Bu arılar gerçekten vızıldıyor mu?

Mehmet Güneli
Mehmet GüneliGazeteci-Yazar
17 Haziran 2018, 21:32

Kıymetli edebiyatçılarımızdan biriyle, onun da işin içinde olduğu projemiz için konuşuyorum, sosyal medya desteği istiyorum kendisinden. Bana şimdiye kadar sosyal medyayı hiç kullanmadığını ve kalan ömründe de bundan uzak durmayı tercih ettiğini söylüyor.

Daha önce cep telefonu kullanmaya mesafeli olan insanlar tanımış ve nasıl olur diye düşünmüştüm. Aslında sosyal medya benim yaşımdaki insanların ömründe küçük bir parça. Ama öyle bir yere gidiyor ki sadece tüketimi yönlendirmesiyle değil duyguların ve eylemlerin vücut bulduğu bir organizma haline geliyor. İşin sosyal ve deneysel bilimcileri ilgilendiren pek çok yönü olduğu ortada. İnsanlar için tıpkı bir takımı sıkı sıkı tutar gibi, birine delice aşık olmuş gibi vazgeçilmez bağımlılık halini alan tarafları ortaya çıkıyor.

Sosyal medya araçları arasında 7’den 70’e herkesin kendini ifade ettiği bir mecra mutlaka var. Benim gibi matbu kültürün okur yazarlığı ile bugüne kadar gelenler zaman zaman bu kanalları uzak durulması gereken birer ‘illet’ şeklinde görse de içinde olmaktan kendimizi alıkoyamadığımız da bir gerçek. Bazen iş için olmasa sosyal medya hesaplarımı kapatırım dediğim de olmuyor değil! Çünkü bizden çaldığı zaman bu kısa ömürde pek değerli..

Sosyal medyanın ontolojik halini bir kenara bırakıp reel ekonomide ve özellikle seyahat endüstrisinde nasıl kullanıldığına biraz bakalım…

Dijital alemi arıların bal yaptığı büyük bir kovan olarak görürsek peteklerin bir kısmını da sosyal medya araçları olarak hayal edebiliriz. Hangi petek size lazım? Mesela Facebook daha çok 45 yaş üstünün mecrası haline dönüştü ama ‘multi-purpose’ karakteri de kazandı. Instagram ise gençlerin, gezmeye, seyahate düşkün olanların, yemek-içme, fotoğraf-video meraklılarının buluştuğu yer haline geldi. Bu mecrada aşağı-yukarı kaydırılan (scroll) parmak hareketleri, sempatik kırmızı kalpler ve emoji odaklı iletişim markanızı veya ürünleri müşteri gözünde konumluyor. Youtube ise bir tür alet çantası. İçinde yok yok! Özetle sosyal sorumluluktan zeka kokan hareketlere kadar pek çok atraksiyon bu mecralarda can buluyor.

Şirketinizin son tüketici ve sektöre dönük iletişim dili oluşturabilmesi için içinde SEO çalışmaları ve sosyal medyanın da barındığı büyük bir content şemsiyesine ihtiyacınız var! Bu öncelikle sabır gerektiren bir iş ve bizdeki haliyle turizm sektörüne pek uygun değil. Ancak değişmek zorundasınız; content’e değer aktaramayanların sürdürülebilir bilinirliğinin zorlaşacağı ve gelecekte daha çok reklama para harcamak zorunda kalacak olması da ayrı bir gerçek.

Son yıllarda pek çok ajans sosyal medyanın farklı alanlarında markalara hizmet vermeye başladı. Plaza diliyle yapılan toplantılarda bu işin guruları bir çırpıda kendini belli etti. Turizm şirketleri bünyesinde sosyal medya ayrı bir departman haline geldi veya pazarlamanın en güçlü silahına dönüştü. Şirketler için sosyal medya hesapları derin mesaj, doğrudan satış gibi fayda/değer üreten bir misyon üstlendi. Kim ne kadar doğru yapıyor o kısmı uzun ve ayrı bir değerlendirme gerektirir ancak peteğin kaliteli bal üretmesini istiyorsanız çalışkan, vız vız arılara ihtiyacınız var! Teşbihte kusur olmadığı bir gerçek; çünkü sahte bal üretimi ne kadar yaygınsa sosyal medya adına şirketlere iş yapanların merdivenaltı da o kadar mevcut. Peki kim bu arılar? Neden onlara ihtiyacımız var?

Takipçileri için içerik üreten hesap sahipleri…Ya da siz mecra ve yapılan işin biçimine göre influencer, blogger, youtuber, instagramer gibi İngilizce’den geçen isimlerle onları tanımlıyorsunuz. Başta gençler olmak üzere belli bir ilgi alanına göre insanları etkileyerek onları yönlendirenler…

Bu arılar gerçekten güzel vızıldıyor mu?

Bugün artık influencer’lar birer tanıtım formasyonu, iletişim köprüsü haline geldi. Ürün ve hizmetlerinizi son tüketiciye ‘birinin memnun kalarak kullandığını’ göstererek ulaştırmanın en isabetli yollarından biri oldu. Turizm sektöründe başta oteller ve tur şirketleri olmak üzere pek çok firma bir/birkaç hesap yöneticisiyle çalışıyor. Aralarında marka elçisi kıvamında olan olayın felsefesiyle de uğraşan, bu işin kaliteli vizörleri de bulunuyor. Özetle arılar vızıldıyor; hem pazarlamada hem de satışta onlara ihtiyaç var.

Sosyal medyada elimizi zora sokan gerçekler de yok değil. Kısmen teknolojinin gelişmesiyle sorunlar çözülmeye başlasa da kime, neye göre itibar göstermeliyiz meselesi de ayrı bir sorun olarak duruyor. Parayla satın alınan takipçi ve beğeniler, çoğu sizin kitleniz olmayan takipçi barındıran, birbiriyle geçinemeyen, kendi arasında gruplaşan ve markaları da buna göre davranmaya iten hesap sahipleri var.

Ancak benim size tavsiyem, her zaman niteliğin niceliğin bir adım önünde olduğuna inanın. Markanıza yakın duran hesapları tercih edin. Yani çok takipçisi olması değil, o hesapta neyin nasıl anlatıldığına, mecrasına ne kadar uygun olduğuna bakın! Mutlaka bir uzmandan yardım alın. İşin keyifli ve eğlenceli tarafına kapılıp bizim çocuk bunu halleder ucuzluğuna kaçmayın! “Şans, şanssızlığın, o sırada orada olmamasıdır” der Schopenhauer… Oyunu kuralına göre oynasanız da eksik ve işin şansa kalan tarafları her zaman olacaktır.

Gelecek yazı: Arıların iğnesi batar mı?

Not: Yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarlar sorumludur. www.turizmajansi.com ile bağlantı kurulamaz; site sorumlu değildir.
Yorumlar
İlk yorum yapan siz olun.
 
  Yorum için en fazla 1000 karakter girişi yapılabilir!
captcha