Felsefe ve turizm

A. Nejat Şardağı
A. Nejat ŞardağıENAT Türkiye Temsilcisi
16 Ağustos 2021, 16:02

Değer bilgisi ve değer yargısı farklıdır. Değer bilgisi, donanım ve konu hakkında enformasyona dayanır. Değer yargısı ezberdir.

Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı

Prof.Dr. İonna Kuçuradi.

UNESCO'nun 2019 Dünya Fesefe Günü kutlama mesajında ise Mevlana'nın sözleri yer bulmuştu.

Yapılan paylaşımda Mevlana'nın "Sesini değil, sözünü yükselt; çiçekleri büyüten yağmurdur, gök gürlemesi değil" sözü yer aldı.

Ülkemizin gururu Sayın Kuçuradi'nin aldığı ödülleri yazmaya kalksam bu sayfaya sığmaz. Ancak iki madalyayı (1996-Goethe, 2003&Unesco-Aristoteles) belirtmeden geçmek istemedim.

Onlarca ödül arasından bu iki madalyayı belirtmem değer yargısı mı? Bu soruyu yanıtlamayı değerli Hocamıza bırakıyorum...

Felsefe kısaca, bilim sevgisidir.

Bizi çevreleyen dünyamızı tanımaya çalışmak anlamında da kullanılır.

Barika-i hakikat müsademe-i efkardan çıkar. Fikirlerin çatışmasından gerçeğin şimşeği çıkar.

Bu önerme doğru mu sorusuna Sayın Kuçuradi'nin yanıtının Her iki fikir de yanlış ise, iki yanlıştan bir doğru çıkmaz; ayrıca fikir bir değer yargısıdır, bilimsel niteliği yoktur'' olacağını sanıyorum.

Dünya turizm hareketinin -bölgesel sorunlar (doğal afet-savaş-terör vb) nedeni ile arada sırada kısa süreli kesintiye uğramasına rağmen- dünyanın en büyük endüstrisi haline gelmesi sadece 50 yıl aldı.

Sürdürülebilir turizmin, toplumu, sosyal çevreyi ve ekonomiyi koruyup gözetmesi gerektiği söylenir... Şimdi birkaç tespitte bulunalım.

Tarıma elverişli toprağın oluşması için yaklaşık 20 bin yıl süre gerektiği bilinmektedir.

Turistik yatırım alanına dönüşen tarım alanlarındaki küçük toprak sahipleri pansiyon ve motel işletmecisi olurken topraksız köylü turistik işletmelerde niteliksiz işçi olmaya başlar.

Örtü altı ve topraksız tarıma geçilmesi, ata tohum yerine ithal tohum kullanılmasının yolunu açar.

Sahillerdeki küçük balıkçı tekne reisleri gezi teknesi kaptanı olur.

Bu birkaç maddeden anlaşılacağı gibi yerel halk, yüzyıllardır yaşayarak öğrendiği kadim bilgileri unutur, yaşam biçimlerini değiştirir ve geçimlerini doğaya değil turizme ya da turiste endeksli (dışa bağımlı) hale getirir ve bunun pek farkına bile varmaz.

Turizm doğası gereği dışa bağımlılıktır. Turizmde olabilecek bir kesintinin sonuçlarını günümüzde (pandemi nedeniyle) somut bir şekilde yaşamaktayız.

Süresiz boş zamanları bulunan İngiliz elitlerinin gezi (tur) tutkuları iyi bilinir. Avrupalı öğrencilerin de eğitime ara verdiği yarıyıl ve yaz ayları, derken Noel, Paskalya ve Yılbaşı tatillerini -biraz da elitlere özenerek- para ile satın aldıkları seyahate dönüştürme fikri turizm sektörünün oluşmasındaki en önemli adımdır. Yetmişli yıllarda sendikalı mavi yakalılara ücretsiz (!) tur hakkı verilmesi, IATA kuralları dışına çıkılıp dolmuş uçakların hizmete girmesi gibi nedenler ile kitle turizminin patlama noktasına ulaşması sağlanmıştır.

Bırakın ülkelerindekileri, yaşadıkları şehirlerdeki müzeleri dahi ziyaret etmeyen bireylerin (Paris'te yapılan bir anket), yabancı ülkelerde birkaç müze ve ören yeri gezmeleri dikkat çekicidir. UNESCO Kültür Mirası etiketini alan yerlerin giriş ücretlerinin artmasına karşın yeterince korunup korunmadığı ise ayrı bir sorundur.

Turist sayısının artmasına karşı harcamaların azalmasının temelinde 3 S'nin yani İngilizce Sea (deniz), Sand (kum), Sun (güneş) kelimelerinin baş harfleri ile turizm dilinde ifade edilen sadece tatil amaçlı turizm faaliyetlerinin ağırlık kazanmasının olduğunu düşünüyorum.

Sadece tatili amaçlayan, daha az para harcarken tatil yaptıkları bölgenin her türlü varlıklarından yararlanan bu kalabalık kitlelere karşı günümüzde Turist-Turizme Karşı akımı doğmuştur.

Türkiye’nin temel birçok problemine çözüm olan turizm sektörünün yukarıda yazdığımız sorunlardan arındırılarak gelişmesi hepimizin ortak arzusudur. O zaman kendimize şu soruyu soralım:

Kısa vadeli turist ve döviz değer yargısı ile mi, yoksa uzun vadeli sürdürülebilir turizm yolunu seçerek mi yolumuza devam etmeliyiz?

Bireylerin ve yatırımcıların tek başlarına bu soruya doğru cevap verseler bile yapabilecekleri çok sınırlı kalacağından bir an önce karar vererek turizm felsefesi ve devlet politikası oluşturmak mecburiyetindeyiz.

Not: Yazının sorumluluğu yazarına aittir. www.turizmajansi.com ile bağlantı kurulamaz; doğacak hukuki sonuçlardan site sorumlu değildir.
Yorumlar
Bülent Alp...
29 Ağustos 2021, Pazar 12:02
Sürdürülebilir uzun vadeli TURIZM tercihimiz olmalı...ve sektörde kalifiye eleman yetiştirilmeli......Her dalda.....Ülke vatandaşları da iç turizmden faydalandirılmali....Vatandaş boynu bükük kalmamalı.....Halk kendi ören yerlerine gidebilmesi için teşvik edilmeli....IZMIRDE oturup Agorayı ( antik ) görmeyen ...Selçukta oturup Artemis tapınağını bilmeyen çok çok insan var.....TORUNLARIMIZIN güzel günler görmesi dileği ile........!!!
Hacer Acar
17 Ağustos 2021, Salı 09:37
Uzun vadeli ve surdurulebilir Turizm tercih edilmelidir. Bireylerin kisisel gorusleri her ne kadar etkili olmayacaksa da toplumda olusan bu bilinc ulke yoneticilerimizin dikkatini cekebilirse en azindan bizden sonraki nesil faydalanmis olur. Ben sahsen gecici , kisa vadeli cozumleri degil; hep gelecegi dusunurum. Benim omrum gormeye yetmese bile, ulkem guzel gunler gorsun isterim Selam ve sevgiler.
 
  Yorum için en fazla 1000 karakter girişi yapılabilir!
captcha