Bağlıkaya: Tek yetkililiğe itiraz ediyoruz diye bize cephe aldılar

Bağlıkaya: Tek yetkililiğe itiraz ediyoruz diye bize cephe aldılar
27 Kasım 2022, 02:42
TÜRSAB’ın yeni yasasının çıkarılmamasının altında yatan asıl nedenin, içindeki haksız rekabeti ve tek yetkililiği önleyici maddeler olduğunu ifade eden Bağlıkaya, “Yasayı ETS yasası haline getirmek istediler. Tek yetkililiklerine itiraz ediyoruz diye bize cephe aldılar. Yasanın çıkmasını aslında hep bu yüzden engellediler. Her şeye rağmen TÜRSAB’ı ETS’nin arka bahçesi yapmadık. Bu nedenle, her zaman her fırsatta acentaların işlerini zorlaştırmak için ellerinden geleni yaptılar, yapmaya da devam ediyorlar” dedi.

TÜRSAB’ın 25. Genel Kurulu’nda konuşan Firuz Bağlıkaya, etkili bir konuşma yaptı. Seyahat acentalarının haklarını savunmadaki kararlılıklarının devam ettiğini belirten Bağlıkaya, “Başladığı işi bitirmeyi yaşamının ilkesi olarak benimsemiş, eğilmeyen bükülmeyen, doğru bildiğinden şaşmayan, mücadeleden kaçmayan, mesleğimizi savunmak adına hiçbir tehdide pabuç bırakmayan, gözünü budaktan zerre sakınmayan bu uğurda her türlü kumpasla mücadele etmiş bir kardeşiniz olarak, yareniniz olarak, yoldaşınız olarak burada bu kürsüden sizlere sesleniyorum” diyerek konuşmasına başladı.

Mesleğimize saldırılar devam ederken mücadeleyi yarıda bırakmak bize yakışmaz

Mücadeledeki kararlılığını vurgulayan Bağlıkaya, “Mesleğimize her gün bir yenisi eklenen saldırılar devam ederken, birliğimizi yok etmeye çalışanlar her gün yeni bir tezgah kurarken ve daha kötüsü içimizde bu işlere alet olanlarda varken buraları terk etmek, mücadeleyi yarıda bırakıp kenara çekilmek bize yakışmaz” dedi.

Bağlıkaya, TÜRSAB’a ve Seyahat acentalarına yapılan haksızlıkları genel kurula anlattı

TÜRSAB’a ve seyahat acentalarının aleyhine yapılan girişimlere değinen Bağlıkaya şöyle devam etti: “TGA’ya TÜRSAB’ı almamak için türlü bahaneler, yalan yanlış gerekçeler ürettiler. Hac-umre yapan üyelerimizi bizden koparmak için bir gecede sürpriz düzenlemeler yaptılar. Konaklama vergisi ile ilgili kurumumuzun görüşü dahi sormadan yasa çıkarttılar. Turizmi teşvik kanunu içine otellere transfer hakkı veren maddeleri sakladılar; rehberlikle ilgili ihtiyaçlar için birliğimiz talepleri doğrultusunda yapılan düzenlemeleri bir türlü meclise sevk etmediler. KOMER’i ayağa kaldırmamızı engellediler, Lütfü Kırdar’ı elimizden almak için her türlü baskıyı kurdular. Birliğimizi icraya verdiler, vakfımızın seçilmiş yönetim kurulu üyelerini bağış topladı diye savcılıklara sevk ettiler; davalar açtırdılar. Villa kiralama işleri acentaların işi değil emlak komisyoncularının işidir diye resmi görüş verdiler. Transfer sorunumuzu bilerek çözmediler. Elimizdeki Irak vizesi işini aldılar TÜRSAB’ın gelirlerini engellediler. TÜRSAB’ın elinde eskiden kalmış müze biletlerinin bedellerini dahi ödemediler. TÜRSAB’ın Bakanlıktaki teminat mektubunu nakde çevirdiler. Acenta kuruluş bedellerini yükseltin, kuruluşu zorlaştıralım dedik, yapmadılar… Aidatların düşürülmesi ile ilgili taleplerimizi yerine getirmediler. Ankara’da Cer Modern diye bir kongre merkezimiz vardı, elimizden alıp alt kiracımıza kiraya verdiler. Kaçak faaliyetler ile ilgili caydırıcı ceza uygulamaları ve araç bağlama ile ilgili taleplerimizi görmezden geldiler.”

“TÜRSAB’ı ETS’nin arka bahçesi yapmadık”

TÜRSAB’ın yeni yasasının çıkarılmamasının altında yatan asıl nedenin, içindeki haksız rekabeti ve tek yetkililiği önleyici maddeler olduğunu ifade eden Bağlıkaya, “Haksız rekabete müdahale edebileceğimiz maddelerin tamamını yasadan çıkartmaya çalıştılar. Yasayı ETS yasası haline getirmek istediler. Tek yetkililiklerine itiraz ediyoruz diye bize cephe aldılar. Yasanın çıkmasını aslında hep bu yüzden engellediler. Her şeye rağmen TÜRSAB’ı ETS’nin arka bahçesi yapmadık. Bu nedenle, her zaman her fırsatta acentaların işlerini zorlaştırmak için ellerinden geleni yaptılar, yapmaya da devam ediyorlar.”

“Haksızlıklara itiraz edemeyenler mi TÜRSAB’ı ileriyi taşıyacak?”

Bakan Ersoy’un TÜRSAB ve seyahat acentaları aleyhine girişimlerine mevcut adaylardan bugüne kadar bir tepki gösterilmemiş olmasını da eleştiren Bağlıkaya, “Bunlar herkesin gözleri önünde oldu. Bir kez daha gördük ve anladık ki her ağacın kurdu özünden olurmuş. Değerli yol arkadaşlarım, tüm adayların aday olmadan önceki sosyal medya hesaplarını, basın yayın organlarındaki beyanatlarını oy vermeden lütfen inceleyin. Bu arkadaşların acentalara karşı yapılan hiçbir haksızlığa itiraz etmediklerini ses çıkarmadıklarını göreceksiniz. Bunların ellerini taşın altına koymadıkları yerde biz başımızı koyduk. Bunlara gıkı çıkmayan arkadaşlar mı TÜRSAB’a hizmet edecek? Bunlarla iş tutup onların icazeti ile burada aday olanlar mı bu kurumu ileriye taşıyacaklar. İcazetle gelenler irade koyabilir mi? Seyahat acentalarının kanına ekmek doğrayanlarla yan yana fotoğraf verenler, Birliğe kayyum atanması için dilekçe verenler mi TÜRSAB’ı geleceğe taşıyacak?

Beş yıldır aidat borçlarını ödemeyenler işbaşına gelince sizce ne yapacak? Başkan yardımcısıyken ihale serüvenleri tefrika olanlar başkan olsa neler yapacak acaba? Yazdığı dilekçede başkan adayı olduğu kurumun ismini dahi doğru yazamayanlar, ya da mevzuattan bihaber olanlar, daha 2 -3 yıllık acenta temsilcileri mi işbaşına gelince her şeyi düzeltecek?”

“Sorunların çözümü için yasaya gerek yok diyenler sizlere yalan söylüyor”

TÜRSAB’ı yok etmek isteyenlere karşı mücadele edip kurumu güvenli bir limana ulaştırma konusunda kararlı olduklarını dile getiren Bağlıkaya, “Değerli arkadaşlarım, bizim yolculuğumuz kariyer yolculuğu değil; bizim yolculuğumuz misyon yolculuğudur. Sorunlarımızın çözümü için yasal düzenlemeye gerek yok diyenler, hikâye anlatıyor. Topu taca atıyor. Makama yalakalık yapıyor. Sizlere de açıkça yalan söylüyor. Gerek yok ise bugüne kadar çözseydiniz” dedi.

“Adaylardaki bilgisizliği görünce üzüldüm”

TÜRSAB’ın yönetime aday olanların gerçeklikten uzak ve yasalarla bağdaşmayan söylemlerinden üzüntü duyduğunu dile getiren Bağlıkaya, bu konuda ise şunları söyledi: “TÜRSAB, bu büyük kurumu bilmeyen, tanımayanların söylediklerini duyup, yazdıklarını okuyunca, hele de iki dönemdir bizimle beraber olanların kurumla ilgili cehaletleri ile yüzleşince çok üzüldüm. İki dönemdir yanımızda olanların düştükleri durum, içler acısı halleri, kendimi de sorgulamama neden oldu. Bu yüzden size söz veriyorum, seçilince ilk işim TÜRSAB Akademi’ye görev verip “TÜRSAB yönetici okulu” projesini hayata geçirmek olacak…

Özelikle genç üyelerimizi cesaretlendirecek, TÜRSAB ile ilgili bilgilendirecek, geleceğin TÜRSAB’ı için yetiştirecek. Bu projenin çok önemli olduğu bu genel kurulda açıkça ortaya çıktı. Bilgisiz, farklı niyetler taşıyan, kurumdaki sıfatlarını kullanarak, kurum olanaklarını kullanarak kendi işlerine bakanlar yerine, elleri işte gözleri oynaşta olanlar yerine, ciddi eğitimli gençleri kurumumuzun içine çekecek projelere ağırlık verip bir daha ki genel kurulda TÜRSAB’ı geleceğe taşıyacak güçlü adayların yarışını görmek isterim. Küçük bir ikbal uğruna bu mesleği yok etmek isteyenlerin kapısında kul köle olan kapı kullarından hayır bekleyemeyiz. Bize tertemiz, işinde başarılı seyahat acentacılar lâzım.”

Bağlıkaya’dan Ali Bilir, Bilal Korkmaz ve Aydın Yaylacıklar’a eleştiriler

Adaylardan Ali Bilir’in gelecek dönem yönetiminde yer bulamadığı için aday olduğunu belirten Bağlıkaya, Bilir’e hitaben “7 Ağustos 2022 pazar günü evimin bulunduğu siteye geldiğinizde, size listede yer vereceğimi söyleseydim, eminim şimdi burada beni öven konuşmacı olarak söz almış olacaktınız. Ali Bey’in 5 yıla yakın süredir 90’dan fazla yönetim kurulu toplantısında söyledikleri ve imzaları ortadayken, şimdi söylediklerine benimle birlikte yönetim kurulu üyesi arkadaşlarım da şaşırıyordur herhalde. İnsan 90 yönetim kurulu toplantısında muhalefet şerhi vermediği, altına imza attığı kararlarla yönetilen kurumla ilgili iftira atarken biraz insaf eder! İhale serüvenlerinizin tefrikaları gazetelerde televizyonlarda dolaşırken, sizi tekrar listeye almamızı beklemiyordunuz herhalde. Ama ben de sizin bütün bu olan bitene rağmen bu kadar pişkince çıkıp, iftiralarla dolu bir adaylık süreci yürütmenizi beklemiyordum doğrusu. 4 sene 10 ay her şey güzeldi, son iki ay mı çıktı bu işler. Siz bizim aklımızla zekamızla alay mı ediyorsunuz? Neden aday olduğunuzu siz de buradaki hazirun da gayet iyi biliyor.

Gelelim sevgili Bilâl Korkmaz’a… Alanya BTK başkanı olarak söylediklerini dinledik; sivri dilini anlayışla karşıladık, yanlış söylediklerine dahi sabrettik. Meslekteki kıdemine, emeğine saygı gösterdik. Kendisi Alanya BTK seçimlerinde aday oldu ve kaybetti. Kendi bölgesinde seçilmeyince TÜRSAB başkanlığına aday olacağını söylediğinde şaka yapıyorlar sanmıştım. Öyle ya, normalde kendi bölgesinde seçim kaybeden biri daha zor bir makama aday olmaz, ama oldu, hayırlı olsun. Kendisini sevdiğimi bilir, bundan cesaretle sormak istiyorum, BTK seçimlerini iptal etseydik, yine burada bize karşı aday olacak mıydın? Yıllardır kurumuna yükümlülüklerini yerine getirmen için ısrarcı olmasaydık, bu kuruma başkan olmak isteyecek miydin? Kurum aracını ve personelini kişisel ticari faaliyetlerin için kullandığın iddialarına ilişkin videolar gelince hakkında açılan disiplin soruşturmasında yanında dururken iyi insanlardık da şimdi mi kötü olduk? Her şeyi anlarım da neler yaptığını bildiğini sandığım, hakkında bir dolu şey söylediğin makamlarla, fotoğraf vermek uğruna kendini ortaya atmanı anlamam. Eş başkanlık yapmaya karar verdiğinizi basından okuduğum diğer adayın 2020 yılında kurduğu ilk seyahat acentası ile ilgili TÜRSAB’a geldiğinde tanıştım. Videolarındaki yalan yanlış, kaba ve saygısız konuşmalarına bakılırsa bu kurumda değil başkan aslında üye olmayı dahi hak etmiyor.”

Bağlıkaya konuşmasını şöyle tamamladı: “Değerli hazirun, sevgili arkadaşlarım. Beş yıldır, çok büyük borçları eriterek, her şeyi talan edilmiş kurumu ayakta tutarak ve bunları yaparken itibarımızı ve mesleğimizi koruyarak çalıştık. Bütün saldırılara göğüs gerdik, hemen hepsini bertaraf ettik. 2018’de işbaşına gelirken ilk işimiz yönetmeliği değiştirmek olmuştu. Yönetmelikte kurumun borçlanmasının önüne geçip hesapların açıklanma şartını getirmiştik. İştiraklerimiz dahil hesaplarımızı yayınladık, dikkatinize sunduk. Bakanlık 18 ay müfettişlere her işlemimizi inceletti. Çok şükür tek bir yanlışımızı bulamadılar. Bugün karşınızda her üç ayda bir bilançoları web sitesi yayınlamış, her işlemi ortada, her türlü denetlenmiş, hesapları aklanmış biri olarak bulunmanın keyfi ve rahatlığı içindeyim. Hani derler ya, ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz! Bizim işimiz ortada duruyor ve mücadelemizi herkes biliyor, görüyor…

Değerli arkadaşlarım, insanların olduğu gibi kurumlarında karakterleri vardır. İstikametlerini bu karakterler çizer. İstikametin içinde fırıldaklık, kaypaklık, zigzag çizmek yoktur. Elbette ki bir esneme alanı vardır, ama esnekliğin içinde 11.2000 üyesi olan bir koskoca kuruma olmasa da olur diye “bakanlara” neyin esnekliğini göstereceğiz. İzin verdiğimiz alanda izin verdiğimiz kadar var olabilirsiniz diyenlere eyvallah mı edecektim. Evet yasa çok da önemli değil, insaf ettiğiniz kadar, lütfettiğiniz kadar iş yapalım. Sizin keyfiniz, paşa gönlünüz kadar güvencemiz olsun mu diyecektim. Gölgeniz, yüksek düşünceleriniz bize lütuf mu diyecektik. Ne diyecektim. 11.000 küsür acenta bir tekelci acentanın izin verdiği kadar mı iş yapsın diyecektim. Ulufe bahşiş peşinde mi koşacaktım. Aman daha fazla kötülük yapmayın bu kadar kötülükle lütfen sınırlı kalın diye aman mı dileyecektim. Haksızlıkta uzlaşma olur mu arkadaşlar. Mandacılığa boyun eğilseydi, kolayına kaçılsaydı bugün özgür bir ülkede yaşayabilir miydik? Koskoca bir sektörü el etek öperek, kapıkulu olarak izin verildiği, uygun görüldüğü kadar mı yönetecektik? Biz bilmiyor muyuz taviz vererek can ciğer kuzu sarması olmayı. Biz nasıl rahat edeceğimizi bilmiyor muyuz? Makama değil, hizmete talip olduk. Şerre değil, hayra talip olduk. Kırmaya, dökmeye değil, birleştirmeye toplamaya talip olduk. Harama el uzatmadık, ikbale koşmadık. Haksızlık gördüğümüzde susup dilsiz şeytan olmak yerine haykırmayı, yok öyle demeyi seçtik. Kimseye saygısızlık yapmadık, ama kimseye de boyun eğmedik. Herkes kendisini seçenlere hizmet eder onun adamı olur. Beni siz seçtiniz ben sizin adamınızım… Bizim adımız odalardan kulislerden çıkmadı biz meydanlardan genel kuruldan bağrınızdan çıktık. TURSAB başında ben, sen, o olduğu için değil, üyeleri siz olduğunuz için önemli ve değerli. Kurumlar kurallarıyla, gelenekleriyle yönetilirler. Keyfe keder yönetildiklerinde eyvallah edilmezler. Selam olsun hak ve hakikat yolunda mücadele edenlere selam olsun. Haksızlık karşısında sessiz kalmayıp başını ortaya koyanlara. Helal olsun bu uğurda dökülen alın terlerine ve emeklere. Helal olsun bu mücadelede onurunu, şerefini siper edenlere… Yazıklar olsun gücün etrafında fırıl fırıl dönen fırıldaklara… Yazıklar olsun gücün ve makamın etrafında sarmaşık olanlara. Yazıklar olsun üç günlük dünya ikbali için yolunu mesleğini ve arkadaşlarını arkalarında vuranlara… Yolumuz açık olsun, Allah’a emanet olun.”

Yorumlar
İlk yorum yapan siz olun.
Yorum için en fazla 1000 karakter girişi yapılabilir!
captcha