Krizden çıkışın bir yolu var mı?

Hamit Kuk
Hamit KukSeyahat Acenteleri Yöneticileri Derneği - Genel Sekreteri
sayfayı yazdır, turizm ajansı
17 Ağustos 2017, 13:38

Birkaç hafta önce Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Numan Kurtuluş Antalya’ya gelerek sektörü temsilen bir grup turizmci ile “Turizm Sektörünü Değerlendirme Toplantısı” adıyla bir toplantı yaptı. Değişik turizm sivil toplum kuruluşları (STK) ve birliklerini temsilen toplantıya yaklaşık 30 kişi katıldı.

Toplantıya katılan STK’lar içerisinde sadece Alanya Turistik İşletmeler Derneği (ALTİD) ve Türkiye Otelciler Birliği’nden (TÜROB) bir açıklama geldi.

TÜRSAB’da dahil olmak üzere diğer STK temsilcilerinin toplantıya yaptıkları katkı ile ilgili şu ana kadar herhangi bir açıklama gelmedi. Oysa tüm turizm kamuoyu, kendilerini temsilen toplantıya katılanların böylesine büyük bir krizin seyrinin değişmesi için neler yapılması gerektiğini içeren görüşlerini, önerilerini merak ediyor.

Hem TÜRSAB ve hem de diğer STK’lar bunları açıklarlarsa öğreneceğiz. Çünkü turizm kamuoyu böyle bir beklenti içinde!

Kriz toplantılarında turizm STK’larının rolü ne olmalıdır?

Mesela yaklaşık on bin üyesi bulunan ve Türkiye’nin en büyük seyahat Acenteleri STK’sı olan TÜRSAB; üyelerini böylesine derinden etkileyen bir krizde sürekli sahada olup krizin çözümüne dair çalışmaların tam ortasında olması gerekiyor.

Bırakın böyle bir çalışmayı sayın bakanla yaptıkları toplantı ile ilgili ne gibi öneriler sunduğunu bile bilmiyoruz. Yoksa TÜRSAB bu tarz toplantılara konu mankeni olarak mı katılıyor? İnsan böyle düşünmekten kendini alamıyor. TÜRSAB’ın bu uyuşuk tavrına üye acenteler olarak birçoğumuz çok üzülüyoruz.

Bütün bunların yanında benim merak ettiğim başka bir şey daha var. Sayın bakanımızla yapılan kriz toplantılarında konuşulanlar ve sayın bakana sunulan raporların içeriğidir.

Öyle ya bu kriz toplantısına katılanlar krizi aşmak için ne gibi öngörüler ortaya koyuyor?

Mesela, basına yaptıkları açıklamalardan görebildiğimiz kadarıyla, ALTİD ve TÜROB’un krizle ilgili olarak sayın bakanımıza sundukları beklenti ve öngörülerine kısaca bakalım.

TÜROB’un beklenti ve önerileri;

1. SGK ve Muhtasar ödemelerinin 01.01.2019 tarihine kadar faizsiz olarak ertelenmesi / yapılandırılması

2. Telif Hakları Kanun Tasarısı Taslağı’nda; tüm hakları kapsayan tek muhataplık ve tek ödeme sisteminin (havuz sistemi) getirilmesi,

3. Kültür ve Turizm Bakanlığından belgeli 1.Sınıf lokantalar, 3,4,5 yıldızlı oteller ile Tatil Köylerinin lokantalarında KDV oranı yeniden %18’den % 8’e düşürülmelidir.

4. Yurtdışı online rezervasyon sitelerinin komisyonları için ödenen KDV %8’e düşürülmelidir ve Booking.com sitesinin erişim engeli konusu Bakanlığımız tarafından çözüme kavuşturulmalıdır.

5.Turizm yatırımlarının sürdürülebilir olarak planlanması için “Yatırım İzleme Kurulu” oluşturulmalı, “Yatırım Teşvik Sistemi” revize edilmelidir.

6.Konaklama İşletmelerinin Çevre mevzuatından kaynaklı sorunları çözüme kavuşturulmalıdır

7.Kriz nedeniyle açıklanan / açıklanacak desteklerin coğrafi bölge belirtilmeksizin tüm ülkemizi kapsaması önemli ve gereklidir. Uçaklara uygulanan teşvik sistemi ülkemize otobüsle turist getiren acentalara da sağlanmalıdır.

8. Elektrik, Su, Doğalgaz’ın en düşük birim bedelden ödenmesi

9. 2018 Yılı Çin’de “Türkiye Turizm Yılı” olarak kutlanacaktır. Çin pazarına yönelik bu fırsatın değerlendirilebilmesi için yapılacak etkinliklerin Sektör Örgütleri iş birliği ile koordineli olarak planlanması

10. Konaklama İşletmelerinin İhracatçı Sayılması” konusu

ALTİD’in beklenti ve önerileri;

1.Turizmdeki yüksek vergi, tur operatörlerine verilen uçak desteklerinin 2018 uçaklarının planlandığı bu dönemde bir an önce karara bağlanması,

2. yatırımların bir dönem durdurulması ve özellikle Alanya gibi turizme uzun dönemdir hizmet veren, küçük tesislerin bulunduğu bölgelerde genel anlamda rekabet edilebilmesi için uzun vadeli ve uygun faizli yenileme ve işletme kredilerinin hayata geçirilmesi,

3. Kurban Bayramı tatilinin 9 gün olması gibi taleplerde bulundu

Yukarıda görüleceği üzere her iki STK’da krizi nasıl ortadan kaldırılacağı ile ilgili hiçbir öneri sunmamış. Haksızlık etmeyelim, bir-iki bölümde turizmi geliştirmeye yönelik tedbirlere atıfta bulunmuşlar, ancak o kadar. Yukarıdaki maddeleri tek tek okuduğumuzda sadece mevcut krizle baş edebilmek ve günü kurtarmak için alınması gereken tedbirler üzerinde durduklarını görmekteyiz.

Tamam bunlarda gerekli!

Ama bizim asıl krizi bitirip ve normale döndürecek tedbirlere ihtiyacımız var!

3'üncü Turizm Şurası sorunlara çare olur mu?

Türkiye’deki birçok iş koluna katkı sağlayan, memleketteki istihdamı ve cari açık dengelerini her anlamda etkileyen bir sektörde krizden çıkış yollarını mutlaka bulmalıyız. Hem de çok acil!

O nedenle başta TÜRSAB olmak üzere diğer tüm STK’ların birazda krizi nasıl bertaraf edilebileceği konusuna kafa yormalıdır. Bunun için Kültür ve Turizm Bakanlığımızca Kasım ayında yapılacak olan “3'üncü Turizm Şurası” iyi bir fırsat olabilir.

Tüm STK’lar kendi içinde her yönüyle krizi ve turizmin sorunlarını tartışılacağı bir çalıştay yapmalıdır. Bu çalıştayda ortaya çıkacak çözüm yollarını da Kasım ayında Ankara’da yapılacak “3'üncü Turizm şurasında gerekçeleriyle beraber ortaya koymalıdır.

Devletin bürokratları bu büyük toplantıya çok iyi hazırlanmalıdır. Geçtiğimiz günlerde Seyahat Acentaları Yöneticiler Derneği (SAYD) olarak gerekçeleriyle beraber önerdiğimiz turizm protokolünün genişlemesi gerekir. Böylece turizm sorunları ve çözüm önerileri daha geniş bir perspektifte ele alınabilir. Haliyle devletimiz yıllardır süregelen dar bir turizm protokolüne temsil etme hakkı vermek yerine daha geniş tabanlı bir turizm protokolü oluşturarak işe başlamalıdır.

Hal böyleyken hem turizm STK’ları için hem devlet bürokrasisi için ve dolayısıyla Türkiye turizmi için bu turizm şurası çok önemli bir sınav olacaktır.

Artık bıçak kemiğe dayanmıştır. Çok laf yerine sadece krizi çözmeye odaklanmanın zamanı gelmedi mi?

Görüşmek dileğiyle.

Yorumlar
İlk yorum yapan siz olun.
Yorum Yaz
Yorum için en fazla 1000 karakter girişi yapılabilir!
 
 
captcha