları dikkate alındığında uluslararası seyahatlerde 8.6 milyon ile 24.2 milyon arasında bir düşüş öngörülmektedir. Bu düşüş de 2020 yılı için uluslararası turizm harcamalarında 25.6 milyar $ ile 56.3 milyar $ arasında değişen bir gerileme anlamına gelmektedir.

Almanya'da normale dönüş sürecinin 2021'de başlaması öngörülüyor

Avrupa seyahat sektörünün lokomotif ülkesi sayılan Almanya’da, Alman Federal Turizm Yetki Merkezi’nin, (Kompetenzzentrum Tourismus des Bundes) Korona virüsü salgını ile bağlantılı olarak yayımladığı öngörü raporuna göre Alman turizm endüstrisinin toparlanmasına giden süreç; “Kötümser, Gerçekçi ve İyimser” bakış açılarıyla üç farklı başlık altında ele alınmaktadır. Alman Federal Turizm Yetki Merkezi, mevcut sosyal alan ve seyahat kısıtlamalarının en erken nisan ayı sonunda, büyük ihtimalle mayıs sonundan itibaren yavaş yavaş gevşetilmeye başlayacağını öngörmektedir. Rapora göre, iyimser bir bakış açısıyla, turizmde normale dönüş süreci 2021’de Paskalya sezonu ile başlayacak; bu öngörülere göre Alman turizm endüstrisinin Eylül 2021’de 2019 yılı temel seviyesine ulaşması tahmin edilmektedir. Alman turizm endüstrisinin eski kapasitesine ulaşması ve eski rakamların üst seviyesine çıkmaya başlamasının ise 2022 yazını bulacağı düşünülmektedir.

Alman Pazarına İlişkin DRV’nin Öngörüleri

Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) tarafından Alman Seyahat Birliği (DRV) ile gerçekleştirilen temaslar neticesinde Almanya pazarında 2020 yılına ilişkin beklentilerin ne yönde olduğuna dair DRV’nin değerlendirmeleri şu şekilde olmuştur:

•Yaz aylarında belli bir seviyede toparlanma olması ümit edilmekte, ağırlığın iç turizmde olacağını öngörülmektedir. Seyahat kısıtlamaları kaldırıldıktan sonra uluslararası ziyaretlerin ise muhtemelen Almanya’ya komşu olan ülkelere yapılacağı tahmin edilmektedir. •Uçuş trafiğinin 14 Haziran sonrası hareketlenmeye başlaması umulmaktadır.

•Halihazırda tur operatörlerinin faaliyetleri tamamen durmuş olduğu ve ne zaman toparlanacağına dair bir tahmin yürütmenin oldukça zor olduğu ifade edilmektedir. Bir ihtimal, geçtiğimiz yaz sonu, sonbahar ve kış sezonlarındaki turizm faaliyetinin yüzde 30’unun yakalanmasının mümkün olabileceği belirtilmektedir.

•Yaz tatili için bazı Almanlar yurt dışına gitmeyi düşünebilir olsalar da, mevcut seyahat kısıtlamaları ve henüz bir ilaç veya aşı bulunmaması sebebiyle, bu aşamada yaz tatili için yurt dışı seyahatlerinin pek ihtimal dahilinde olmadığı ifade edilmektedir. Bu yıl daha çok iç turizmin ve yakın ülkeler Avusturya, Danimarka, Polonya, Fransa’nın daha popüler olacağı düşünülmektedir.

•Her şey fazlasıyla iyi giderse, yaz sonunda Alman pazarından Türkiye’ye bir miktar turizm hareketi olabileceği, sonbahar gibi durumun biraz daha toparlanmış olmasının ümit edildiği belirtilmektedir.

•Seyahat kısıtlamalarının kalkmasından sonraki süreçte, Türkiye’nin hijyen standartlarına uyduğunu ve Türkiye’de Korona virüsü kapma ihtimalinin Almanya’da virüsü kapma ihtimalinden daha yüksek olmadığının seyahat severlere anlatılması ve acil sağlık hizmetleri kapasitesinin yeterli olduğu vurgusunun yapılması önem arz edecektir.

•Herhangi bir kriz sonrası, bütçe kaygısı olan aileler ve genç tatilcilerin; genellikle seyahate çıkıp rahatlamak isteyen ve piyasada tekrar yer alan öncelikli kesimler olduğu ve Türkiye’nin de muhteşem deniz-kum-güneş teklifleriyle cazibesini kaybetmeyeceğinin altı çizilmektedir.

•Normalleşme sürecinde ilave tedbir almaya dikkat edilmesi, mümkün olduğunca açık büfelerden uzak durulması, gıda maddelerinin korunması ve paketli gıdalara ağırlık verilmesi önerilmektedir. Ayrıca turizm tesislerinin spor ve eğlence alanlarında sosyal mesafeye dikkat edilerek mekanların tekrar düzenlenmesi gerekeceği vurgulanmaktadır.

•An itibariyle, önceliğin seyahat kısıtlamalarının kalkması olduğu, sonrasında ise tanıtım ve pazarlama açısından seyahat etmenin güvenli ve risklerin başa çıkılabilir olduğunun anlatılması gerektiği belirtilmektedir.

•Yurt dışı seyahatlerin düşük bir sayıda 2020 sonbaharında başlayabileceği, 2021’de ise muhtemelen hafif bir toparlanma görüleceği ifade edilmektedir.

•Seyahat kısıtlamalarının öncelikle Almanya’ya komşu olan ülkelere sonrasında ise kademeli olarak diğer AB ülkeleri ve Akdeniz ülkelerine kaldırılacağı öngörülmektedir. Ayrıca seyahat kısıtlamalarının destinasyon değil, ülke bazında kaldırılacağı tahmin edilmektedir.

Rusya pazarına ilişkin öngörüler

Rusya’da faaliyet gösteren “Otkritie Bank” tarafından gerçekleştirilen bir araştırma, Rusların yaklaşık yüzde 60’ının 2020 yaz döneminde tatile çıkmayı planlamadığını ortaya koymaktadır.

Rusya’nın 100 binden fazla nüfusa sahip şehirlerinde, 11-12 Mayıs 2020 tarihlerinde gerçekleştirilen araştırma kapsamında, 30 - 60 bin Ruble arasında ortalama gelire sahip olan 18-60 yaş arasındaki Rus vatandaşlarının görüşlerine başvurulmuştur.

Araştırmaya katılanların yüzde 41’i yaz dönemi için tatil planı yaptığını açıklarken yüzde 59’unun ise yaz döneminde tatile çıkma planı bulunmamaktadır. Araştırmaya göre; tatile çıkacak olanların yüzde 19’u tatilini evde geçireceğini açıklarken yüzde 18’lik kesim ise yazlık evlerine gitmeyi planlamaktadır.

Tatile çıkacak olan Rusların yüzde 22’si gidecekleri destinasyonun Rusya içinde olacağını ifade ederken yurt dışında tatil planlayanların oranı yüzde 14’ü seviyesinde bulunmaktadır. Rusların yüzde 27’si ise henüz tatilini nerede geçireceğine henüz karar vermemiş durumdadır.

Korona Virüsü Sonrası Marka Konumlandırılması Nasıl Olmalı?

Dünyanın önde gelen pazar araştırma şirketleri arasında yer alan IPSOS tarafından hazırlanan bir çalışma ile Korona virüsü salgını sonrası süreçte marka konumlandırmasının nasıl olması gerektiği konusunda önemli ipuçları veriliyor. Her krizin aynı zamanda kendi fırsatını da doğurduğuna dikkat çekilen IPSOS çalışmasında bu süreçte başarılı bir marka imajı oluşturmanın yolunun tüketicilerle empati kurmaktan geçtiği ifade ediliyor. Çalışmada markaların; yaşanan değişimi anlayarak insanların bu yeni gerçeklikle başa çıkabilmesini sağlayacak çözümler sunmalarının önemine vurgu yapılırken bu süreçte marka imajını güçlendirecek 6 adımdan bahsediliyor.

Moral verin

Bu adımları şu şekilde sıralamak mümkün: Markalar müşterilerine bu sürecin üstesinden gelineceğine dair mesaj vererek moral desteği sağlamalı ve müşterilerinin psikolojik açıdan rahatlamasını sağlamalı. IPSOS; Louis Vuitton’un Çin’deki müşterileri için WeChat ve Weibo gibi mecralar üzerinden gönderdiği “Duraklayan her yolculuk sonunda yeniden başlar. Louis Vuitton size ve sevdiklerinize sağlık ve güvenlik diler” şeklindeki mesajı marka imajı ile ilgili çalışmada örnek olarak gösteriyor.

İyilik Hareketi

Bir yüz maskesi takma zorunluluğunuz olsa da bu zorunluluğu şık bir hale getirebilirsiniz. Şangay’dan New York’a kadar birçok markanın bu süreçte şık baskılı ve renkli maskeler sunduğu görüldü.

Sanallaşın

Online mecralardaki büyüme bu süreçten sonra daha da hız kazanacak. Çin’de krizin ilk haftasında otomobil satışlarında sert düşüşler yaşanırken online üzerinden gerçekleşen araç satışlarında artış kaydedildi.

Krizden tarzınızla çıkın

Virüs salgını nedeniyle insanlar evlerine çekilmiş durumda ve markalar insanların evde geçirdikleri zamanı iyi kullanmalarına yardımcı olabilirler. Bunun için eğlendirici, öğretici çalışmalar yapabilirler. Örneğin Alibaba, online üzerinden canlı konserleri müşterilerine ücretsiz biçimde ulaştırırken, Ikea ev veya ofis dekorasyonundan yemek pişirmeye kadar insanların zaman geçirmesine yardımcı olacak günlük ipuçları sunuyor.

İnsanların zaman geçirmesine yardım edin

Kriz zamanlarında insanlar gevşemek için mizah veya meditasyon gibi farklı mekanizmalara yönelir. Yapılan araştırmalar İtalya'da salgının ilk günlerinde insanların mesajlaşmalarında en çok kullandıkları emojinin gülmekten gözünden yaş gelmesini sembolize eden emoji olduğunu ortaya koyuyor. Bu durum da insanların stresle başa çıkmak için mizaha yöneldiğini gösteriyor. Dolayısıyla markalar, insanların zihinlerini stres ve endişeden uzaklaştırmak için başka yollar da kullanabilir.

TÜRSAB koronavirüs raporunun tamamına ulaşmak için tıklayın
Yorumlar
İlk yorum yapan siz olun.
 
  Yorum için en fazla 1000 karakter girişi yapılabilir!
captcha