Turizoom Yönetim Kurulu Başkanı Ali Can Aksu, Türkiye konaklama sektöründe giderek derinleşen arz–talep dengesizliğine dikkat çekti.
Aksu; güncel otelcilik standartlarını karşılamayan tesislerin sektörde kalmasının fiyat baskısı, hizmet kalitesinde düşüş ve nitelikli iş gücü kaybı yarattığını ifade etti. Yazısında, her tesisin otel olarak faaliyet göstermesinin doğru olmadığını vurgulayan Aksu, plansız renovasyonların ve yanlış bütçelemenin yatırımları kırılgan hale getirdiğini belirtti.
Sürdürülebilir turizm için çözümün “daha fazla otel” değil, “daha doğru ve nitelikli oteller” olduğunu savunan Aksu şu değerlendirmelerde bulundu:
***
Konaklama sektöründe arz-talep dengesi alarm veriyor
Türkiye konaklama sektörü, uzun yıllar boyunca güçlü hizmet kalitesi ve misafirperverliğiyle dünya çapında önemli bir konuma ulaştı. Ancak bugün sektörün karşı karşıya olduğu temel gerçek şudur: Mevcut tesislerin önemli bir bölümü artık güncel otelcilik standartlarını karşılamıyor ve bu durum arz-talep dengesini ciddi biçimde bozuyor.
Bu tablo, sadece renovasyon ihtiyacını değil, turizm dışı kullanıma dönüşmesi gereken tesisler gerçeğini de gündeme taşıyor.
Standartlara uymayan tesisler turizm dışına çıkmalı
Türkiye’de otel ruhsatı taşıyan ancak, fiziki altyapısı yetersiz birçok sayıda tesis bulunuyor.
Bu tür yapıların tamamını “otel” olarak tutmaya çalışmak, sektörün genel kalitesini aşağı çekiyor. Otelcilik standartlarına uymayan tesislerin konut, ofis, öğrenci yurdu, rezidans veya farklı fonksiyonlara dönüştürülmesi hem şehirler hem de turizm sektörü açısından sağlıklı bir çözüm olacaktır.
Arz-talep dengesizliği Türkiye turizmini zorluyor
Türkiye’de özellikle bazı destinasyonlarda otel arzı, gerçek talebin çok üzerinde seyrediyor. Bu dengesizlik; Fiyat kırma yarışı, hizmet kalitesinin gerilemesi ve nitelikli personelin sektörden uzaklaşmasını beraberinde getiriyor.
Kalitesiz arzın sistem dışında kalması, güçlü ve nitelikli tesislerin önünü açacaktır. Her bina otel olmak zorunda değildir.
Kimliği olmayan oteller rekabet edemez
Arz fazlasının olduğu bir pazarda ayakta kalmanın tek yolu doğru markalamadır. Net kimliği olmayan, hedef kitlesini tanımlayamayan oteller, fiyat dışında rekabet edemez hale gelmektedir.
Her yenileme doğru dönüşüm değildir
Bugün birçok tesis, plansız ve stratejisiz yenilemelerle sorunu çözmeye çalışıyor. Oysa renovasyon, pazarlama stratejisi, hedef misafir profili ve gelir modeliyle birlikte ele alınmalıdır.
Yanlış yapılan renovasyon, arz fazlası olan pazarda sadece maliyet yaratır. Doğru yapılan renovasyon ise oteli rekabette birkaç adım öne taşır.
Yanlış hesap, yanlış sonuç
Dönüşüm sürecinin en kritik aşaması bütçelemedir. Eksik ya da gereksiz harcamalar, yatırımın geri dönüş süresini uzatır ve işletmeyi kırılgan hale getirir.
Ucuz dönüşüm değil, doğru dönüşüm kazandırır.
Kaliteli azlık, kalitesiz çokluktan iyidir!
Türkiye turizminin sürdürülebilirliği için, standart dışı tesislerin sistemden çıkması, arz-talep dengesinin yeniden kurulması, markalı ve nitelikli otellerin desteklenmesi artık ertelenemez bir zorunluluktur.
Bugünün şartlarında asıl ihtiyaç, daha fazla otel değil, daha doğru otellerdir.