İçinizdeki çocuğu ağırlar gibi…

Hüseyin Bölük
Hüseyin BölükRixos Khadisha Shymkent Executive Chef
31 Ekim 2018, 12:07

Resort otellerde başarılı olmanın yolu çocukları mutlu etmekten geçer. Çocuklar mutlu olmalı ki ebeveynler her yıl tatil için işletmenizi tercih etsinler. Geliri arttırmanın en garantili yolu sadık misafirler oluşturmaksa, sadık misafirleri arttırmanın en akıllıca ve en kestirme yolu ise çocukları mutlu etmekten geçer.

İnsanoğlu bugün ki kadar; iletişim içinde iletişimsiz kalmamıştı, refah içinde ama huzursuz, en modern silahlara sahip ama güvensiz, tüm imkanlara rağmen mutsuz olmamıştı hiç bugün ki kadar.

Bizler öyle hizmetler sunmalıyız ki ezber bozmalı, misafirlerimize gezegen mi değiştirdik, zaman da yolculuk mu yaptık acaba hissini uyandırmalıyız!

Çok mu ütopik oldu. Şöyle bir düşünün; aynı çatı altında yaşayan anne, baba, en büyüğünden en küçüğüne tüm çocukların ellerinde akıllı telefonlar, ıpadler, laptoplar vs. mevcut. Herkes 7/24 teknolojinin esiri olmuş. Durum o kadar vahim bir hal almış ki insanlar süper bir manzaranın karşısına geçip fotoğraf çekiyorlar. Çekiyorlar ama manzara ile değil çektikleri fotoğraf ile avunuyorlar. Aradan teknolojiyi çıkarmayı kimse ne akıl edebiliyor ne de gerek duyuyor. Ne kadar vahim değil mi? Şimdi her birimiz bu vahim tabloyu maalesef kabul ettiğimize göre konuyu otelcilikte çocuk memnuniyetine bağlayalım isterseniz.

Bizler orta kuşak olarak en azından çocukluğumuzu doya doya yaşayabildik. Yakar toplar, saklambaçlar, elim sendeler, evcilikler vs. Meyveyi dalından koparmanın ne demek olduğunu biliriz, bir sebze fidesinin serpilip nasıl güzel domatesler, salatalıklar, biberler verdiğine şahitlik etti bir cogumuz. Kokularına göre hangi meyve bahçesine dalacağımıza karar verdiğimiz yıllar çok değil sadece otuz yıl geride kaldı. Ancak bu otuz yılın sonunda yazımın basında bahsettiğim noktaya geldik.

Şu anda bırakın dalından meyve koparmayı, meyvenin sebzenin nasıl bir bitkiden yetiştiğini bilmeyen sanal bir nesil yetişiyor!

Bu bağlamda biz turizmcilere düşen içimizdeki çocuğu ağırlar gibi ağırlamalıyız küçük misafirlerimizi. Ağırlamalıyız ki anne babalarda çocukluklarına gitsinler. Bir daha dönmemecesine…

Bunu nasıl mı yapabiliriz. İşte naçizane birkaç öneri!

Çocuk kulüpleri bünyesinde çocuklar için hobi bahçeleri oluşturmak. Böylece çocuklarımıza hem ürünleri tanıtabilir, hem canlıya duyulması gereken merhamet duygusunu öğretebilir hem de sorumluluk almayı aşılayabiliriz.

Odalara taze baharat saksıları koymak ve sorumluluğu misafir ailenin en küçüğüne vermek. Her gün yarım fincan su!

İnek sağma ve yoğurt mayalama aktivitesi. Çocukların her anını şaşkınlık içerisinde izlediği ve teknolojiyi akıllarına dahi getirmedikleri bu aktiveden her bir çocuk unutulmaz anılar ile dönerler.

Doğadan baharat toplama aktivitesi. Çocuk kulübü maskotunuz hasta olsun siz de onu iyileştirmek için çocuklarla birlikte doğadan adaçayı, kekik, karabaş otu toplayın. Maskotunuz baharatlardan oluşan sihirli iksiri içtiğinde iyileşince çocuklarin göz bebeklerinin güldüğüne şahitlik edeceksiniz.

Mutfak aşkın en iyi ifade edildiği yerdir inancındayım. Bırakın çocuklar şeflerle buluşsun. Aileleri için küçük pastalar, cup kekler veya küçük pizzalar yapsınlar. Nasıl gururlandıklarına inanamazsınız.

Tesisinizde onların bir ağacı olsun. Her sene nasıl büyüdüğünü görmek istedikleri bir meyve ağacı. Hiç olmadı bir yabani zeytin ağacını onlarla aşılayın ve ağaca onların isimlerini verin ve bu ismi ölümsüzleştirin bir plaka ile.

Çocuk kulübünde çalışan ekibiniz, onlarla çocukluğunuzun oyunlarını oynasınlar. Yağ satsınlar, bal satsınlar, ustaları ölmüş olsun onlar satsınlar…

Tüm bunların sonunda, misafirinden çalışanına tüm işletmeye yayılan pozitif enerjiyi hissedeceksiniz.

Saygılarımla

Not: Yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarlar sorumludur. www.turizmajansi.com ile bağlantı kurulamaz; site sorumlu değildir.
Yorumlar
Serdar Çelenk
13 Kasım 2018, Salı 07:06
Tebrikler. Olması gerekeni çok güzel anlatmışsınız.
 
  Yorum için en fazla 1000 karakter girişi yapılabilir!
captcha