İmrenilen bir meslek

Aylin Özsavaş
Aylin ÖzsavaşFuego Travel
06 Ocak 2020, 12:13

Yeni yıla girerken elime bir kitap geçti.

Özel bir hastaneye ait “Doktorumdan Seyahat Reçeteleri” adlı kitapta her doktor daha önce gezdiği şehir hakkında kısa bilgi paylaşıyordu. Doğu Karadeniz’den Loire Vadisi’ne, Kyoto’dan Arhavi’ye veya Nemrut’tan Verona’ya kadar… Kitapta doktorların o şehirlerde nerelere gidilir, ne yenir gibi yapmadan dönmeyin dedikleri türden bilgiler dışında o şehirde çektikleri ve çektirdikleri fotoğraflar da yer alıyor.

Kitabı çok beğendim, gerçekten eğlenceli bir kitap.

Ne var ki, bu kitap ile birlikte hem ne kadar şanslı hem de bir o kadar da şanssız bir sektör olduğumuzu bir kez daha hatırladım.

Bu mesleği sürdürüp de etrafından bir kerecik de olsa “hayat sana güzel”, “ne güzel hep geziyorsun” sözlerini duymayan yoktur.

Haksız da sayılmazlar… Gerçek bir turizmci güzel yerlere gider, güzel yerlerde yer, güzel yerlerin püf noktalarını ve gezilecek yerleri, kısacası seyahatin tadını çıkartmayı iyi bilir.

Ama yine de öyle bir sektörüz ki, yaptığımız iş ile ilgili herkesin bir fikri var; herkes bizimle programları tartışabiliyorlar veya bize yol göstermeye çalışabiliyor. Nerede kalmalıyız, nerede yemeliyiz, nereleri gezmeliyiz…

Hangi mesleği icra ederse etsin, günümüz teknolojinin de imkanları ile her insanın içinde bir turizmci olma potansiyeli var.

Şansı yaver gittiği müddetçe de aklına gelmezsin. Bazen en yakınının bile gezgin fotolarını sosyal medya da görürsün. Hangi ara gitti oralara? Ama hani bunu benden alacaktı? Beni hangi mobil uygulama ile aldatıyor acaba, diye hayıflanır durursun.

Zordur turizmci olmak…

Tüm bunları yaşayıp, sonraki “nereye gitsek acaba” sorusu karşısında tekrar rafine bir seyahat programı oluşturmak ile bir sonraki hayal kırıklığı arasındaki süre gitgide kısalıyor.

Seyahati sevmeyen yoktur. Eskiden tatillerin planlaması bir seyahat acentesinde başlarken, günümüzde artık evde, dizüstü bilgisayarında veya akıllı telefonda başlıyor.

Dijitalleşme sektörümüzü baştan aşağıya değiştirdi. Yeni yerleri keşfetme, rezervasyon yapma, tatil sırasında yapacaklarını planlama ve hatta tatil sonrası değerlendirmelerinin tümü artık çevrimiçi olarak yapılıyor.

Endu¨stri 4.0’ın turizm alanında kendisini göstermesi ile birlikte de turizm 4.0 kavramı sekto¨rde çoktan yaygın bir şekilde kullanılmaya başlandı.

Dolayısıyla artık sadece bilgi sahibi olmak yetmiyor. Yaratıcılık da önem kazandı. Seyahatin kişiye veya kuruma özel olması, kişiselleştiren ögeler içermesi, doğayı ve hayvanları koruyor olması, sürdürülebilir olması, bölge ve insanlarıyla özdeşleşmesi ve teknoloji ile uyumlu olması önemli.

“Hayal edebiliyorsan, gerçekleştirebilirsin”

Bu sözün en güzel örneklerinden biri Sudan’ın bir köyünde teknolojiden yoksun bir ailenin çocuğu olarak Dünya’ya gelmiş ve İspanya’da Bitcoin ile online tatil satışı yapan bir seyahat acentesinin sahibidir.

Maalesef teknoloji ile birlikte bazı meslekler yok olacak… Özellikle yapay zeka ile birlikte bu yok oluşun çoğalacağını ve toplumda köklü değişikliklere sebebiyet vereceğini unutmamamız gerekiyor.

Yapay zeka, toplumu derinden değiştirecek bir irade, turizm dahil.

Peki, hazır mıyız?

Not: Yazının sorumluluğu yazarına aittir. www.turizmajansi.com ile bağlantı kurulamaz; doğacak hukuki sonuçlardan site sorumlu değildir.
Yorumlar
Ado
10 Şubat 2020, Pazartesi 05:25
Aylin hanim turizmci olarak sizi cok begeniyorum, turizm isinin güzelligi dişardan, icine girince stresi başliyor, birde turizmi işine giren birakamiyor
Elçin Torun
09 Ocak 2020, Perşembe 11:41
Bu mesleği sürdürüp de etrafından bir kerecik de olsa “hayat sana güzel”, “ne güzel hep geziyorsun” sözlerini duymayan yoktur. o kadar doğru ki herkesin kullanıcı deneyimine sahip olduğu bu sektörde bir yazılım firmasının iş analisti olarak sosyal medya hesaplarına göre çok eğlenen ancak her fotoğrafın arkasında deli gibi çalışan, geliştiren, ter döken bir ekibin olduğunu ve arka planda işlerin bu sektörde aslında hiç kolay olmadığını söyleyebilirim. 1 sene içinde çalışarak hak ettiğimiz 15 günlük tatilde (ki eminim çoğumuz 15 günü iş yoğunluğu nedeni ile kullanamıyoruz) bile gittiğimiz yerlerin gezerken işimizi düşünüyoruz. O yerleri nasıl işimizin bir parçası yapabiliriz diye veya o yerlerdeki turizmi nasıl en iyi şekilde kullanıcılarımıza sunabiliriz diye düşünüyoruz. İşimiz başkalarının daha iyi seyahat edebilmesini sağlamak ve seyahat hata affetmiyor. Çok güzel ancak çok çetrefilli bu sektörün içini çok güzel kaleme almışsınız.
Nurdan ÖĞÜCÜ
09 Ocak 2020, Perşembe 11:33
Merhaba Aylın Hanım, Sahane bir yazı olmus ,herseyi noktası virgulü ile birebir yasadıgımız seyler. Cok zor günlerden geciyoruz ve dahada zora dogru yol alıyoruz.Beni sasırtan ise her gecen gün dibe vurmalar yasanırken ,bir o kadar da yeni acenta talebinin olması .Hep diyorum 20 yıllık acentacı olarak herhalde sektörde benim görmediğim yada bilmediğim bir sey var.
Cengiz Can
08 Ocak 2020, Çarşamba 09:48
Çok güzel bir yazı olmuş, ellerinize sağlık. Turizm Seyahat Acentalarının çoğu farklı kulvarlarda çalışıyor artık. Çoğu 2 sene içinde batmayada başladı, eskilerde öyle hızla yokoluyoruz. Günün sonunda bir kaç tekel acenta ve yerel lokal acenta dışında ortada acenta diye bir şey kalmayacak. Uçak Bileti Satan Acentalar zaten tükenişin dibinde. Nakit yolcuların dışında kimsenin bir şey sattığı yok. Tursab bu bitişte büyük rol oynadı, dijitalleşme çok önceden başlamalıydı. Neyse, tekrar ellerinize sağlık, çok isabetli bir yazı olmuş.
 
  Yorum için en fazla 1000 karakter girişi yapılabilir!
captcha