Rota

Kurtuluş iç turizm pazarında olabilir! - 1

Prof. Dr. Ozan Bahar
Prof. Dr. Ozan BaharMuğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Öğretim Üyesi
19 Mayıs 2020, 19:09

Hangi sektörde faaliyet yürüttüğünüzün hiçbir önemi yoktur talep için. Talep hepsinde olmazsa olmaz koşuldur. Satın alma gücüyle desteklenen talep, üretimi ve de üreticiyi ayakta tutmaktadır. Öyleyse üretim yapmak için gerekli olan şey ise kalıcı bir talebin olmasıdır. Yatırımcı söz konusu piyasa talebine bakarak yatırım yapıp yapmama kararı vermektedir. Eğer ileriye yönelik beklentiler olumlu ise yatırım yapar, değilse yatırım yapmaktan vazgeçer. Normal bir tüketici ya da hane halkı bugünü, bugünkü tüketimini dünürken; yatırımcı geleceği, gelecekteki üretimi düşünmektedir. Buradan hareketle, turizm ve seyahat sektöründe üretilen hizmetin depolanamaması ve tüketicinin yani turistin ürünün üretildiği yere gelmek zorundadır. Ne yazık ki, Covid-19 süreci bu hareketliliği tarihte hiç olmadığı biçimde bozmuştur. Tarım dahil diğer tüm sektörlerde üretilen her çeşit ürünü bir şekilde muhafaza ya da stok etme şansı varken, seyahat ve turizm sektöründe bu mümkün değildir. Bir otel odasını veya bir uçak koltuğunu, yaşanılan pandemi ortamında depolamak veya stok etmek imkânsızdır. Yatırımların geri dönüş süresinin 7 ila 10 yıl olduğu bu sektör şu an için yatırımcılar açısından -ki imalat ve diğer sektörlerde 1 ila 3 yıldır- en riskli sektör konumundadır. Depolama ve stok şansının olmaması riskin dağıtımını engellemektedir. Pandemi sürecinde, işletmelerimizin satamadığı ve iptal edilen çok sayıdaki otel odası ya da uçak koltuğu zarar olarak onlara geri dönmektedir. Kısacası, Türkiye için fırtınanın ortasındaki sektör, turizm ve seyahattir. Ülkemizin lokomotif sektörü olan turizmdeki yatırımlar, her zaman için özel önem taşıyan yatırımlar olarak değerlendirilmelidir. Yatırımcılar ülkemizde her zaman sınırlı kaynaklarla, sınırsız bir rekabeti gerçekleştirmiştir.

Öte yandan WTTC’nin 2019 analizlerine göre Türkiye’de, turizm ve seyahat sektörünün ülke GSYİH’na etkisi yıllık 84.9 milyar dolardır. Burada turizmin ülke ekonomisindeki önemi hakkında yazıp, çizmeye gerek yok. Ancak WTTC tüm hükümetlere yaptığı çağrıda pandemi sırasında ve sonrasındaki senaryolar için; mümkün olduğunca vizelerin kaldırılması, seyahat vergilerinden vaz geçilmesi ve teşviklerin devreye sokulmasını önermektedir. Pandeminin kontrol altına alınmasıyla birlikte, insanların seyahatlerini iptal etmeyip ertelemelerinin önünü açacak uygulamaların teşvik edilmesi yönünde çağrıda bulunmaktadır. Bu bağlamda 1 Nisan tarihli ‘Tourism Economics’ raporuna göz attığımızda: Covid-19 salgını nedeniyle turizm ve seyahate uygulanan kısıtlamaların etkisinin 8 ay süreceği ve bunun global seyahati %39 azaltacağı, Avrupa için bu azalmanın 287 milyon turist azalışı anlamına geleceği ön görülmektedir. 2021’de hızlı bir geri dönüş beklenmekle beraber 2019 turist rakamları ancak 2023’te yakalanacağı belirtilmektedir. Salgının gelirlerde yaratmış olacağı kalıcı negatif etki seyahati kısıtlayacaktır. Gelir-harcama zincirinin kopması; 60’ı doğrudan ve 185 sektörü de dolaylı etkileyen turizm için tam bir felakettir. 2020’de iç seyahatteki düşüş %23 olarak beklenmektedir. Bugünkü duruma göre; ön görülen 8 aylık etkinin negatif etkisi ilk 4 ay sıkı kısıtlamalar ve uygulamalar, son 4 ay ise rahatlatılmış kısıtlamalara göre yapılmaktadır.

Ülkelere bakıldığında, 2020’nin etkisi; Fransa: -%40 / 38 milyon turist azalışı; İspanya: -%42 / 34 milyon turist azalışı; İtalya: -%49 / 31 milyon turist azalışı; Türkiye: -%34 / 18 milyon turist azalışı; Almanya: -%39 / 15 milyon turist azalışı; Yunanistan: -%36 / 11 milyon turist azalışı öngörülmektedir. Ana pazarlarımız olan Rusya, Almanya ve İngiltere düşünüldüğünde henüz öngörü yapabileceğimiz bir işaret ortada yoktur. Turizm gelirimiz açısından UNWTO’nun %30’luk kayıp öngörülerini ülkemize yansıttığımızda kaybımızın 11 milyar dolar civarında olacağı tahmin edilmektedir. Ancak unutulmamalıdır ki UNWTO bu öngörüsünü yakın bir zamanda mutlaka aşağı yönde yenileyecektir, veriler ona işaret etmektedir. Bu rakamlar, gün be gün değişebilmektedir. Toparlanmanın süresi ve pandeminin yaratacağı zarar tüm ülkeler için, yeni bir dalga gelip gelmemesi senaryolarına ve yine toparlanmanın V, U, W ya da L şeklinde olmasına göre değişiklik gösterecektir. UNWTO geçtiğimiz haftalarda buna ilişkin projeksiyonu kamuoyuyla paylaşmıştı. Şu da bir gerçektir ki, Türkiye’ye geçen yıl en çok turist gönderen ilk on ülkeye bakıldığında; birinci sırada %33’lük payı ile Rusya, %11,28 ile Almanya, %6,03 Bulgaristan, %5,69 İngiltere, %4,86 İran, %4,83 Gürcistan, %3,47 Ukrayna, %3,01 Irak, %2,51 Hollanda ve %2,08 Azerbaycan’dan yer almaktadır. Rusya, Almanya, İngiltere ve İran ile Türkiye’nin kendisi dünyadaki en çok vaka görülen ilk on ülke arasındadır. Diğer bir deyişle, turizm dışa bağımlı bir sektör olduğundan, bize turist gönderen ülkelerdeki toparlanma ve sağlıklı turist profili ile bizim ülke insanımızın o ülkelerden gelecek turistte salgın anlamındaki karşılıklı bakış açısı bu dönemde büyük önem arz etmektedir. Böylece karşılıklı rahatlama ve güven olgusu anlamında belki de belirli bir sürenin geçmesi gerekecektir.

Nitekim hem ülkemizde hem de yurt dışında yapılan birtakım araştırmalar bunu doğrulamaktadır. Şöyle ki, Magma Global tarafından 1955 kişi üzerinde Avrupa için yapılan Travel Post Covid-19 araştırmasında, “Tüm seyahat kısıtlamalarının 15 Haziran’da kaldırıldığını varsayarsak ne kadar kısa sürede uçuş içeren bir yurt içi seyahate çıkardınız?” sorusuna katılımcıların %21.4 hemen, %12.2’si aşı bulununca, %10.8’i 15 Temmuz, %14.3’ü 15 Temmuz ve 19.6’sı 15 Ağustos şeklinde yanıt vermişlerdir.

Avrupa içine seyahatte %42.4’ü aşı bulunmasını beklerken, %15.1’i yeni yılı işaret ediyor. Asya’ya seyahatte %66.1’i aşı bulunmasını beklerken, %12.8’i yeni yılda diyor. Bu sene cruise gemilerle seyahat noktasında katılımcıların %60.6’sı asla seyahate çıkmayacağını, %26.3’ü ise aşı bulununca diyor. Kısıtlamalarının 15 Haziran’da kaldırıldığını varsayarsak; %54’ü hemen araçlarıyla, %23.5’i 1-15 Temmuz, %10.9’u 15 Ağustos itibariyle yurtiçi seyahate sıcak bakıyor. Aynı araştırmaya göre, %72.5’i 200 odanın altındaki butik otellerde, %27.5’i 500 odanın üzerindeki büyük otellerde tatil yapabileceğini ifade ediyor. Bu yıl için bir seyahat acentesiyle tatil planına %23.9’u hayır derken, %26.5 evet ve %49.5 kararsızım diyor. Benzer şekilde MÜSİAD tarafından Türkiye genelinde 822 kişi üzerinde yapılan Covid-19 Sürecinde Tu¨rkiye’de ic¸ turizm talebi: Mevcut durum ve beklentiler” isimli araştırmada: İnsanların tatil gidip gitmemesi konusunda yaklaşık olarak %85’lik bir kesimin endişeli, %15’lik kesimin endişeli olmadığını gösteriyor. %47.5 ekonomik açıdan kısmen zarar gördüm derken, %33 çok zarar gördüğünü ve %19.5’luk kesim zarar görmediğini belirtiyor. %71.5 mesleğini kaybetmekten endişeliyken, %28.5 hiç endişeli değil. “Evde kapalı kalmak ve doğadan uzak kalmış olmak, tatile çıkma isteğinizi nasıl etkiledi sorusuna”; katılımcıların %53.1’i salgın geçtiğinde ikna olursam tatile çıkmayı yeniden düşünebilirim; %27’si salgın biterse kesinlikle çıkmak istiyorum ve%29.9’u ise kesinlikle çıkmak istemiyorum diyor. “Otellerin sertifikalarına ne derece güvenirsiniz?” sorusuna; %72.5 kısmen, %17.4 güvenmem ve %10.1’lik kesim güvenirim diyor. “2020 yaz sezonu bitmeden bir otelde tatil planlıyor musunuz?” sorusuna; %28 evet, %32.8 hayır ve %39.2’si kararsızım diyor. “2020 için otel rezervasyonu yaptırdınız mı?” sorusuna; %7.2 yaptırdım ama iptal ettirdim, %5.4 evet tarih gelince gideceğiz ve %87.5 hayır yaptırmadım şeklinde yanıt vermiş. “Gönül rahatlığıyla bir otelde tatil yapmak için salgının hangi ayda tamamen bitmesi gerekir?” sorusuna da %20.1 mayıs, %34.9 haziran, %20.2 temmuz ve %16.3 eylül şeklinde yanıtlar vermiştir. Son olarak da geçtiğimiz günlerde UNWTO’nun bir raporunda, “Tatil amaçlı kendi ülkeniz içinde ne zaman seyahat planlıyorsunuz?” sorusuna; salgın geçtikten sonra ilk ay içinde diyenlerin toplamı, İngiltere için %42, Almanya %55, Fransa %67, İtalya %58, İspanya %53 ve ABD %43’dür.

Buradan hareketle, iç turizm pazarına gereken önem verilmeli ve fiyatlar ülke insanının yararlanabileceği şekilde revize edilmelidir. OECD ülkelerinde iç pazarın büyüklüğü %77, Fransa ve İtalya’da ise %65’ler düzeyindedir. Türkiye’de ise %13-5’ler düzeyinde bir iç pazar vardır. İç pazar, sadece kriz dönemlerinde bir kurtuluş olarak değil, her zaman değer verilen bir pazar olmalıdır. Kriz ortamı geçince hemen fiyatlar arttırılıyor. İç pazara gereken önem ve değeri verelim. Örneğin 2019 yılında, normale dönünce birazcık bir toparlanmanın ardından iç pazara yönelik yüksek fiyatlar sunulmuştur. Pazarın kurtarıcısı olmak isteniyorsa, fiyatların orta-yüksek gelir grubuna göre ayarlanması sektör açısından yararlı olacaktır. Yerli misafir zaman zaman daha yüksek ödeme yaptığı gerekçesiyle de şikâyette bulunmaktadır. Sadece kriz dönemlerinde değil, her zaman anlamaya, tüketici beklentilerini tasarlamaya ve Anadolu insanına yönelik paket ve ürünler sunmaya gayret edelim. Çünkü ilk kurtarıcı ve şu anki mevcut gerçeklere göre ulaşılabilecek yegâne ve en önemli kitle onlardır. Türk insanında da artık bir tatil ve turizm alışkanlığı var. Turizm onlar açısından da zorunlu bir gereksinimdir. Yurt içi ve dışında yapılan pek çok anket ve ilgili hükümet yetkilerinin söylediği şey şudur: öncelikle iç turizm pazarında bir hareketliliğinin başlayacağıdır. Hem havayolu ulaşımının kullanılmaması ve hem de sağlık, güvenlik, hijyen vb. nedenlerle insanların kendi ülkeleri içinde seyahat edeceği algısı hakimdir. Çalışan ve askıda ki tüm nüfusun kademeli olarak üretime dönmesi, emek yoğun bir sektör olan turizm açısından oldukça önemliyse; iç pazar gerçekten bir kurtarıcı olabilir.

Olumlu düşünüp, morallerimizi bozmayalım. Start verildiğinde yapabileceklerimize odaklanalım. Turizm için insan hem üretim hem tüketim açısından çok çok önemlidir. Her şeyin merkezindedir. Birikimlerimizi, tecrübelerimizi ve kaynaklarımızı çok iyi organize edip bu süreçte öncelikle ülke insanı için kullanmalıyız. Önce kendimiz ve kendi insanımız için üretip, pazarlayıp, satacağız. Kendimiz deneyimleyeceğiz. Diğer ülke insanları da bunları görerek, bizlerle birlikte bu tarihi, coğrafi, kültürel ve gastronomik güzellikleri yaşamak için gelecekler. En iyi pazarlayan en iyi yaşayandır, derler. Dijital dünyada artık herkes her şeyin farkında ve her şeyden de haberdar. Yapılan güzel işler duyulur ve gelir insanlar o deneyimi sizinle yaşamak için. İngilizlerin bahçe düzenlemesine ilişkin geçmişten beridir süregelen merakları, yine bu konudaki İngiliz firmalarının ülke insanına en iyiyi sunmak için yaptıkları rekabet ve gösterdikleri çaba onları, bu sektörde dünyanın zirvesine taşımıştır. Bizde aynı şeyi turizm sektörümüz açısından yapabiliriz. Öncelik yurtiçi pazar, sağlıklı, hijyeniz ve güvenilir hizmet algısı olursa, tüm dünyadan ve hem de üst gelir grubundan misafiri ülkemize çekebiliriz. Covid-19 sonrası dönemde, yakın temas etkileşiminin azaldığı ve daha sıkı seyahat ve hijyen kısıtlamalarına dayalı yeni alışkanlıkların ve yeni düzenlemelerin şekillendiği bir ekonomiye ve sektöre hazır olmak dileğiyle.

İyi firmalar krizleri atlatır, çok iyi firmalar ise krizleri fırsata çevirerek krizlerden daha güçlü çıkarlar. Einstein’in da dediği gibi, “Karışıklık içinde basitliği bul. Gürültü içinde ahengi yakala. Her zorluğun ortasında bir fırsat yatar.” Unutmayalım! Her zaman en güçlü olan değil, en iyi uyum sağlayan kazanır. Vesselam…

Not: Yazının sorumluluğu yazarına aittir. www.turizmajansi.com ile bağlantı kurulamaz; doğacak hukuki sonuçlardan site sorumlu değildir.
Etiketler:Ozan Bahar Turizm
Yorumlar
Haydar Dursun
26 Mayıs 2020, Salı 04:05
Vatnadaşım Rıza Bak kardeşim yerli Turistten para kazanılır ama normal kazanılır şimdi vatandaşımız kalktı çolu çocuğu ile Antalyaya geldi otelci memnun yerli bahşiş verir hizmet eden emekçi memnun ama bir kesim varki özellikle acentalar hiç memnun değil neden Yerliye halı satmazsın yemek veya ekstra tur adı altında yerliyi dolandıramazsın atıyorum kapadokyaya götürdün adamı balonu 3 katına satmazsın yerli halı almaz alırda senin 20 30 katlamalı halıyı kakalayamazsın yerliye kuyuma götürsen yer içer çıkar mağaza zarar eder ee deri fiyatını senin tezgahtardan daha iyi bilir yani hanut çıkmaz yerli için ne mola yerlerinden ne centerlerden ayak bastı parası alamazsın kim ister yerliyi.
Vatandaş Rıza
21 Mayıs 2020, Perşembe 02:08
Bunu ben bir vatandaş olarak uzun zamandır dile getiriyorum. Yabancı bugün var yarın yok. Fakat o cefakar o mübarek Anadolu insan her daim bu topraklarda bulunuyor olacaktır. Gelin bu yıl indirimli tarifeleri insanlara sunun. Bu ülkenin denizinde bu ülkenin çocukları da yüzsün. Bu ülkenin tarihi yerlerinde bu ülkenin ev hanımları da gezsin fotoğraf çekinsin. Beş yıldızlı devasa otellerin gösteri ekipleri bu yıl yabancı müziklerle garip danslar yapmak yerine kültürümüze uygun Anadolu ezgileriyle bizim halkoyunlarını sergilesin. Köpük partileri olmasın tavla ve sohbet köşeleri olsun bu yıl. Patronlar %100 kazanmasın bu yıl 20 kazansın. Bu yıl millet kazansın turizmci nefes alsın.
 
  Yorum için en fazla 1000 karakter girişi yapılabilir!
captcha