Sezon nasıl gidiyor bilader!

Hamit Kuk
Hamit KukSAYD Başkanı / TÜRSAB İncoming Turizmi İhtisas Başkanı
29 Nisan 2019, 15:01

Bizim sektörde hemen her gün başlıktakine benzer sorularla karşılaşırsınız. Sadece turizm camiasından değil eş, dost, akraba, sektör dışından tanıdıklar, arkadaşlar hep bu sorunun cevabını ararlar. Bende son zamanlarda çok sık muhatap kaldığım bu soruya bugünkü yazımda cevap arayacağım.

Son birkaç yıl içinde hepimizce bilinen malum nedenlerle Türk turizm sektörü çok hızlı bir şekilde aşağı doğru tepe taklak giderken dibe ne zaman vuracağımızı tahmin dahi edemiyorduk. 2018 sezonu satışlarına böyle duygularla başlamıştık. Erken rezervasyon satışları gelmeye başlayınca bütün olumsuzlukların yavaş yavaş dağılmaya başladığını gördük ve dibe vurmaya ramak kalmış bir sektörün yeniden doğuşuna şahit olduk. Bu duygularla geçen yıl yaraları sarmaya başladık ve gayet iyimser bir ivme ile turizm sezonunu kapattık.

Hal böyle olunca yeni sezon için beklentilerde artmaya başladı. Geçen seneki güzel ivmeden sonra bu sene turistlerin tesislerimizi doldurup taşıracağını ve yeniden 2014 yılındaki gibi dehşet güzel fiyatlara odaları satacağımızı hayal etmeye başladık! Zaten krizden dolayı bize gelemeyen müşterilerimiz Yunanistan’a ve İspanya’ya gitmek zorunda kalmış ve orada bizdeki kadar iyi servis alamadıklarından tekrar bize geri dönmeleri içten bile değildi.

Geçen sezon sonunda başta İngiltere ve Almanya olmak üzere bütün Avrupa pazarına yönelik başlayan %30 ve hatta 40-50’lere varan erken rezervasyon indirimleriyle beraber bir önceki sezona göre yüzde bilmem kaçlara varan erken rezervasyon artışları vardı!

Avrupalı turist satın alırda Ruslar almaz mı? Onlarda bir daha bulamayacağı kıyak erken rezervasyon indirimlerini kaçırmadılar ve peşi sıra satın almaya başladılar. Görünen o ki bu satışlar 2019 turizm sezonunun pekâlâ iyi geçeceğini söylüyordu!

Hatta bazı otel yöneticileri “yeter bu kadar indirimli satış” diyerek erken rezervasyon indirimlerini ya kaldırıyordu ya da ilgili periyotlarda satışları durdurarak sezona daha pahalıya satacakları boş oda bırakıyorlardı. Başta iç pazar acenteleri olmak üzere birçok Pazar acentesi böyle giderse sezonda oda bulamayacaklarının paniğini yaşıyordu.

Rusya pazarındaki büyük oyuncuların “ Bu sene yolcuya gereksiz uçak koltuk arzı sunmayacağız, her şeyi pazarın kapasitesine göre planladık” dese de kimse bunu önemsemiyor odasını daha iyi fiyata nasıl satacağının hesabını yapıyordu.

Sektöre mal ve hizmet satan bir rivayetlere göre 50 başka rivayetlere göre 65 sektör paydaşı turizm sayesinde yeniden bilançolarını düzelteceğini düşünerek ellerini ovuşturarak planlamalarını gözden geçirirken ülkede ki döviz artışını bahane ederek satacağı mal ve hizmetlere üst üste zamlar yapıyor ve turizm sektöründeki enflasyonu %45’lerin üzerine çıkmasına vesile oluyordu.

Böylece otellerde artan kişi başı maliyetler fiyata yansıyınca da “ Bu oteller fiyatlara amma çok zam yaptı” diye hayıflanan yerli misafirlerimiz tatil hayallerini başka bir yaza ertelemeyi düşünüyordu. Sene başından bu yana “işler nasıl?” diye soran eş-dost akrabalarımıza “Eh işte fena değil” dediğimizde hınzır bir gülümsemeyle yüzümüze parmak sallaya sallaya “Seni gidi seni” diyerek bu sezon kazanacağımıza inandıkları paraların hesabını yapıyordu.

Sadece sektör paydaşları mı devletimizde bu işten payını almalıydı. Turizm sektörünün tekrar eski günlerine dönmeye başlarken yaratacağı istihdamı düşünerek yüzde yirmilere çıkmış işsizliği nasıl azaltacağının planlarını yapıyordu. Sektör sayesinde ülkeye girecek döviz rezervlerinin ekonomiye yapacağı katkılar devletin iştahını kabartmıştı. Hatta bu süreci kâra döndürmek için havalimanlarında ayakbastı, kur farkına KDV matrahına dahil edilmesi gibi vergi üzerine vergiler icat ederek sektörün
vergi yükünü arttırıyordu. Öyle ya su akarken testiyi doldurmak gerekiyordu.

Herkes, ne kadar harika bir sezon geçeceğine öyle bir inanmış ki artık bu bir furyaya dönüşmüş ve herkesi alıp önüne katmış ve dört bir yana sürüklemişti bir kere. Harika bir sezon furyasına kapılan çok değerli yazılı ve görsel basınımızda bu işin içinde olmalıydı. Onlarda turizm sektörünün ileri gelenleri ile röportajlar yapıyor ve ne şahane bir sezon yaşayacağımızın müjdelerini veriyordu.

Oysa bizim gibi sahada olan ve bu işin gidişatını net görebilen bazı aklı selim turizmciler, diğer ahali kadar abartılı bir turizm sezonu göremediğini, sadece krizle geçen yıllardan sonra daha iyi bir sezon olacağı gerçeğini ortaya koymaya çekiniyor. Çünkü bu harika turizm sezonu(!) furyası öyle bir algıya dönüşmüş ki birisi çıksa “ Yahu bu sezonda öyle fazla bir numara yok, her zaman ki gibi ayakları yere basan normal bir sezon yaşayacağız” dese direkt vatan haini damgası yiyecek bir ortam oluşmuş
durumda.

Kısaca her şeyi abartmaya başlamıştık! Hem de birbirimizi gaza getirerek abarttıkça abarttık. Üzüntüsünü de sevincini de abartmayı seven bir milletiz vesselam!

Nisan ayı ile birlikte erken rezervasyon dönemi de bitti. Artık sezonun gidişatını daha iyi analiz edebilecek verilere sahibiz. Bugüne kadar ne konuşulduğunu ne yapıldığını bir kenara bırakalım ve gerçeklerden yola çıkarak sezonun gidişatına kısaca bir göz atalım.

Şimdiye kadar oluşan verilere göre 2019 yılının ilk dört ayında gerçekleşen doluluklar geçen yıllara oranla daha iyi durumda gözüküyor. Mayıs ayı ve sonrasında ki satışlarda şimdiden oluşan doluluklarla daha iyi hale gelecektir. Buradaki en güzel haber ise geçen yıldan gelen yukarı doğru artışların düzenli bir şekilde devam ediyor olmasıdır.

Bu yıl artan doluluklarla birlikte değerlendirdiğimizde kişi başı fiyatlardaki artışlar nispeten geçmiş üç yıla göre çok daha iyi durumda olmasına rağmen henüz hayal edilen düzeyde değildir. Bu da krizlerden çıkmış bir sektör için oldukça doğaldır. Bundan sonraki süreçte asıl hedef, kişi başı satış fiyatları ve kar marjlarını doluluklarla paralel daha yukarılara çekmek olmalıdır.

Daha iyi maliyetlerle daha iyi fiyatlara satacağımız sezonlar gelecek ama o sezon henüz bu sezonda değil! Ama biz yine de “harika bir sezon yaşıyoruz” demeye devam edelim.

Neme lazım!

Not: Yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarlar sorumludur. www.turizmajansi.com ile bağlantı kurulamaz; site sorumlu değildir.
Yorumlar
Oğuz Tuncbilek
31 Mayıs 2019, Cuma 08:20
Kısaca, şehir otelleri gibi, kıyı otelleri yönetici ve mal sahipleri ‘ revenue management ‘ için mesai harcamaya başlamak zorunda. Aksi takdirde o hayal edilen performanslar hayal kalır. Lütfen unutmayın, erken dolan otel her zaman yüksek fiyatlı işleri kaçırmaya mahkumdur. Yüksek fiyatlı işlerin ne zaman otelinize geldiğini, nasıl geldiğini, nereden geldiğini, ne kadar kaldığını size, eğer varsa, revenue manageriniz söyler ve bu işlerin otelinize gelmesini o sağlar!
Zafer Cengiz
30 Nisan 2019, Salı 09:26
Kendini sürekli gaza getirmek huylarından vaz geçemeyen Şampiyon piyasa karşısında, Farklı yorumlarıyla Sn.Kuk'u tebrik etmemiz gerek! Ancak "ArGe özürlü olarak 'piyasanın fiili rakamlarını göremeyen ve pembe gözlüklerle yaşayan' Piyasanın finansal değişimi de idrak edemeden" gözü kapalı ve el yordamıyla yaşama ve iş yürütme alışkanlıkları konularına hiç değinmemiş? TÜİK'ce verilen pasaport girişleri kelle sayılarının ''acaba ne oranları son yıllarda kabaran sayıdaki yabancı personelin girişlerinden oluşuyor ve İstanbul girişlerinin diğer yörelere aktarma yapan yolcularla hangi düzeyde balon gibi şiştiğini'' merak bile etmeden ''sürekli rekorlarla birbirini kutlayan bir piyasa'' gelişmeleri yönetebilir mi? Sağlam bir şekilde 'ayakları yere basarak' yönetilen işletmeler ve Ulusal turizmin Sektörler arası KOORDİNASYONU PLANLANMADAN #TürkTURİZMİ ''Turizmci Bakanla'' dahi Toparlanarak HIZLA düze çıkabilir mi? #TAG
 
  Yorum için en fazla 1000 karakter girişi yapılabilir!
captcha