İş hayatında yıllar ve bir genç adamın çığlığı…

İş hayatında yıllar ve bir genç adamın çığlığı…
sayfayı yazdır, turizm ajansı
24 Kasım 2017, 16:31

“İş hayatında geçen yıllar ne kadar önemli?” ya da “Kaç yıldır ilgili sektörde olduğun?” “Bu işe ne kadar mesai harcadığın?” “Neyi nasıl yaptığın?” “Nerede çalıştığın?” “Kimlerle çalıştığın?”

Hep karşılaşıyoruz bu sorularla değil mi?

Peki! Düşündünüz mü hiç bu soruların gerçekten cevabını ve anlamını?

Buyrun… Ben kendi penceremden kaleme aldım.

Ne dersiniz bir hikayeyle başlayalım mı?

Adamın biri karşıdaki köye gidecekmiş; solda bir ağaç ve ağacın önünde bir amca… Adam, amcaya dönüp “Amca, karşıdaki köye kaç saatte giderim?” diye sormuş.

Amcadan çıt yok.

“Hey amca! Sana soruyorum. Karşıdaki köye kaç saatte giderim?”

Amcadan yine çıt yok.

Adam tam başlamış yürümeye; amca arkasından bağırmış: “Oğul, oğul! Sen karşıdaki köye üç saatte gidersin.” Adam dönüp; “Amca, amca! Ben sana iki kere sordum. Neden cevap vermedin?”

Amcanın yanıtı: “Oğul, oğul! Ben senin yürüme hızını görmeden, karşıdaki köye kaç saatte varacağını nereden bileyim.”

Herkesin köye varış hızı aynı değil.

Bazıları yürüyor. Bazıları koşuyor. Bazıları 3 saatte bazıları 8 saatte varıyor.

Zirveye kartallar da ulaşıyor sürüngenler de.

Biri süzülerek; biri sürünerek…

Dünya’nın en hızlı adamı kim desem?

“Usain Bolt” dediğinizi duyar gibiyim. Ama üzücü bir haberim var.

Londra’daki Dünya Atletizm Şampiyonası’nda piste çıkan Jamaikalı efsane atlet kariyerinde ilk kez bir 100 metre finalinde geçildi. ABD’li Justin Gatlin 9.92 derecesiyle altın madalyanın sahibi oldu.

İş hayatı; yarışa nasıl hazırlandığınız, ne kadar hızlı yürüdüğünüz ve hatta koştuğunuz ve yaptığınız ataklarla doğru orantılı (mı)?

Yani böyle mi? Sandığımız ve/veya umduğumuz gibi mi?

Hayır; pekte öyle değil!

Belki biraz sert…

Bizim gibi geri kalmış toplumlarda “patron mantalitesi” ve “adam kayırmanın” hakim olduğu, egoların tavan yaptığı, “liyakatin” ve “adaletin” esas alınmadığı, büyük balığın küçük balığı yuttuğu, dedikodu, fesatlık ve çekişmelerin alıp başını yürüdüğü, bölüşme ve paylaşmanın olmadığı bir yerde fayda üretmek, yol almak, köye varmak hiç de kolay değil.

Bu yol oldukça meşakkatli...

Yaptığımız belki de engelli koşu aslında!

“Gençlerin hayalleri ve hedefleri vardır.”

Gençsiniz, enerjiniz yerinde, dinamiksiniz… Kendinizi çok hızlı geliştiriyorsunuz. Yeni yerler, yeni insanlar tanıyor, araştırıyor, okuyor, dinliyorsunuz.

En önemlisi ise bir şeyler yapmak; fayda ve proje üretmek. İnsanlara dokunmak mı istiyorsunuz?

Yok öyle! “Siz gençler bir yerinizi bilin. Siz gençler bir susun.” Nedir bu gençlerle alıp verememek?

Saygısızlık mı yapıyoruz? Hayır…

Sizin tecrübenizi mi önemsemiyoruz? Hayır…

Ne olur sizin tecrübeniz ile bizim enerjimiz ve dinamizmimiz birleşse...

Ne olur bizim yanımızda olsanız?

Teknoloji, aplikasyon, mobil, internet içinde büyüyüp, bilgiye çok hızlı ulaşıp bunu kullanıp; aldığımız eğitim ve yetenekle birleştirdiysek suçumuz ne? Tamam kabul daha çok şey öğreneceğiz…

Şahsım adına gerçekten işten, proje ve fayda üretmekten, birilerine dokunmaya çalışmaktan, bir şeyleri düzeltmeye çalışmaktan yorulmadım. Sizin bizim yaşımızla, genç oluşumuzla, bize üstten bakmanızla yorulduğum kadar…

Evet belki bir “ÇIĞLIK” belki de sessiz çığlıkların sesi!

Yeterrr! Biz, sizi seviyor ve sayıyoruz. Evet, siz KAVAK ağacısınız…

Biz, daha çok şey göreceğiz ve öğreneceğiz. Ama biz de KABAK filizi değiliz…

Yoruldum şu sorulardan…

Kaç yaşındasın?

34

“Ben 30 yıldır sektördeyim”

“Şimdi siz bilmezsiniz… Kaçlıydın sen?”

1983’lü

“Hee! Benim çocukla aynı yaştasın.”

Senin çocuğunla ben veya biz; bir miyiz? Ben okul hayatımda hiç öğlenci olmadım. Hep çalıştım. Ya senin çocuk?

Sen (siz) 30 yılı nasıl geçirdin (iz) ben nereden bileyim? Hepiniz aynı mısınız? Bazılarınız 20 yıllık tecrübeye sahip ama kendini çok iyi geliştirmiş. Bazılarınız 20 yıllık tecrübem var diyor ama kendini geliştirmemiş. Memur gibi gitmiş - gelmiş…

Bazılarınız var... Bir tecrübe “derya deniz” dinle dinle doymazsın… Bir şey mi var; akıl mı danışman gerekir… Hemen ona koşar hemen onu ararsın…

Yani işin özü hepiniz aynı değilsiniz…

Aslında her birimiz birinizin çocukları değil mi? Bizi içinize kabul etseniz. Bizim enerjimiz ile sizin tecrübeniz birleşse. Daha fazla fayda üretsek… Bir kaç kişiye daha dokunabilsek…

Çok şey mi istiyoruz?

Unutmayın gelecek hep birlikte daha güzel…

Tüm büyüklerimizin ellerinden öper; en derin saygılarımızı sunarız…

Seviyoruz sizi…

Selam ve saygılarımızla…

Etiketler:Hüseyin Kurt
Yorumlar
İlk yorum yapan siz olun.
Yorum Yaz
Yorum için en fazla 1000 karakter girişi yapılabilir!
 
 
captcha