Liderlik

Nasih Demir
Nasih DemirDestination Handling Services
sayfayı yazdır, turizm ajansı
08 Kasım 2017, 13:52

Ülkemizde liderlik neredeyse bir meslek haline getirilmiş. Sonuçta iyi lidere sahipseniz ve bu lider koltuğa yapışma sevdasındaysa en azından şanslı sayılabilirsiniz ama kötü bir lideriniz varsa ve bu liderde de koltuğa yapışma inadı varsa işte o zaman o lider ile iştigal ettiğiniz alanda hayat zorlaşıyor; şartlar kötüleşiyor ve istemeseniz de duvara toslamak zorunda kalıyorsunuz.

Kendi kurumumuz olan TÜRSAB ile ilgili bu değerlendirmeyi yaptığımızda; en azından benim gibi son 20 yılı mevcut liderle geçiren jenerasyon iyi bir yönetim ve yönetici profili ile karşılaşmadı.

Dolayısıyla bu son 20 yıllık süreçte yönetici olarak Sayın Başaran Ulusoy’u kötü yönetici başlıkları altında tartışmakta beis görmüyorum. Keşke iyi yönetici başlıkları altında bu konuyu tartışıyor olabilseydik; ancak reel durum bunu imkansız kılıyor.

Başında bulunduğu kurum ya da kuruluşa, birliğe zarar veren uzun süreli kötü yöneticilerin başlıca özellikleri şu şekilde:

Koltuğa yapışıklar: 20. yüzyılda göreve gelip hala bu görevi yürütmekte ve 2 - 3 Aralık tarihlerindeki genel kurula tekrar aday olduğuna göre Başaran Ulusoy koltuğa yapışıktır dolayısıyla bu tanıma uyuyor.

Sinirlidirler: Özellikle muhalif olduğunu sezdiği her kelimeye, her kişiye, her çalışana, medyaya ve genel anlamda sinirli davranışlar sergileyen Başaran Ulusoy, hoşgörü ve uzlaşı kültürünü benimser davranış ve duruştan uzak duruyor.

İşkoliktirler: Gece gündüz çalışan ve verimi düşen Başaran Ulusoy, zamanla sağlığını da tehlikeye düşürmekten geri kalmıyor. “TÜRSAB Genel Merkezi’nin lambaları sabahlara kadar yanar” sözü bir marifet değil lakin başarısızlığın temel ölçülerinden biridir. Siz normal zamanda normal mesai saatleri içinde iş görev bölümü ile zamanı çok üretken kullanabilmelisiniz.

Özür dilemezler: Başaran Ulusoy sürekli bağırıp çağırmaktan özür dilediği tarihte görülmemiştir.

Sürekli mazeret üretirler: Sayın Ulusoy, 18 yıl fiilen yürüttüğü başkanlığa tekrar aday olurken; projelerini yapmak istediklerini, yapamadıklarını anlatmak yerine sürekli bir mazeret üretme çabasında. Örneğin 2015 yılında seçildiği 22. Olağan Genel Kurul’da neler vaat etmişti? Bu vaat ettiklerinden neleri gerçekleştirebildi? Son 18 yıldır icraatın başında olan Sayın Ulusoy, sürekli mazeret üretmek yerine icraat yapabilse belki muhalefet karşısına çıkmazdı.

Empati yapmazlar: Üyelerinin durumunu, içinde bulunduğu maddi ve manevi ruh halinden anlamazlar çünkü empati yapmıyorlar. Kaymak tabaka, ganimetlerle beslenen kesim ve bu kesimin başındaki kişi, üyenin ne hissettiklerini anlamaya çalışmazlar.

Çok konuşurlar: Evet, işte Sayın Ulusoy’un en iyi yaptığı şey bu. Çok konuşur; her yerde konuşur, uzatılan her mikrofona, gördüğü her kameraya konuşur ama konuştukları anlaşılmaz ya da konuyla, seyahat acentacılığı mesleği ile uzaktan yakından ilgisi olmayan cümlelerden oluşur.

Kötü yöneticilik deneyimden yüzlerce örnek verilebilir Başaran Ulusoy hakkında… Geldiğimiz noktada başında bulunduğu kuruma verdikleri zararları saymakla bitmez. Bugün TÜRSAB, Rekabet Kurumu tarafından savunması isteniyorsa; TÜRSAB adına kurulmuş şirketlere haciz geliyorsa; TÜRSAB milyonlarca Lira ya da Dolar borçlandırılıyorsa; gereksiz atıl vaziyette bulunan yatırımlar (Örneğin Komer, Kütahya’da otel açmak vs. 1990 öncesi KİT'leri gibi) TÜRSAB’ın sırtında yük ise, elbette ki Başaran Ulusoy başarısız ve kötü bir yöneticidir.

Üyelerin sorunlarını çözemiyorsa; bilet acentalarını uçak şirketlerine karşı koruyacak önlemleri kurumsal bazda alamıyorsa başarısız kötü bir yöneticidir.

Kaçak acenta faaliyetleri konusunda yeterli önlemleri alınmayıp bu faaliyetler gittikçe çoğalıyorsa; bu yönetim kötü bir yönetimdir.

Kendisini vazgeçilmez sanmak yanılgının en büyüğüdür. Başaran Ulusoy ve yönetimindeki kişiler kendilerini vazgeçilmez ve üyeler üstü bir güç olarak görüyorlar; bunu psikolojik ve sosyal baskı unsuru olarak üyelere hissettirmeye çalışıyorlar. Dolayısıyla bu sebeple de denebilir ki siz kötü yöneticilersiniz.

Şirketleri bağımsız denetim kurumlarına açmıyorsanız; denetlenmesine izin vermeyip üyelerinizden şirketlerin genel durumlarını saklıyorsanız siz kötü yöneticilersiniz.

1618 sayılı kanun yetersizdir! Aslında bunu siz de biliyorsunuz lakin bu yasayı değiştirmek için çaba sarf etmiyorsanız; siz kötü yöneticisiniz.

Seçim dönemleri farklı isimler koyarak “genişletilmiş” adı altında toplantılar düzenleyip; projelerinizi anlatmak yerine insanlara sadece saldırmayı marifetmiş gibi mikrofonlardan anlatıyorsanız siz kötü yöneticisiniz.

Proje üretmek fikri size yabancı geliyorsa siz kötü yöneticisiniz.

Kötü yöneticiler ve kötü yönetimler değiştirilmeleri gereken dönemlerde değiştirilirler. İşte o dönem geldi ve çattı… Kaçış yok, artık mızrap çuvala sığmıyor, değişimden kaçınılmaz. Artık hiçbir şey eskisi olmayacak.

Ey cefakar acentacı! Ya değişimden yana safını tutacaksın ya da celladını sevmeye devam edeceksin.

Yorumlar
İlk yorum yapan siz olun.
Yorum Yaz
Yorum için en fazla 1000 karakter girişi yapılabilir!
 
 
captcha