19 Eylül 2017
E-Bültene Abone Ol!

2016‘ya veda 2017‘ye merhaba

Mert Okan
Mert Okan Orka Hotels Genel Koordinatörü
sayfayı yazdır, turizm ajansı
19 Aralık 2016, 18:24

Turizm sektörüne neredeyse 30 yıl önce adım attığımda, Türkiye’de yaklaşık 1000 tesis -100 000 yatak kapasitesi, 250000 kişi istihdam vardı. Yetişmiş kalifiye eleman ihtiyacı çoktu. 20 tane üniversitede turizm-otelcilik bölümü yanında, turizm meslek liseleri ve hızlandırılmış turizm meslek kurslarıyla eğitim veriliyordu. Yabancı dili olan gurbetçiler ya da iyi kolej mezunları ile yurtdışında yabancı dil eğitimi alanlar hızla sektöre giriyordu. Casinolar açıktı, bilgisayarlar ve otel programları çarşaf, manuel sistemin yerini almaya henüz başlıyordu. Teleks'in yerine geçen faks denen ofis cihazı büyük kolaylık sağlıyordu. Devletin desteğiyle turizm yatırımları artıyor, misafirler oda kahvaltı ya da yarım pansiyon konaklıyordu; kaliteli turist vardı...

1. Körfez Savaşı krizi, siyasi ve ekonomik birkaç kriz dışında 10 yıl geçti, 1996'da tesis sayısı 2000'lere, yatak kapasitesi 300.000'lere, istihdam 700.000'lere dayandı. Sonunda Rodos’taki yatak kapasitesini geçtik. Her şey dahil sistemiyle tanıştık. Bu sistemi misafirlerimiz de biz de çok sevdik. Arada Susurluk olayı yaşandı. Casinolar kapandı,50.000 kişiden fazla çalışan işsiz kaldı. Pkk terörü devam etti. Abdullah Öcalan yakalandı , 17 Ağustos depremi oldu. dünyada ve Türkiye'de terör olayları artarak devam ediyordu. Amerika'da 11 Eylül saldırısı yaşandı. Milat oldu, İstanbul'da, Londra terör saldırıları ardı ardına geldi. Yetmedi, dünyayı sars virüsü sardı.

Tarih boyunca kaynayan Ortadoğu durmadı, 2. Körfez Savaşı çıktı. Binlerce masum canı aldı, çok güçlü liderler ve diktatörler de gitti, ama ne yazık ki savaşlar bitmedi. İktidarlar değişti, bir 10 yıl daha geçtiğinde yaşanan onlarca krize rağmen Türkiye'de turizm ekonomisinde büyüme katlanarak devam etti. 2006'da nitelikli tesis sayısı 3000'lere, yatak kapasitesi 600.000'lere, istihdam 1.500.000'lere dayandı. Türkiye turizmde ilk 10 ülkenin arasına girdi. Mass turizm ivme kazandı. Uluslararası kongreler Türkiye'de gerçekleşmeye, cruise gemileri rotalarına Türkiye'yi eklemeye başladı. Yurtiçi otobüs seyahatlerinin yerini özel uçak şirketleri, bilgisayarın yerini cep telefonları, seyahat acentalarının yerini internet seyahat portalları almaya başladı. Kültür turizminin yerini sağlık turizmi, Avrupalı turistin yerini Arap turist almaya başladı. Sonrasında ABD'de Mortgage krizi çıktı, global ekonomik kriz her ülkeyi vurdu. Uluslararası büyük tur operatörleri, seyahat acentaları battı. Olumsuzlukların hiçbiri ya da yatak arzındaki fazlalık bile turizm yatırımlarını yavaşlatmadı; aksine hızlandırdı. Yurtiçinde ve yurtdışında gündem çok hızlı değişti; günlük kiralık rezidanslar, daireler de devreye girdi. Büyüme her şeye rağmen devam etti. Yabancı yatırımcılar, uluslararası otel zincirleri Türkiye'ye akın etti...

Son 10 yılda; yeni turizm yatırımlarıyla beraber 2016 da belgeli tesis sayısı 4000'lere, yatak kapasitesi 80.0000'lere, çalışan sayısı 2.000.000 kişiye (otel,seyahat acentası, havayolu -yiyecek-içecek eğlence sektörü) ulaştı.

İnternet ve teknolojinin gelişimiyle online kanallar dünya turizmine ipotek koydu. Deneyimli ve nitelikli eski model otel yöneticilerinin yerini, yeni model online'dan anlayıp, oteli bu kanallardan doldurabilen elemanlar almaya başladı.

2013 yılının 2. yarısında Gezi olaylarıyla birlikte Türkiye turizmi ilk kez ciddi düşüşe geçti. 2015 yılının sonlarına doğru ülkede yaşanan terör olayları, Rusya ile uçak krizi belirsizliklerin başlangıcı oldu. 2016'da her yaşadığımız olayda, herhalde artık bundan daha beteri olmaz diye düşünürken her seferinde daha beterini milletçe yaşayarak, darbeler alarak, bugünlere geldik.

Pek çok tesis kapandı. Kiralık tesisler havlu attı. Mülk sahibi patronlar, şirketler, işletmeler günü kurtarmaya çalışıyor. Krediler, borçlar yapılandırılmaya çalışılıyor. Her 5 turizm çalışanından 2'si işsiz. Çalışmaya devam eden 3 kişiden 1'i ücretsiz izinde; 2'si de düşük maaşla çalışıyor. Kalifiye işgücünün yarısını kaybetmiş durumdayız.Yenileri de ne yazık ki yetişmiyor. Turizm eğitimi alan gençler bu ortamda başka sektörlere kayıyor. Fiyatlar % 50-60, doluluklarda % 30-40 düştü. Uluslararası bazı tur operatörleri riskli gördüğü Türkiye'yi programlarından çıkarıyor. Ekonomi sallanıyor. 2016'da ultra her şey dahil, belirli aralıklarla çok kötü tecrübeler yaşadık. Yaşamaya da ne yazık ki devam ediyoruz. 40 milyon üzeri turistle 35 milyar dolar geliri ile yıllık ihracatımızın %20'sini geçen, ödemeler dengesine ciddi katkı sağlayan, 50'nin üzerindeki alt sektörünün çarpan etkisinin yanında, bugüne kadar yapılan 200 milyar dolarlık yatırımla Türkiye'deki turizm ekonomisinin ne kadar önemli, etkili ve büyük olduğu ortadadır. Ama ne yazık ki sektör sahipsizdir. 1. ligden küme düşmüş durumdayız.

2016'ya veda ederken, kimse söylemiyor ama kral çıplak biliyoruz... Bilemediğimiz 2017 ve ötesi, ne millet olarak ne de turizmciler olarak önümüzü göremiyoruz. Bugüne kadar çok kriz yaşadık, hepsi geride kaldı. Ancak bu seferki bitmiyor, kolay kolay bitmeyecek de.

Turizmde talep esnektir, başka yere gider, terör ve savaşın olduğu yerde turizmden bahsedemeyiz. Her yeni yıl yeni hayallerle, umutları, yeni başlangıçlarla hedefleri, yüksek bir enerjiyle başarma arzusunu beraberinde getirir. Son 30 yılda şahit olduğum ve kısaca yukarıda hafızalara hatırlatmalar yaptığım Türkiye turizmi, tüm paydaşlarıyla, tüm emekçileriyle yıllardır yazılan gerçek bir başarı hikayesidir.

Yoktan var olmuş bu topraklarda, İstiklal mücadelesini vermiş, Cumhuriyeti kurarak, devrimlerle mucizeler gerçekleştiren bir milletin evlatlarıyız.

Ulu önder Atatürk'ün Cumhuriyeti emanet ettiği, Türk gençliğine hitabesinde bahsettiği olumsuz koşulların pek çoğu, bugünün koşullarına göre gerçekleşiyor. Atatürk'ün Gençliğe hitabesini, özellikle son cümlede verilen mesaj çok önemli: Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

Bir de Türk gençliğinin Ata'ya cevabını, özellikle son cümlesini okuduğumuzda görevimiz ve varlığımız daha bir anlam kazanıyor.

Türkiye , çılgın Türklerin kanıyla, canıyla, aklı ve yüreğiyle yazdığı gerçek bir destandır. Öncelikle milletçe ve sektörce birlik olmalıyız. Çılgın Türk turizmcilerini bir araya getirmeli, turizm seferberliğini başlatmalıyız.

2017'ye merhaba dedikten sonra, kaldığımız yerden devam edeceğim.

Yaşanan bütün olumsuzlukların geride kalması, 2017'de dünyada ve Türkiye'de kalıcı barış ve huzurun, adaletin, demokrasinin, hoşgörünün, sevginin, hakim olması, iyilerin ve insanlığın kazanması ümidiyle, tüm meslektaşlarımın yeni yılını kutlar, her yerde turist dolu günler dilerim.

Etiketler:Mert Okan
Yorumlar