Ayasofya kararı için bedel öder miyiz?

Hamit Kuk
Hamit KukTÜRSAB Yönetim Kurulu Üyesi
20 Temmuz 2020, 10:02

24 Kasım 2015 gününü hiç unutmam. Almanya’nın Düsseldorf şehrinde iş partnerimin ofisindeyiz.

Sabahtan akşama kadar 2016 yaz sezonunda daha fazla iş yapmak ve cirolarımızı arttırmak için neler yapmamız gerektiğini konuşup planlar yaptık.

Günün sonunda biraz yorgunluk biraz bıkkınlıkla mola verdik ve televizyonu açıp haberlere bakalım dedik. TV’yi açar açmaz Hava kuvvetlerimizin bir Rus uçağını düşürdüğü haberlerini izlemeye başladık

Oda da üç kişiyiz ve hepimizde derin bir sessizlik, ortalık adeta buz kesmişti. Sonra üç turizmci birbirimizin yüzüne baktık, sonra bir daha, bir daha baktık. Bu bakışların ne anlama geldiğini biliyorduk. Koca bir sezonu kaybettik dedim, bunca uğraş, bunca emek, zaman boşa gitti, geçmiş olsun arkadaşlar.

Diyeceksiniz ki; düşen uçak Rus askeri uçağı, Ruslarla yaşanan bir sorun bu, Alman pazarı ne alaka? Turizm işi öyledir işte. Almanya ve Rusya Türk turizminin ana pazarlarıdır. Biri hapşırsa diğeri grip olur. Sadece bu pazarlar değil bu pazarlarla paralel çalışan diğer yan pazarlar sadece grip olmakla kalmaz yatağa düşer. Buna biz turizmde domino etkisi diyoruz.

Dış politika hamleleri turizmi etkiliyor!

Ben dış politika uzmanı değilim ama bir tüccar olarak bilmem ve görmem gerektiği kadarını bilirim. Nede olsa turizmciyiz, bir anlamda güzel ülkemizin elçisiyiz.

Bana göre dış politika hamleleri bir hastanın tedavisi gibi hassastır, tedavide izlenen yol ve yöntem hastalığın seyrini değiştirir. Uygulanan tedavi yanlışsa hastanın ya bir uzvu ya da hayatı kaybedilir. İşte o kadar hassas bir konu.

Rus uçağını düşürdüğümüz gün daha olayın aslı anlaşılmadan o dönemdeki Başbakan Davutoğlu TV ye çıkıp “ Pilotumuza Rus uçağını düşürme talimatını ben verdim” dedi, yarım saat sonra bir başka hükümet yetkilisi “ Hayır asıl o talimatı ben verdim” dedi. Daha sonra anlaşıldı ki bu uçak düşürme kararını hükümet vermemiş FETÖ vermiş!

2017 yılında bir ulusa yapılabilecek en büyük hakareti yaptık ve Almanlara “Nazi” dedik, adamların anasına, avradına küfret ama Nazi deme. O kadar yani!

Ben 30 yıllık hem mektepli hem de alaylı bir turizmci olarak çok kriz gördüm, ama 2016 ve 2017’deki gibi kendi ayağına sıkan bir anlayış görmedim. Nihayetinde o dönem ki dış politika kazalarıyla o iki sezonu sadece biz turizmciler değil topyekûn ülkemiz kaybetti.

Bizler vatandaş veya tüccar olarak kazanmışız kaybetmişiz bir yerde çokta önemli değil ama bu ülkenin kazanması her halükârda önemlidir. Biz Rus uçağını düşürürken de Almanlara ‘Nazi’ derken de ülkemizin hangi menfaatlerine göre davrandık bilemiyorum.

Sonrası daha da vahim “ Ben talimat verdimden” bir yıl sonra özür mektubu ile Rusya’nın kapısını çaldık. Düşen uçağın parasını karşıladık, ölen pilot için kan parası ödedik ve daha bir sürü tavizler vererek süreci kurtarmaya çalıştık. Bütün bunların yanında 2 adet pilotumuz uçakla birlikte Akdeniz sularına gömüldü. Bulundular mı hatırlamıyorum bile.

Aynı şekilde Almanya pazarında da bedel ödemeye devam ediyoruz. Almanlara Nazi dediğimiz günden beri ülkemize gelen hakiki Alman sayısında artış olmadığı gibi bilakis azaldı. O günden sonra Almanya’dan gelenlerin sadece pasaportları Almandı.

Ülke olarak ne için bedeller ödemeliyiz?

Bir süreden beri ülke olarak bedellerini misliyle ödediğimiz bir dizi dış politika geri dönüşleri ile hem madden hem de manen kaybettik. Ülke olarak, sektör olarak, vatandaş olarak yaşananlardan nasibimizi aldık. İşlerimiz bozuldu, paralar kaybettik, üzüldük ama daha çok ülkemizin hırpalanmasına toplum olarak gururumuzun incinmesine kahrolduk.

Eğer sonunda ulvi bir amaç varsa ve bunun bir bedeli olacaksa ödeyelim, hatta ülke olarak tüm cihanı karşımıza alalım. Ama bunun karşılığı ülkenin kayıtsız şartsız çıkarları olmalı mesela.

Mesela, kurtuluş savaşı kahramanları Atatürk ve silah arkadaşları gibi topraklarımızı düşmandan kurtarırken tüm dünyayı karşımıza alalım ve bunun için hep birlikte bedel ödeyelim.

Mesela, Kıbrıs barış harekâtını yapan Ecevit ve o dönemdeki siyasi arkadaşları gibi Kıbrıs’ta ki soydaşlarımız ve Doğu Akdeniz’deki çıkarlarımız için tüm dünyayı karşımıza alalım. Hatta bunun için ambargoya uğrayalım, bedeller ödeyelim.

Güzel ve yalnız ülkemin çıkarları için dünyayı karşısına alan bir dış politika külhanbeyliğine kurban olalım ve gerekirse bunun bedelini ödeyelim ama ülkemize hiçbir faydası olmayan dış politika hoyratlığına soyunmayalım.

Ayasofya kararı nasıl değerlendirilmelidir?

Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u fethedip Ayasofya’yı camiye çevirdiğinde Osmanlı, sadece toprak bütünlüğü açısından büyük değildi, aynı zamanda dünyanın bilim ve teknolojide en gelişmiş imparatorluğuydu. Yani bugünkü Almanya, Rusya, ABD, Çin gibi ülkelerin bilim ve teknolojide ilerlemesi neyse öyle yani, şu anda onlar nasıl uzay çağını yaşıyorsa o günlerde Osmanlı aynen öyle bir çağı yaşıyordu.

Osmanlının kudretli padişahı şehri fethetmenin planlarını yapıp gemileri karadan sürmeye çalışırken o günlerdeki İstanbul’un Bizanslıları da tıpkı bugünlerin İstanbul’undaki gibi meleklerin kanatlarını tartışmakla uğraşıyordu.

1935’ten beri Müze olan ve 1990’lardan beri kısmen müze kısmen de cami olarak kullanılan Ayasofya’yı bugün sadece camiye çevirmekle ülke olarak ne kazanımlar elde ettiğimizin tartışmasından ziyade bir tornistan yapmayalım ve aldığımız kararın arkasında duralım ki ödemek durumunda kalırsak eğer, o bedellerin bir anlamı olsun.

Hiç olmazsa bundan sonrası böyle olsun.

Son söz; Ayasofya’yı cami yapmaktaki amacımız ecdadımızın mirasına sahip çıkmaksa eğer, günümüz dünyasında sembolik sayılabilecek değerlere sarılmak kadar, ülkenin gelişimini, dışarıya karşı çıkarlarını, bilimi ve teknolojiyi Fatih Sultan Mehmet’in anlayışıyla ele almak hiç kuşku yok ki bu ülkenin insanına, topraklarına ve hepsi kadar önemli İslam inancına en iyi hizmet olacaktır.

Krizi olmayan yeni bir turizm sezonu dileğimle..

Not: Yazının sorumluluğu yazarına aittir. www.turizmajansi.com ile bağlantı kurulamaz; doğacak hukuki sonuçlardan site sorumlu değildir.
Etiketler:Hamit Kuk
Yorumlar
Ahmet almaz
05 Ağustos 2020, Çarşamba 08:04
Ayasofya ic politikada koseye sıkısmıs bir iktidarin son ve cok gereksiz bir hamlesİ oldu. Ulke imajinda elinde kılıclı imamlar var artik avrupalinin kafasinda. Ulkey olarak dunyanin en unlu ve en guzel muzelerinden birisi olan Ayasofya yi , kapalicarsida halıcı dukkanına cevirdiler , heryerine kablolar lambalar halılar vs vs
V. Salih ÇENE
03 Ağustos 2020, Pazartesi 11:58
21. Yüzyılda Ayasofya üzerinden böylesi Halifelik hayalleri, Arap özlemi ve Cumhuriyet düşmanlığı üretilmesi beni derinden üzüyor ve Mustafa Kemal Atatürk’ün değerini çok daha iyi anlamamı sağlıyor. Allah sonumuzu hayır etsin....
Yılgör Yasin Demirtaş
22 Temmuz 2020, Çarşamba 12:49
Kendimizi zayıf hissetmeyelim. Güçlü olduğumuzu bilelim. Ulus olarak. Hiç bir şey olmaz. Merak etmeyin. Ayasofya türkler sayesinde bu kadar zamandır ayakta kalabildi. Cami olduğu için devamlı bakım gördü. Saygı gördü. Mimar sinan dokunuşlarıyle de güçlendirildi. Ama haçlılar neredeyse yıkıyordu. Hıristiyan mezhepler kendi arasında ayasofyayı önemsemedi. Şimdi daha rahatız
Yılgör Yasin Demirtaş
22 Temmuz 2020, Çarşamba 12:47
Değerli Hamit abim. Yazılarını zevkle okuyorum. Öngörülerin ve görüşlerin önemli. Ama ilk defa cevap verme gereği hissettim. Üzülerek. AYASOFYA başka bir şey sayın abim. Bambaşka bir şey. Bedeli her ne olursa olsun. Bir çağ başlangıcıdır. Türk ulusları ve islam dini bunun için çok bedel ödedi. Müjdelenmiş bir bedel. Ayasofya'nın bugün ibadete açılması, Türkiyenin de artık süper güçler arasında yerini almasıdır. Kaldırılan halifeliğin güçlenmesidir. Halifelik halen türk milletindedir. Bu ülke kurulduğunda, alfabemizi değiştirdiler, ezanımızı türkçeye çevirdiler. Kürtçenin yanında arapça ve farsça yani arap alfabesine yönelik tüm dilleri yasakladılar. Turban adı altında başörtüsünü dahi yasakladılar. Turizm bir sektör. kabul ediyorum. Ama sırf büyük birileri para kazanacak diye ülkemizi peşkeş çekemeyiz. Bu ülke mevcut devletimizle turizm sektöründe dahi daha güçlü hal aldı. Dİk duruşumuzla türk turizmcimizi dahi, bağımlı hale geldiğimiz operatör devletler karşısında güçlendirdi.
Cengiz Can
21 Temmuz 2020, Salı 11:18
top çevirmişsiniz, ayasofya için bedel öder miyiz? sorusunun cevabı yok. yazmaya korktunuz sanırım. ama önceki problemleri açık yüreklilikle yazmışsınız. yine de güzel yazı, elinize sağlık.
 
  Yorum için en fazla 1000 karakter girişi yapılabilir!
captcha