Rota

Krasnodar

Ayhan Şensoy
Ayhan ŞensoyGazeteci - Yazar
18 Kasım 2020, 19:58

Rusya'nın 8 Federal bölgesinden biri. Sovyetlerin Sezen Aksu'su Alla Pugacheva'nın 'Asfaltlanmış köy' dediği yer. Krasnodar'dan bahsediyorum. İstanbul Sabiha Gökçen Havaalanından 1 saat 10 dakika süren yolculuğun ardından Krasnodar'a iniyoruz. Havaalanıyla şehir merkezi arası 12 km. Otobüs, troleybüs ve metro gibi toplu taşıma sistemleri ile şehir merkezine ulaşabilirsiniz. Pandemi öncesi İstanbul'dan Krasnodar'a hergün uçak seferi vardı. Umarım kısa sürede o günlere döneriz.

Öncelikle beni çok etkileyen adından bahsetmek istiyorum. şehir 1794 yılında Rusya'nın güneyini Osmanlı'dan korumak için kraliçe 2. Katerina'nın teşvikleriyle Kazaklar tarafında kurulmuş. Bu nedenle kentin eski adı 'Katerina'nın hediyesi' anlamına gelen 'Yekaretinador' olmuştur. 1917'de gerçekleşen Ekim devrimi sırasında Kızıl Ordu'ya karşı büyük direnç gösteren kente, 1920 yılında 'Kırmızı hediye' anlamına gelen 'Krasnodar' adı verildi. Rusya'nın güneyinde Karadeniz ve Azak denizi arasında yer alan kent aynı zamanda bir turizm bölgesi. Krasnodar 1 milyona aşkın nüfusyla 2011 yılında dünya'nın en cazip ve en iyi yaşam kenti ödülünü aldı.

Kuban nehri şehri ikiye bölüyor. Nehrin üzerindeki 'Öpücük köprüsü' kentin en romantik merkezi. Çünkü en çok evlenme teklifi bu köprünün üzerinde yapılıyormuş. Krasnodar aynı zamanda öğrenci şehri.

12 üniversite ve 100 bini aşkın öğrenci kontenjanı var. Dünya'nın birçok ülkesinden gelen öğrenciler çeşitli branşlarda eğitimlerini burada alıyorlar.

Şehri gezmeye 'Krasnanya'dan yani Kızıl caddeden başlayalım. Krasnodar'da alışveriş yapmak için güzel bir yer. Caddenin çevresinde araç trafiği olmadığından dolayı rahatça dolaşabilirsiniz. Güzel Rus binaları ile çevrili olan cadde, otantik bir deneyim sunuyor. Aurora Tiyatrosu burada hemen fark edilir. Aurora’dan Alexander Nevsky Katedrali’ne yürüyerek, yol üzerinde ilginç yapılarla karşılaşabilirsiniz. Yine cadde üzerinde bulunan tamamıyla bronzdan yapılmış Kazak anıtı, Türk padişahına mektup yazma davasındaki Kazakları gösteriyor. İnsanlar burada çokça fotoğraf çektiriliyor.

Kovalenko sanat müzesi, içinde sergilenen 9 binden fazla eseriyle birlikte kesinlikle görülmesi gerekir. Müzenin kurucusu tüccar Fedor Akimovich Kovalenko ticaretin yanı sıra, resim ve himaye faaliyetlerinde bulunmakla meşguldü. 1904'te açılan Kovalenko Müzesi'ndeki salonlarda 18. yüzyılın tören portreleri, Rönesans resimleri, sanatsal gerçekçilik ve postmodernizm ruhuna boyanmış resimler, Wanderers'ın eserleri ve 20. yüzyılın başı var.

Büyük Catherina Heykeli de Krasnodar'daki örnek eserlerden biri. Catherina'ya saygı anlamında yapılan heykel, şu an yenilenmiş durumda. 1928 yılında Rus mühendis Vladimir Grigorievich Shukhov tarafından yapılan Hyperboloid kulesi de görülmeye değer. Günümüzde yapılan ışıklandırmaların etkisi ile hoş bir görüntü oluşturan bu çelik kafesli kule, eşsiz mimarisi ile hem turistlerin hem de mühendislerin beğenisini topluyor.

Krasnodar'ın Safari Parkı, 120 kuş ve hayvan türüne ev sahipliği yapıyor. 9 hektarlık hayvanat bahçesine sadece hayvanları görmeye değil, çiçek bahçelerini ve güzel toprakları görmeye de gelenler var. Parktaki gezi turlarına katılmayı düşünebilirsiniz. Kuban nehrinin kıyısında yer alan Zafer Parkı beni çok etkiledi. İkinci Dünya Savaşı'ndan kalma tanklar ve roketatarlar burada sergileniyor. Bununla beraber depolar, silahlar, uçaksavar topları ve denizaltına kadar uzanan müzede, İkinci Dünya Savaşı sırasında Rus askerlerin kullandığı ekipmanlar gösteriliyor.

Gelelim Rus mutfağına. Açıkça bana hitap eden bir mutfak değil. Bu yüzden Kazak restaurantlarını tercih ettim. Kuban nehri kıyısında çok güzel kafkas yemekleri yapan mekanlar var. Krasnodar'da genç nüfusun yüksek olması nedeniyle eğlence hayatı üst seviyede. Puff Puff Pass, Peppers Bar ve Sahar Club size unutamayacağınız bir akşam yaşatabilir. Krasnodar'ın gece hayatı votkasız olmaz. Hatta bu şehirde yaşam votkasız olmaz. İnsanların neredeyse su yerine içtiği ve alkol oranı oldukça yüksek olan votkayı da orantılı içmenizi tavsiye ederim :)

Murakami, ''Dünyadaki yüzbin şehrin her birinde güneş benzersiz şekilde batıyor. Sadece bir defa buna şahit olmak için seyahat etmeye değer'' der. Dünya adlı kitabın bu sayfasını da büyük bir mutlulukla kapatıyorum. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere...

Not: Yazının sorumluluğu yazarına aittir. www.turizmajansi.com ile bağlantı kurulamaz; doğacak hukuki sonuçlardan site sorumlu değildir.
Etiketler:Ayhan Şensoy
Yorumlar
İlk yorum yapan siz olun.
Yorum için en fazla 1000 karakter girişi yapılabilir!
captcha