Turizm sektörünün kalifiye personel ihtiyacı

Hamit Kuk
Hamit KukSAYD Genel Sekreteri / TÜRSAB İncoming Turizmi İhtisas Başkanı
03 Kasım 2018, 16:15

Ülkemizin döviz ihtiyacını karşılamada çok önemli roller üstlenen Türk turizmi, büyüyen hacmi ile dünyada rekabet edebilirliği en yüksek ihraç kalemlerimizden biri oldu. Yıllık 35 milyar dolar gibi çok önemli miktarda döviz girdisi sağlayan turizm sektörü, bu büyüme ile istihdam verilerinin çok iyi seviyelere gelmesine de önemli katkılar sağlıyor.

Bugün turizm sektöründe oluşan güzel havaya rağmen sektörün önemli sorunları hala masaya yatırılmış değil. Sektör olarak son birkaç yıl içinde birçok sıkıntıyla boğuşarak geldiğimiz ve nihayet tekrar yükselen destinasyonlar arasına katıldığımız bir süreçte, hâlihazırda en büyük sorunlardan biri kalifiye personel ihtiyacı olmuştur. Hangi turizmciye sorsanız sorun, ilk sırada kalifiye personel ihtiyacını saydıklarını göreceksiniz.

Bundan yaklaşık bir yıl önce yine bu sütunlarda “turizmde istihdam SOS veriyor” diye haykırmıştık, ama duyması gerekenler bu haykırışı maalesef duymamış, belki de kayıtsız kalmıştır. Oysa bu işi çözecek ve turizm sektörüne kalifiye personel kazandıracak o kadar çok argümana sahibiz ki.

Bulunduğumuz coğrafyada genç nüfusun en yüksek olduğu ülkelerden biri olmamıza rağmen kalifiye eleman yetiştirme konusunda nedense sınıfta kalıyoruz. Ülkemizde ki genç nüfusun çok önemli bir kısmı işsiz ve bu işsizlerin yine çok önemli bir kısmı üniversite mezunu. Bir taraftan işsizlikle boğuşan binlerce genç nüfus, diğer taraftan kalifiye personele ihtiyaç duyan firmalarının olduğu bir yerde bir şeylerin eksik yapıldığı aşikar.

Turizm sektörü dinamik bir sektör ve beklemeye hiç zamanı yoktur. O nedenle kalifiye personel ihtiyacı için çareyi başka yollara başvurarak çözmeye başladı. Yurt içinde bulamadıklarını yurtdışına yönelerek oralardan karşılamaya çalıştılar.

Aslında şartlar bu konuda yeterince uygundu ve hemen alternatifler bulundu. Ülkemizde turizmle ilgili eğitim veren okulların yönetimleri o kadar çok prosedürlere boğulmuş olmalı ki yabancı ülkelerde ki muhatapları daha baskın çıktılar ve Türkiye’deki turizm işletmeleri ile iş birliğine gitmeye başladılar.

Özellikle Almanca ve Rusça bilen personel ihtiyacını karşılamak için Sırbistan, Slovenya, Romanya, Özbekistan, Türkmenistan, Kazakistan, Rusya vs. ülkelerde bulunan turizm lisesi ve turizm otelcilik yüksek okulu ve bu okullara muadil okulların yönetimleri, turizm işletmelerimiz ile irtibata geçerek öğrencilerine pratik eğitim ve aynı zamanda istihdam sağlamak için iş birliği anlaşmaları yaptılar.

Başka ülkelere ait okulların kendilerini aşarak ülkemizdeki işletmeler kadar ulaşmaları, ülkemizin eğitim sisteminde ki defolardan kaynaklanıyor. Bu ülkede şartları en uygun şekle sokmak için her türlü imkân mevcuttur. Turizm meslek liselerimiz, iki yıllık ve lisans düzeyindeki turizm meslek yüksekokullarımız mevcut olmasına rağmen, turizm sektörü kalifiye personel ihtiyacı duyuyorsa ve bu okulların yönetimleri turizm işletmeleriyle yeterli iş birliğine gidemiyorsa, bu sorun başka nasıl açıklanabilir ki? Eğitimi düzenleyen yönetim kadrolarımızın bunu sorgulaması gerekiyor.

Oysa yapılması gerekenler çok basit…

Öncelikle turizm eğitimi veren okulların müfredatları sektörün ihtiyaçları doğrultusundan ele alınmalı ve yeniden yapılandırılmalıdır. Millî Eğitim Bakanlığımızın gözetimlerinde ilgili okul yönetimlerinin sektör ile sıkı ilişki içine girerek sektörün ihtiyaçları doğrultusundan öğrenci yetiştirme yollarını bulmalıdır.

Okulların ders programlarını gözden geçirip başta Almanca, Rusça ve İngilizce olmak üzere dil bilen personel yetiştirilmeli ve bir program dahilinde hem tesis içinde içi ve hem de tesis dışı işlerde eğitimini sağlayacak şekilde staj ve diğer eğitim programları geliştirilmelidir.

Ayrıca eğitim ve staj programlarında değişiklikler yapılarak öğrencilerin daha erken yaşta ve daha fazla sektörün içinde kalmaları sağlanmalı ve okulundan mezun olduğunda deneyim sahibi olmuş bir personel olarak sektöre hazırlanmalıdır.

Sektöre dair hiçbir bilgisi olmayan öğrencilerin istihdamı için oteller ve seyahat acenteleri teşvik edilmelidir. İhtiyaç halinden yasal düzenlemeler yapılarak bu öğrencilerin eğitilmeleri şartı ile uzun süreli istihdam edilmelerinin yolu açılmalı ve hatta öğrencinin staj ve diğer SGK giderleri kamu tarafından karşılanacak şekilde yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

Kredi veya burs alan öğrencilerin öğrencilik süresi boyunca eğitim amacıyla çalışması nedeniyle kredi ve burs haklarının iptal etmeyecek şekilde yasal düzenlemelerin yapılmalıdır.

Okul müfredatlarının bitiş ve başlangıçları mümkün olduğu sürece sektörün yoğun çalıştığı ve personel ihtiyacının arttığı 01 Mayıs-01 Ekim arası dönemlere göre ayarlanmalıdır. Böylece öğrencinin tatil süresince turizm işletmelerinde çalışma imkânı sağlanmalıdır.

Dört yıl boyunca akademik anlamda turizm eğitimi almış ve bu yollardan geçmiş biri olarak görüşüm, öğrencilerin işe başlangıç ve bitiş süresi için en ideal zamanlar 15 Mayıs-15 Eylül tarihleri arasıdır.

Millî Eğitim Bakanlığının ve turizm eğitimi ile ilgili bölümleri bulunan Üniversite yönetimlerinin Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) ve Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) gibi Sivil Toplum Kuruluşları (STK) ile ve bu birliklerin ilgili turizm kentlerinde bulunan temsilcilikleri ile iş birliğine giderek öğrencilerimizin sektöre hazırlanması konusunda iş birliği yapılmalıdır. Hatta büyük-küçük bakmadan tüm turizm STK’ları ile iş birliği içinde olunmalıdır.

Üniversite ile sektör iş birliği şart!

Hazır turizm sektörü ile üniversitelerin iş birliğinden bahsetmişken bir diğer konuya daha değinmeden edemeyeceğim.

Bugün ülke turizm hacmi çok büyüdü ve yeni yol haritasına ihtiyaç duymaktadır. Üniversitelerimiz sektörle iş birliği içinde turizm verilerimizi bir merkezde toplayacak yöntemler geliştirmelidir. Toplanan veriler sürekli analiz edilerek yeni politikalar geliştirilmelidir. Turizm sektörümüz rakipleriyle daha iyi mücadele etmesini sağlamak için yeni yol haritasını belirleyecek stratejik planlamalar yapmalıdır.

Antalya, İstanbul, İzmir, Aydın gibi şehirler ekonomisi turizmden beslenen şehirlerdir. Hemen hemen tüm ekonomik faaliyetler turizmin gidişatına göre şekil almaktadır. Şehrin sosyal yapısı, istihdam, göç alıp-verme, diğer ticari sektörlerin faaliyetleri yani kısaca her şey turizme endeksli olarak yürütülmektedir. Üniversiteler, turizm şehirlerinin sosyal-ekonomik yapısını yakından takip etmeli ve o şehirle ilgili geleceğe yönelik stratejilerde akademik katkılar koymalıdır.

Üniversitenin akademik olarak çalışmalar yapması hem şehrin geleceği hem de sektörün gelecekle ilgili oluşturacağı turizm stratejilerinde önayak olmalıdır. Bunu yapabilmeleri içinde sektörün içine girerek gözlemlemeli, sorunlarını, avantaj-dezavantajlarını ve gelecekte nereye doğru gittiğini veya gitmesi gerektiğini bizzat yerinde incelemelidir. Bunun için sürekli olarak sektör ile iç içe çalışmalıdır. Özellikle sektörün öncülüğünü yapan STK’lar ile iş birliklerini geliştirerek sektörün ihtiyacı olan yeni akademik bakış açıları oluşturmalıdır.

Görüldüğü üzere yapılması gerekenler belli. Turizm sektörünün beklentileri de belli. Bir kere olsun doğruyu yapmaya ne dersiniz?

Not: Yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarlar sorumludur. www.turizmajansi.com ile bağlantı kurulamaz; site sorumlu değildir.
Yorumlar
İlk yorum yapan siz olun.
 
  Yorum için en fazla 1000 karakter girişi yapılabilir!
captcha