Yazarlar (Turizm Meclisi)

Bacasız sanayi…

Murat Karabulut
Murat Karabulut
Mavi Tour

Turizmi seçeceğime, babam sanayiye verse miydi diye düşündüren mevzu; turizmci olduk ama, ‘‘Bir Sanayiye 'Baca' olamadık!’’

Şarkının dediği gibi, ‘sızım sızım sızlar içim, İçimde yıllardan kalma birikim’…

Yıllardır mesleki mevzuda yeri marabadan öteye geçemeyen bir sektör olarak, hor görülmekten, kıymeti harbiyesi bilinmemekten dertliyim; iadeiitibar mevzu bahsin de derdestim.

Her yıl yaşandığı gibi bu yıl da dönen aynı rutin… 2026 yılına geçiş ile beraber, 2025 yılına dair turizm istatistikleri açıklanmaya başladı. Açıklanmayanlarla ilgili de yorumlar gelmeye başladı. Bizim sektör ile ilgili şöyle bir göz ucuyla çalışma yapayım derken, bayağı içine girmişim… Çok detaya girmeden, istatiksel ayrıntıya boğmadan, sadece spesifik bir açıdan yaklaşarak sizlere bir şeyler aktarmak isterim. 

Her ne kadar konunun okulunu okumuş olmakla beraber, bizim sektöre dönük akademik anlamda tartışmaların sadece akademisyenler veya bu konuda ihtisas yapmış olan kişiler tarafından yapılması gibi bir kısıt önermeyi doğru bulmuyorum. Hatta bir adım da öne götürüp, sektör dinamiklerinin diğer sektörlerden çok farklı ve bu sektörün ‘Devinim halinde olan bir sektör olması’ sebebi ile içinde yaşayanlar tarafından tartışılıp yorumlanmasına zorladığına inanıyorum.

İşte bu külliyat tanımı içinde, yıllardır resmi bazda bizim sektörün olmazsa olmaz tartışma konuları;

  • Turist başı ortalama harcama
  • Tesislere geliş ve geceleme sayıları, ortalama kalış süresi ve doluluk oranları
  • Turizm gelirlerin, gayri safi milli hasıla içindeki payı
  • Turizm gelirlerinin ihracat gelirleri içindeki yeri ve turizm giderlerinin ithalat giderlerine oranı

Benim bugün kıyaslama ve dikkat çekmek istediğim konu, genelde bolca atıf yapılan ilk üç başlık değil de, 

‘Turizm Gelirinin–Genel İhracat Gelirine Oranı’. 

Yani ne yapsak ne etsek de bir türlü ‘‘Bir fabrikaya 'baca' olamama durumu.’’

Zannımca bu konuyu irdelerken sektörel olarak turizm gelirinin eksi yazan kısmı olarak değerlendirebileceğimiz ‘turizm gideri’ konusunu da dikkate alıp, reel geliri ortaya koymak için bundan arındırmak da gerek. Turizm gideri de neymiş derseniz, genel geçer anlamda yurtiçinde ikamet edip yurtdışını ziyaret eden vatandaşların turizm amaçlı yapmış oldukları bireysel ve paket tur harcamaları diyebiliriz. 
Ancak bunu da dikkate alırsak, Türkiye’nin toplam ithalat giderlerini de dikkate almamız gerekiyor. Bu yöntemi izlediğimde karşılaştığım endeks, bu verinin, yani turizm gideri verisini bu kıyasta konu etmeye değmeyeceği kanaatine vardım. 

Aşağıda yine de en başta, ‘Turizm Giderlerini-Genel İthalat Giderine oranı’ istatistiklerini buraya yapıştırayım ki konu daha iyi anlaşılabilir olsun.

TURİZM GİDERLERİNİN İTHALAT GİDERLERİNE ORANI (%)

Yıl

Turizm Gideri (milyar $)

İthalat Gideri (milyar $)

Oran (%)

2019

8.5

202.7

4.19

2020

2.4

219.4

1.09

2021

4.9

271.4

1.81

2022

7.8

364.4

2.14

2023

9.8

361.8

2.71

2024        

7,74

344,.08

2.25

2025 (Tahmini) *

9,40

376,8

2.49


* Vize alımına kolay ulaşılamaması, konjektürel siyasi riskler, TL'de sert değer kaybı, ekonomik daralma, enerji fiyatları artışı vb. baz alınmış tahmin.

 Peki artık turizm gideri konusunu bir tarafa bırakacak olursak, turizm geliri-genel ihracat geliri kıyaslamasına geçebiliriz sanırım. Aşağıdaki tabloda hemen pandemi öncesinden başlayarak bu yıla kadar olan istatistiksel durumu görebilirsiniz. 

TURİZM GELİRLERİNİN İHRACAT GELİRLERİNE ORANI (%)

Yıl

Turizm Geliri (milyar $)

İhracat (milyar $)

Oran (%)

2019

34.5

180.8

19.1

2020

12.1

169.5

7.1

2021

24.5

225.2

10.9

2022

46.3

254.2

18.2

2023

54.3

255.8

21.2

2024        

61,1

261,9

23,3

2025

64,3

270

23,81


Bu endeks bize gösteriyor ki pandemi sonrası dönemde önemli bir eşik aşılması söz konusu. 
1-  2025 verileri itibarı ile turizm geliri/ihracat oranı %25'e yaklaşacak. 
2-  Turizm, en büyük döviz kazandırıcı sektörlerden biri olmaya devam edecek
3-  2020-2025 döneminde oran 3.5 kat artmış olacak (7.1% → 23.80%)

Tüm bu istatistik rakamlarının en önemli kısmı, bunları doğru yorumlamaktan geçer. Hele hele yaşadığımız ülke Türkiye olunca kendimizi veya toplumu veya siyasi erki avutmak için bu rakamları istediğimiz yöne eğip bükerek yorumlamak mümkün. 

Şimdi bunları yazdım ya, sakın ola beni de uçtuk, kaçtık, turizm gelirlerimiz tavan yaptı aldatmacasının içinde yuvarlananlarla bir tutmayın sakın. Ne görüşüm ne de bakmak isteğim pencere bu değil. 

Kendi adıma burada dikkati çekmek istediğim husus şu; biz yani turizm sektörünün paydaşları, destekleyicileri, meslek örgütleri ve tabii en başta icracı konumda olan hükümet, ne kadar eksik ve faydalı olmayan politikalar üzerinden ilerlersek ilerleyelim, bu sektör hala, milli gelir anlamında başat olmaya devam ediyor. 

Bu ülkede neredeyse turizm adına hiçbir şeyi tam anlamıyla doğru yap-a-mamıza rağmen yine de bu sektör ‘’Ben en önemli sektörüm’’ diye bağırmaya devam ediyor. 

Lütfen, kendi kendimize bunu soralım; biz, sektörün kendi ruhunun yaptığını yapıp, bizatihi ‘BAĞIRIP, SESİMİZİ VE ÖNEMİMİZİ DUYURABİLİYOR MUYUZ?

İster kabul edilsin ister edilmesin, bu sektör ülkenin can simidi ve en büyük ekonomik gücüdür! Diğer sektörler sadece kendi içinde ekonomiye katkı sağlarken ve mutlaka yüksek ithalat girdileri ile bir taraftan alıp diğer taraftan verirken, bizim sektörümüz neredeyse kılçıksız bir gelir sağlamaya devam ediyor.

Peki bu istatistik çalışması ne anlama geliyor biliyor musunuz? 

Her 4 $ ihracata karşılık 1 $ turizm geliri olduğunu anlatıyor!

Bu istatistik çalışması nedir biliyor musunuz? 

Anlamanın ve kabul edilmenin bir türlü mümkün olmadığı TURİZM SEKTÖRÜNÜN İTİBAR VESİKASIDIR!..

Ve işte bunu her yerde, her platformda anlatmalıyız.

Bu istatistiklerin özetini, yeri geldiğinde hatta yeri zamanı olmadan da ‘Turizm Geliri, 60 Milyar Dolara dayanan TÜRKİYE CARİ AÇIĞININ tamamını karşılamaktadır’ diyerek anlatmalıyız. 

Ayrıca önemli bir konu daha var ki, özel sektör istihdamı sıralamasında sayısal olarak 1. Sektör olduğumuzu unutmadan bunu desteklemek şart. Hizmetler adı altında özetlenen sektörel ayrımda, 12,5 milyon kişi gibi bir rakam çıkıyor karşımıza. Bu, toplam Türkiye özel sektör istihdamının %55’ine tekabül ediyor. Müthiş!

Bazı alt sektörleri, yan sektör diye ayrımlaştırarak veya birbiri ile bağlantısını inkâr ederek, zayıflatıcı, küçültücü analizler sunmak ise, doğrudan turizmin tetiklediği kalemleri dikkate alınca değersizleşiyor. Bunun akademik anlamda da tartışılmaz bir gerçek olduğu apaçık ortada duruyor. Neyse bu da ayrı bir yazının konusu…

İşte tüm bunları her yerde, herkese anlatmalıyız. Neden bu kadar ısrarlı vurguluyorum? 

İşimiz turizm, istatistik değil ama, benim bu anlattıklarımı ezber ederek değil, arada geçen vurguları, bu istatistiklerin anlattıklarını anlamayan ya da ayırdında olmayanlara anlatmalıyız. 

Bu sektörün dinamikleri TUİK’in istatistiklerindeki bir rakam olarak görülemez. Turizmin öngörülerini, sektörün eksiğini, gediğini, aldığı, verdiğini sahada olanlar bilir. 

Bu noktada, ‘Bacamızı görmediği için bizi de görmezden gelenlere, kendimizi göstermeliyiz’ diyerek, aşağıdaki örnekleme üzerinden, bu mevzuyu bir başka mevzuya bağlama zamanı geldi sanırım. 

Yine bir darbımesel gibi misal;

Göreme Açık Hava Müzesinin, 2025 yılı ziyaretçi sayısının, 2019 yılı rakamı olan 2 Milyon 38 Bin ziyaretçi sayısının yanından bile geçmediğini, 1 milyon 184 bin 285 ziyaretçi sayısında kaldığını ne o istatistiği yapan memur bilir, ne o kaydı giren katip fark eder. Bölgede bunu hissedenler dışında kimse sana, bu yükseliş trendine rağmen müze giriş sayılarının hala düşük seviyelerde kalmasını anlatamaz.  
Soracağın sorgulayacağın yeri bilmez, hele bir de böylesi bir derdin olmazsa, bu istatistikler sana düşüşün sebebini de söylemez!

Tamam, Pir Sultan’ın dediği gibi “Kul olayım kalem tutan ellere” diyelim ama, artık biraz da kalemin ne yazdığına değil de neyi neden yazdığına yüzünü dönmek gerek.

Yani asıl, “Kâtip arzuhalim yaz yâre böyle” diyelim. Belki bir duyan, anlayan olur…

Bu konu da yani müze ve ören yeri girişleri sayılarının düşmesi, kallavi giriş ücretleri, gelirleri ve giderleri ise bir sonraki yazının konusu olsun…

Sağlıcakla kalın… 
 

Yorumlar (0)