Gastronomi ve turizm kardeşliği

Serdar Çelenk
Serdar ÇelenkRehber
sayfayı yazdır, turizm ajansı
13 Şubat 2018, 14:37

İnsan, yemeden içmeden yaşayamaz. Üstelik bundan keyif almak da insanın diğer bir özelliği… Turizm için de bu böyle. Turist bir müzeyi eksik görse yer yerinden oynamaz ama bir gün yemek yemeden geçirmez. Tabi ki, bu tarihi değersizleştirmek değil.

Turistin amacı yeni şeyler görmek. Bunların başında da yeni - eski şeyler geliyor. Yani tarihi yapılar, müzeler, ören yerleri. Ancak her yerde olduğu gibi turizm de evrim geçiriyor, değişiyor.

Eskiden sırt çantasındaki iki elma bir sandviç ile dere tepe gezdirdiğimiz turistler, günümüzde bugünkü yaşantıya, kültüre daha çok önem vermeye başladı. Başta o ülkenin mutfağını merak ediyor gezgin.

Evet, bu gerçek... Günümüz turisti güncel değerlerle, göz önünde olanlarla, yeme - içmeyle daha çok ilgileniyor. Bu nedenle de yeme - içme kültürü yani gastronomi, turizme çok yakışıyor.

Gezginler bir ülkeye gitmeden önce, “Ne görülür?” ün yanında, “Ne yenir; ne içilir?” i de derinden araştırıyor. Turizmde başarılı olmanın yolu; sürekli değişen eğilimleri, yaşam biçimlerini ve buna bağlı olarak da gereksinmeleri iyi gözlemlemektir.

Dünya yerele dönüyor

Dünya, turizmde “Her şey dahil” sisteminin doğru bir yöntem olmadığını bizden önce gördü. İnsanlar doğal ve yerel olanı tercih etmeye başladı. Ortaçağ kaleleri gibi duvarlarla çevrilmiş yalnızlık adalarını tercih etmiyorlar artık. Bu nedenle de doğal olanı, yereli, aslını aramaya yönelik bir eğilim var turizmde.

Temiz gıda önemli

İnsanlar bir ara göz boyayan, janjanlı gıda kültürünü pek sevmişti. Medya aracılığı ile insanların beynine sokulan sahte kültürün bizi hasta etmeye başladığını görünce işler değişti. “Slow Food” diye bir akım çıktı. Doğal, temiz ve adil olarak yerel üreticiler tarafından üretilmiş ürünlerin tüketilmesi fikri.

İşte turizmde de yakalamamız gereken bu aslında. Tarihimizi, kültürümüzü vahşi turizmin yok etmesine izin vermemek. Bunda kayıp olur mu? Olur; uluslararası sermaye kaybeder, yerel halk kazanır. Turist başına düşen girdi dört kat artar. Yani 40 milyon turistin getirisi 10 milyon turistle sağlanır. Akıllı ülkeler böyle yapıyor. Bu şekilde kaynaklarımızı da boşa harcamamış oluruz.

Dünyada ün yapmış Türk mutfağı, sakin yaşam ve kendi özgün değerlerimiz turizmde ön plana çıkarılmalı. Turistlerin kendi ülkelerinden tanıdıkları yemekler, müzik ve yaşam şekli değil.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar
Serdar Saglamtunc
21 Şubat 2018, Çarşamba 11:36
Henüz algılanmayan ve farkındalık yaratılması gereken şeyleri dile getirmişsiniz. Teknik olarak "temiz" hava-su-gıda-enerji dörtlüsü ile anılmalı ve buna göre projeler yapılmalıdır. Uygulamada bu sistem bireye sağlık ve ekonomiye para kazandıracak unsurları içeriyor. Konuyla ilgili seminerlere MMO (Makine Mühendisleri Odası) olarak başladık ve umarım turizm ve imalat sanayi de ilgi duyar ve toplumsal bir farkındalık başlatılabilir. Yoksa sadece tesis yapmak ve turist ağırlamak marifet değil. Temiz konusu 10-15 yıldır gündemde ve belki bir sonraki kriz bu nedenle oluşacak. En azından bu atağa hazırlıklı olmak gerekir diye düşünüyorum.
Gürkan eorl
14 Şubat 2018, Çarşamba 10:49
Tebrikler. Herşey dahil en büyük kötülük kendimize yaptığımız.
Behlül Değerli.
13 Şubat 2018, Salı 07:44
Yüreğine sağlık. Serdar kardeşim.
Yorum Yaz
Yorum için en fazla 1000 karakter girişi yapılabilir!
 
 
captcha