Dursun Özbek: İstanbul'a yapılan yatırım karşılıksız kalmaz

Dursun Özbek: İstanbul'a yapılan yatırım karşılıksız kalmaz
sayfayı yazdır, turizm ajansı
09 Haziran 2018, 13:43
İstanbul’un otel yatırımcıları için cazibesini koruduğunu savunan Nippon ve Point Hotel zincirinin Yönetim Kurulu Başkanı Dursun Özbek, "Doğru planlanmış konaklama tesislerinin her zaman hak ettiği değeri bulacağını düşünüyorum" diyor...

Röportaj: Turizm Ajansı

Turizm sektörünün Point markasıyla, Türkiye'nin ise Galatasaray Kulübü Başkanlığı ile yakından tanıdığı Dursun Özbek, genç yaşta atıldığı ticarette, basamakları tek tek ve hazmederek çıkmış bir işadamı. Ticaret ve cemiyet hayatında elde ettiği başarılara rağmen mütevazi duruşundan taviz vermeyen Dursun Özbek, bir o kadar da öz güvenli ve sakin...

Galatasaray başkanlığını bıraktıktan sonra, konsantrasyonunu yeniden var olduğu otelcilik sektörüne yönelten Dursun Özbek'le sektörü ve yeni yatırım planlarını konuştuk...

Başkan Dursun Özbek'i tüm Türkiye tanıyor... Siz daha öncesini, çocukluk ve gençlik yıllarınızı anlatabilir misiniz?

1950 yılında Giresun’un Şebinkarahisar ilçesinde doğdum. Baba tarafım Alucra, anne tarafım Şebinkarahisarlı. Anadolu'dan göçün yoğun olduğu yıllar... Biz de bu kervana katılmışız ve ben 2 yaşındayken İstanbul’a göçmüşüz.

İstanbul'u doyasıya yaşadım

Çocukluğum ve gençliğim Taksim’de geçti. Okula Taksim İlkokulu’nda başladım. Liseyi Galatasaray Lisesi'nde okudum. Ardından Gümüşsuyu’ndaki İstanbul Teknik Üniversitesi Makina Fakültesi’nde yüksek öğrenimimi tamamladım.

Beyoğlu'nda ve Taksim’de olmak benim için güzel bir ayrıcalıktı. Çocukluk ve gençlik yıllarımda İstanbul’u doyasıya yaşama fırsatı buldum. Benim için güzel bir kazanımdı... Ruhumu besleyen estetik anılar biriktirdim o yılların İstanbul'unda.

Ticarete oto yedek parçası satarak girdim

İş hayatına da Beyoğlu'nda başladım. 1973 yılında Teknik Üniversite’de son sınıftayken Talimhane bölgesinde oto yedek parçası satarak ticarete başladım.

Turizm sektörüne nasıl girdiniz?

1980'li yılların sonunda Rahmetli Özal'ın başlattığı turizm hamlesi ekonomide etkisini hissettirmeye başlamıştı. Ülkenin turizmdeki geleceğini görerek sektöre girmeye karar verdik. 1990'lı yıllarda Talimhane’de ilk yatırımımız olan 90 odalı Nippon Otel'i açtık ve işletmesini üstlendik.

Galatasaraylı olmak bir avantajdı

Galatasaray Lisesi'nde aldığımız dil eğitiminin de etkisiyle bir çok arkadaşımız genç yaşlarda turizmle tanışıyordu. Benim de dil bilmem vesilesiyle turizme aşinalığım vardı. Galatasaray Liseli olmak, mühendislik eğitimi almak aslında belli sektörlere girmeyi ve yer edinmeyi kolaylaştırıyor. Dolayısıyla yatırım aşamasında İTÜ'lü olmaktan dolayı, sonrasında işletme sürecinde ise Galatasaraylı olmam nedeniyle pek bir yabancılık çekmedim.

"Sektörü ailece sevdik"

Talimhane’de o yıllarda Eresin ve Riva Otel'i yeni açılmıştı. Belgeli üçüncü otel olarak da biz Nippon Oteli açtık.


İLK GÜNDEN İTİBAREN ÇOK RENKLİ VE HAREKETLİ BİR SEKTÖRE GİRDİĞİMİZİ FARK ETTİK. ÇOCUKLARIM VE KARDEŞİM DE SEKTÖRÜ SEVDİ. YATIRIMLARA DEVAM ETMEYE KARAR VERDİK.


İlk günden itibaren çok renkli ve hareketli bir sektöre girdiğimizi fark ettik. Çocuklarım ve kardeşim de sektörü sevdi. Yatırımlara devam etmeye karar verdik. 1990’da 90 oda ile başladığımız otelciliği 4 ve 5 yıldızlı 600-750 oda seviyelerine çıkardık. İstanbul'da iki otelin yanı sıra Ankara’da da bir otelin işletmesini yapmaya başladık. Antalya’da bir tatil köyü satın alarak elimizdeki ürün çeşitliliğini artırdık.

Sektörde 28 yıllık bir geçmişiniz var... Sektöre dair öngörülerinizden bahsedebilir misiniz?

Benim hem ülkeme hem de sektöre olan inancım tam. Özellikle İstanbul’a yapılan yatırımların kesinlikle karşılıksız kalmayacağını düşünüyorum. Çünkü İstanbul sadece kültür ve ticaret merkezi olarak değil, Ortadoğu ve Avrupa arasında önemli bir transit geçiş merkezi. Kentteki doğru planlanmış konaklama tesislerinin her zaman hak ettiği değeri bulacağını düşünüyorum. Fiyatlarda veya doluluklarda dönemsel düşüşler olabilir, fakat İstanbul her düşüşün ardından başını kaldırarak eski performansına kolayca ulaşabilen bir şehir.


POINT HOTEL MANAGEMENT İSİMLİ BİR YÖNETİM ŞİRKETİ KURDUK. ANKARA’DA BİR OTELİN İŞLETMESİNİ ALARAK ÇALIŞMAYA BAŞLADILAR. SEKTÖRDE YATIRIMCI KİMLİĞİMİZİN YANINDA MANAGEMENT OLARAK DA VARLIĞIMIZI ARTIRMAYI PLANLIYORUZ.


Sektördeki yatırımlarınıza nasıl devam edeceksiniz?

Benim ve kardeşimin çocukları da sektörle alakalı. İkinci jenerasyonun yatırımlara devam edebilmesi, kendi başlarına karar alabilmeleri, fikirlerini hayata geçirebilmeleri için, Point Hotel Management isimli bir yönetim şirketi kurduk. Ankara’da bir otelin işletmesini alarak çalışmaya başladılar. Sektörde yatırımcı kimliğimizin yanında management olarak da varlığımızı artırmayı planlıyoruz.

Management’e yönelmenizde yatırım maliyetlerinin artmasının bir etkisi oldu mu?

Sektörde hem yatırımcı hem de işletmeci olarak 28 yıllık bir deneyimimiz var. Karşımıza gelen bir yatırım planının yapılabilir olup olmadığını kolayca tahlil edebilecek birikime sahibiz.

Yatırımdan da vazgeçmiş değiliz. Yeni yatırımlar için arayışlarımız her zaman devam ediyor. Bunun yanında oluşan işletmecilik birikimimizi ve markamızın gücünü değerlendirmek için managemente girdik.

"Hedefimizde İzmir, Konya, Kayseri ve Gaziantep var"

Point markası İstanbul'da önemli bir başarı elde etti. Markanın işletme kabiliyetini değerlendirmemiz gerektiğini hissettik. Birçok yatırımcı otellerini işletmemiz için kendileri bize geliyor. İlk olarak Ankara’yı değerlendirdik. Hedefimizde İzmir, Konya, Kayseri, Gaziantep var…

Point markasının karakteri nasıl şekillendi?

Aile ve ikinci jenerasyon işin içine girdiğinde güncel gelişmeler ve ayrıntılar daha iyi takip edilebiliyor. Özellikle oğlum Gökhan sektörün çok içinde ve İsviçre’de bu konuda tahsil gördü.

Oteller, yaşayan mekanlardır; yeme, içme ve yatmanın dışında başka şeyler de vermeniz lazım. Oğlumun önerisiyle “art-tech otel” konseptini geliştirdik. Modern sanat eserlerini misafirlerimizin yaşamına dahil ettik. 10 sene önce hayata geçirdiğimiz bu konsept, markamıza ayrı bir değer kattı. Otellerimizin genel alanlarını insanların güzel vakit geçirilebilecek mekanlar olarak tasarladık. Sanatla ve teknolojiyle iç içe modern iş oteli konsepti yarattık. Bu konseptimizi geliştirerek markamızı güçlendirmeye devam etmeyi planlıyoruz.


DÜNYANIN SAYILI TURİZM ÜLKELERİNDEN BİRİ HALİNE GELDİK. ARTIK VERİMLİ VE KARLI YÖNETİLMESİ GEREKEN CİDDİ BİR KAPASİTEMİZ VAR. PLANSIZ VE KONTROLSÜZ ŞEKİLDE DEVAM EDEN BÜYÜME, BELLİ BÖLGELERDE SEKTÖRE ZARAR VERİR BOYUTA ULAŞTI.


Sektörün sağlıklı büyüyebilmesi için otel yatırımlarının kontrol altına alınması önerisi son yıllarda daha fazla dile getirilmeye başlandı. Bu konuda TÜROB'un da Yatırım İzleme Kurulu kurulması yönünde bir önerisi var. Büyüme iradesi sergileyen bir yatırımcı olarak bu konudaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?

Türkiye’nin turizmle tanışması çok eski değil. İlk turizm hamlesi 1980’li yıllarda başladı. Planlı veya plansız yatırımlarla belli bir kapasiteye ulaşıldı. Yatırıma ihtiyaç vardı ve yapılan her yatırımın da sektöre belli oranlarda katkısı oldu. Fakat artık o süreç bitti ve planlama yapmak mecburiyet haline geldi.

Dünyanın sayılı turizm ülkelerinden biri haline geldik. Artık verimli ve karlı yönetilmesi gereken ciddi bir kapasitemiz var. Plansız ve kontrolsüz şekilde devam eden büyüme, belli bölgelerde sektöre zarar verir boyuta ulaştı. Bölge ve yatırım tipi olarak mutlaka planlanmaya gereksinim duyulduğunu düşünüyorum.

Sizce yeni yatırımlar nasıl yönlendirilmeli?

Geçmiş yıllarda yatırımlara, amortisman süreleri ve cazibe merkezleri yön verdi. Örneğin bir dönem İstanbul'da otel yapmak çok karlıyken artık hem artan kapasite hem de arsa maliyetleri nedeniyle o kadar karlı değil. Fakat Türkiye'de hala turizm alanında çok sayıda yatırım fırsatı var. Konsept ve bölge olarak farklı yönelişler içine girmekte fayda olduğunu düşünüyorum. Güneydeki deniz-kum-güneş turizmini hiçbir zaman inkar edemeyiz; fakat Anadolu'da gelişen kültür turizmini de görmezden gelemeyiz.

"Turizm yarattığı istihdam ile kritik öneme sahip"

Aynı zamanda turizm yarattığı istihdam ile Türkiye için bulunmaz bir sektör. Emek yoğunluklu turizm, Türkiye'nin genç nüfusuna istihdam sağlayabilir. Özellikle Güneydoğu Anadolu ve Karadeniz Bölgesi’nde turizm yatırımlarının teşvik edilmesi bölge insanına istihdam yaratmanın yanında kalkınmasına ve turizm varlıklarının dünyaya tanıtılmasına katkı sağlayacaktır.

"Size bir anımı anlatayım... "

Bu sektörün ne kadar önemli olduğunu daha iyi anlamanız için bir anımı anlatmak istiyorum... 1980’li yıllarda turizmi teşvik yasası çerçevesinde ‘kaynak kullanımını destekleme primi’ adı altında yatırım yapanlara iade edilen bir para vardı. Düşünsenize, kendinize bir otel yapıyorsunuz, devlet de yatırımın bir kısmını size iade ediyor. O zamanlarda bu durumu çok garipsemiştik. Taksim’deki Nippon Oteli bu pirimi alarak yaptık. Sonra zamanla anladık ki aldığımız o paraları 2.5 yılda kurumlar vergisi olarak devlete geri ödemişiz. Eğer devletin o desteğiyle otel yapılmamış olsaydı, ortada tahsil edecek kurumlar vergisi de olmayacaktı. İlk 2.5 yılda verdiğini aldı, 25 yıldır da almaya devam ediyor. Desteklediği yatırımın istihdama ve ülke ekonomisine sağladığı katkıları da saymıyorum. Bu bakış açısıyla ben turizmin hala desteklenmesi gerektiğini savunuyorum.

İstihdam stratejiniz ve bu alanda yaptığınız çalışmalardan bahsedebilir misiniz?

Meslek liseleri ve yüksekokullar insanları yetiştiriyor, ama turizmde asıl okul otellerin kendisidir. Okuldan mezun olan veya staj için gelen çocuk asıl eğitimi otelde görüyor. Gerçek anlamda misafirlerle otelde karşı karşıya geliyor.

Geçmiş yıllarda personel yetiştirmek için Bilgi Üniversitesi ve Beyoğlu Belediyesi ile iş garantili sertifika programları düzenledik. Programa özellikle bölgede yaşayan gençleri dahil ettik. Eğitim alan gençlerimizi Taksim’deki otellerde istihdam ettik. Proje oldukça başarılı olmuştu.

İstanbul'da bir dönem çok sayıda yeni yatırımın hizmete girmesiyle kalifiye personelde belli oranda bir sirkülasyon oldu. Yeni açılan otellerin bir çoğunda bizde yetişen personeli görmek mümkün. Fakat artık bu süreç de durdu sayılır.

Ayrıca turizm eğitimini planlarken resort ve şehir otelciliğinin koşullarını da göz önünde bulundurmak gerektiğini düşünüyorum. Çünkü benzer yanları olduğu kadar çok farklı yönleri de mevcut.


GELECEKTE DİJİTALLEŞMENİN SEKTÖRDE DAHA ETKİN HALE GELECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM. BU KONUDA DA DOĞRU YOL HARİTALARININ ÇIKARILARAK, ÇALIŞMALARIN GELİŞEN ULUSLARARASI TRENDLER DOĞRULTUSUNDA YAPILMASI GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM.


Online kanalların etkinliği arttıkça seyahat kültürü de değişiyor. Sizin bu konuda öngörüleriniz ve hazırlıklarınız nelerdir?

Otellerimiz iş oteli konseptinde. Online rezervasyonun toplam rezervasyon içindeki payı her geçen yıl artıyor. Taksim’deki otellerimizi gruplar da tercih ediyor, fakat biz iş oteli kimliğinin öne çıkmasını istiyoruz. Gelecekte dijitalleşmenin sektörde daha etkin hale geleceğini düşünüyorum. Bu konuda da doğru yol haritalarının çıkarılarak, çalışmaların gelişen uluslararası trendler doğrultusunda yapılması gerektiğini düşünüyorum.

İstanbul'un Anadolu yakasında bir yatırım planlıyor musunuz?

Yatırım kararı verirken birçok farklı faktörü göz önünde bulundurmanız gerekir. Bu faktörler içerisinde en önemlilerinden biri de segmenttir. Yatırım yapacağınız turizm segmenti doğal olarak sizi belirli bölgelere doğru yönlendirir. Kongre, kültür ve inanç gibi turizm çeşitlerinden müşteri almayı hedefliyorsanız yatırımınızı Avrupa yakasında uygun lokasyonlara yapmanız gerekir. Kültür turuna gelen turist gidip Pendik'teki bir otelde konaklamaz. Ben Anadolu yakasında otel yapılmaz demiyorum. Doğru planlama ve doğru pazar analizi yaparak elbette yapılır. Ama Pendik'teki otelin fizibilitesini yaparken Tarihi Yarımada'yı gezmek için gelen turistleri hesaba katmayacaksın. Bu nedenle ne kadar otel yoğunluğu olursa olsun, Avrupa yakasının yatırım açısından Anadolu yakasından daha cazip olduğunu düşünüyorum.


3. HAVALİMANI ELBETTE POTANSİYEL YARATACAKTIR, FAKAT ÇOK BÜYÜK KAPASİTE OLUŞACAĞINI TAHMİN ETMİYORUM.


3. Havalimanı’nın açılması otel yatırımlarını nasıl etkiler? Basın Ekspres yolu gibi yeni bir otel lokasyonu dağar mı?

Basın Ekspres Yolu’ndaki otelleri “havalimanı oteli” olarak tanıtıyorlar. Size soruyorum, hiç havalimanı otelinde kaldınız mı? Ben kalmadım... Defalarca yurt dışına gittim geldim fakat hiçbir zaman havalimanı otelinde kalmadım. Havalimanı oteli havalimanın içinde veya hemen yanı başındaki oteldir. TAV’ın havalimanında işlettiği otel bir havalimanı otelidir, ama Basın Ekspres Yolu’nun İkitelli çıkışındaki otelin havalimanıyla ne alakası var? Bölgedeki 20 tane otelin hepsi havalimanı oteli; böyle bir şey konsept yok!

Şirketler, misafirlerini özellikle ofislerinin yakınındaki otellerde ağırlamayı tercih ederler, havalimanında değil.

3. Havalimanı elbette potansiyel yaratacaktır, fakat çok büyük kapasite oluşacağını tahmin etmiyorum.

Son iki yılda İstanbul’un turist profilinde de ciddi değişim yaşandı. Özellikle Taksim bölgesinde Ortadoğulu turist sayısında ciddi artış var. Bu değişim otellerde nasıl yansıdı?

Değişen demografik yapıya bağlı olarak hizmet tarzında da ufak tefek değişiklikler oluyor. Fakat ana hizmet standartlarında herhangi bir sapma yok; olmaması da lazım. Neticede konaklama sektörüsünüz ve vermeniz gereken standart hizmetler var.

Fakat müşteri talepleri doğrultusunda, özellikle mutfak ve transfer konusunda değişen talepler oldu. Otellerimiz de bu taleplere hızla adapte olmayı başardı.

Bazı otel patronları otelin iç işleyişine fazlasıyla dahil oluyor ve profesyonellerin yetki alanlarını daraltıyor. Sonunda her şeyle ilgilenen otel patronu ve karar alamayan otel yöneticileri ortaya çıkıyor. Siz, oteldeki mesafenizi nasıl ayarlıyorsunuz?

Bu aslında biraz da insanların birikimi ve hayat hikayesiyle ilgili. Hayata sıfırdan başlamış, olanaklarını zaman içerisinde çalışarak kazanmış, yatırımlarını kazandığı parayla yapmış kişi ile var olanı geliştiren yatırımcının davranışı farklılık gösterebilir. İlk oteli açtığım zaman, otelin bir genel müdürü vardı. Ben de ön büro müdürüydüm. Otelin sahibi olmama rağmen gerçek anlamda üstlendiğim görevi yerine getiriyordum. Bir müddet sonra otellerin genel müdürlüğünü üstlendim. Genel müdür de otelde çalışan kategorisindedir ve ben bugüne kadar otellerimde gerçek manada çalıştım. Patron-çalışan ilişkisinden ziyade, yönetici çalışan tarzında bir ilişki kurmaya özen gösterdim.

Çocuklarım da bu bakış açısıyla yetişiyor. Hepsi şuan bir otelin ya genel müdürü ya da pazarlamadan sorumlu yöneticisi olarak çalışan statüsünde. Bizde ‘bu otelin patronuyum sabah istediğim saatte gelir akşam istediğim saatte çıkarım’ diye bir anlayış yok.

Şimdilerde işleri çocuklar yürütmeye başladığı için artık misafir gibi gelip gidiyorum. Bir ofisim var, orada görüşmelerimi yapıyorum.

Yatırımcı olarak bizim profilimiz alışılagelmişin biraz ötesinde. Büyük ölçüde işin emek veren tarafında olduk. Sizin düşündüğünüz manada bir patronluk kimliğimiz yok. Otellerimizin çalışanlarından biri olarak durmaya özen gösterdik. Çocuklarımın da aynı yoldan işi öğrenmeleri ve ilerlemelerini memnuniyetle izliyorum.


GALATASARAY GİBİ BÜYÜK BİR CAMİANIN SORUMLULUĞUNU ALMAK, BAŞKANLIĞINI YAPMAK BENİM İÇİN EŞSİZ BİR DENEYİMDİ. HAYATIMIN EN ÖNEMLİ VE UNUTULMAZ DÖNEMLERİNDEN BİRİ OLARAK KABUL EDİYORUM.


Galatasaray gibi Türkiye’nin en büyük markalarından birinin başkanlığını yaptınız. Öncesi ve sonrası olarak kıyaslarsanız, Galatasaray başkanlığı size neler kattı, yaşamınızda neleri değiştirdi?

Mutlaka önemli değişimler oldu. Turizm sektöründe yöneticilik yaparken, çalışanlarınızı yönetirken bir yandan da otelinize giren binlerce insanı memnun etmek için çalışıyorsunuz. Kulüplerde beklentilerinin karşılanması ve memnun edilmesi gereken ciddi bir taraftar topluluğu var.

Kulüp yöneticiliği doğal olarak mesaimin büyük kısmını alıyordu. Şirket içindeki yeni yatırımlardan sorumluyum, bu süre zarfında bu alana yeterince ağırlık veremedik. Artık yeni yatırımlarla ilgilenmek için daha fazla zamanım olacak.

Galatasaray gibi büyük bir camianın sorumluluğunu almak, başkanlığını yapmak benim için eşsiz bir deneyimdi. Hayatımın en önemli ve unutulmaz dönemlerinden biri olarak kabul ediyorum.

3000'den fazla otele ulaşan tek Otelci Birliği dergisi

Abone ve Reklam için TIKLAYINIZ

Yorumlar
Ferit Volkan
11 Haziran 2018, Pazartesi 01:17
Boylesine guzel bir soylesi nedeniyle hem Sevgili Dursun Ozbeki ve de soylesiyi yapamiyoruz ictenlikle kutlarim.
Yorum Yaz
Yorum için en fazla 1000 karakter girişi yapılabilir!
 
 
captcha