ITB Berlin Fuarı'nın ardından...

Hamit Kuk
Hamit KukPasso Tour
17 Mart 2017, 12:50

Yıllardır ITB Berlin'e katıldığım için bu fuar yolculuklarının ne kadar keyifli olduğunu çok iyi bilirim. Havalimanında karşılaştığımız turizmcilerle yolculuğumuz adeta bayram havası olur(du).

Ancak bu yıl kimsede keyif yoktu...

Berlin’e giden meslektaşlarımda belirgin bir gerginlik hakimdi. Bu öyle bir gerginlik ki, patrondan yöneticisine ve hatta çalışanına kadar sirayet etmiş, yüzlere yansıyan bir gerginlikti.

08 Mart sabahı Almanya ile yaşanan krizin gölgesinde başladığımız ITB Berlin fuarına tanıtma genel müdürlüğümüz çok iyi hazırlanmıştı. Fuar alanındaki 3 numaralı salonda bulunan Türkiye Standı mimarisi, bölgesel sloganları ve öne çıkardıkları renklerle oldukça dikkat çekiciydi. Ancak Sayın Dışişleri Bakanımız ve Sayın Turizm Bakanımızın Türkiye stant açılış konuşmalarında turizmden daha çok Almanya ile yaşadığımız kriz ön plandaydı.

Turizm profesyonellerinin katıldığı ve ikili görüşmelerin yapıldığı ilk 3 güne, iki ülke arasında yaşanan kriz damga vurdu. Partnerlerimize, bu krizin daha ne kadar süreceğini ve nasıl aşabileceğimizi maalesef anlatamadık. Yapılan konuşmalar ve elimize ulaşan reel satış sonuçlarından anlaşıldığı üzere onlarda müşterilerine bu krizi anlatmakta sıkıntı yaşadığıydı. Ama her şeye rağmen Türkiye turizm pazarına olan inanç, ürünün kalitesi ve misafirperverliğimiz sayesinde geçen yıla oranla yüzde 50 civarında gerileyen satış kayıplarını, 2017 yaz sezonu içinde son dakika satışları ile kapatacağımıza inancımız tamdı. Partnerlerimizde her ne kadar bizimle aynı inancı taşımış olsalar da öngörülenden daha düşük seyreden erken rezervasyon satışlarından dolayı ciddi ciro kayıpları ve bu kayıpların getirmiş olduğu bütçe açıkları nedeniyle en az bizim kadar gergin ve üzgündü.

Türkiye’ye yönelik talep düşüklüğüne rağmen Almanya’nın diğer destinasyonlara olan ilgisi oldukça iyi gözükmektedir. Almanya ki reel B2B satış verilerine (ek1 tablo) göre bu yıl erken rezervasyon (Kasım’16-Şubat’17) döneminde Almanya’dan yurtdışına yönelik satışlarda geçen yıla oranla yüzde 23’ün üzerinde artış olduğu gözlenmektedir. Almanya’dan Türkiye’ye yönelik satışlarda geçen yıl üçüncü sıradayken bu yıl sıralamanın yedinciliğe kadar düşeceği ön görülmektedir. Kısaca Almanlar, İspanya, Yunanistan ve İtalya başta olmak üzere pazardaki rakiplerimize karşı ciddi ilgi ve alaka içindedir. İlgi o kadar yoğun ki şimdiden bazı bölgelere yönelik ciddi oranda talepler yaşanmaktadır.

Geçen yıllarda turizmde gerilerde olan Portekiz bile bu ilgiden nasibini almış gözüküyor. Size fuarda şahit olduğum bir konuşmayı anlatmak istiyorum. Portekiz’de bulunan bir devre mülk şirketi 2017 yaz sezonunda daha şimdiden o kadar ciddi doluluklara ulaşmış ki bazı müşterilerine verecek apart kalmamış. Bu şirketin yetkilisi Türkiye standına gelip dolaşmaya başlamış ve bir süre sonra Marmarisli bir acenteci arkadaşımın standına gelerek görüşmek istediğini belirtmiş. Bu devre mülk şirketin yetkilisinin söylediğine göre önümüzdeki yaz sezonunda yüksek dolulukları olduğunu ve bu yoğunluğu kapasitelerinin karşılayamadığını için bazı aileleri Portekiz dışına göndermek durumunda kalacaklarını belirtmiş ve bu konuda yardım istemiş. Arkadaşım önce şaka sanmış, ama konuşma devam edince olayın ciddi olduğunu anlamış ve bu kişiye bir takım otel alternatifi sunacağını belirterek anlaşmışlar.

Düşünsenize Portekiz’de self-catering hizmet veren bir devre mülk şirketi elindeki shortları için Türkiye’de çözüm arıyor. Hatta şirket, müşterilerini Türkiye’ye göndermeye ikna etmek için uçak biletlerini karşılamanın yanında Türkiye’de ki otellerde sunulan her şey dahil sisteme ve kaliteli hizmetimize güvendiği için bu yola başvurduğunu söylüyor. Sadece bu örnek bile bizim ve rakiplerimiz için 2017 yaz sezonunu çok net bir şekilde özetliyor.

Yukarıdaki örneklerinde de göreceğiniz üzere turizm aslında algı ile yönlendirilen ve bu nedenle tatil modası dediğimiz akımlarından etkilenen bir sektördür. Almanya ve Rusya gibi iki ana pazarımız bu algı ile moda haline gelerek, özellikle son 8 yılda rakip destinasyonlardaki sıkıntılardan da faydalanıp çok ciddi büyümeler göstermiştir. Bu algı ile sadece bu iki ana pazarda değil BDT, Balkan ve Baltık ülkeleri başta olmak üzere birçok pazarda çok ciddi atılımlar sağladık. Bugün artık algı aleyhimizde değişmeye başlamıştır. Geçen sene Rusya’da yaşadığımız siyasi krizle beraber yan pazar diye tabir ettiğimiz ülkelerden gelen yolcu sayılarında çok ciddi gerilemeler yaşadık. Bu yıl da Almanya ve sonrasında Hollanda kaynaklı siyasi krizlerle bu pazarlarda da ciddi satış kayıpları yaşayacağımız gözükmektedir. Yani Almanya ve Rusya gibi büyük pazarlar grip olduğu zaman diğer yan pazarlar bundan etkilenerek resmen yatağa düşmektedir. Bu süreç başta Almanya ve Rusya olmak üzere tüm partnerlerimiz içinde geçerlidir. Çünkü Türkiye dünya turizm pazarında önemli aktörlerden biridir. İşte bizler bu bilinçle olaya yaklaşıp bu hassas ürünü adeta cam fanusta koruyarak yaşatmalıyız.

Hiç kuşku yok ki hem Rusya’da ve Avrupa’da yaşanan siyasal krizler bizi oldukça gerilere itmiştir. Seyahatlerim nedeniyle Rusya’da ki MITT Turizm fuarına katılamadım. Ancak katılan meslektaşlarımla yaptığım görüşmelerden edindiğim izlenimlerde 2017 yılında Rusya’da hiçte öyle iyi fiyatlarla çok yüksek volümlü satışların olmayacağı yönündeydi. Belki kişi sayılarında ciddi artışlar yaşarız ancak en iyi sezon diyebileceğimiz 2014 satış rakamlarını yakalamak mümkün görünmemektedir. Zaten böyle büyük bir pazarın çok kısa sürede adeta sıfırlanırcasına durmasından sonra tekrar atağa kalkıp eski formunu yakalaması zaman alacaktır. Nasıl bir araç dur-kalkta en fazla enerjiyi harcayıp maliyetleri yükseltiyorsa Rusya ve Avrupa’daki krizler de bize kısa, orta ve uzun vadelerde ciddi maliyetler çıkaracaktır.

Not: Yazının sorumluluğu yazarına aittir. www.turizmajansi.com ile bağlantı kurulamaz; doğacak hukuki sonuçlardan site sorumlu değildir.
Yorumlar
İlk yorum yapan siz olun.
 
  Yorum için en fazla 1000 karakter girişi yapılabilir!
captcha